“BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL ENİŞTE BENİ NİYE ÖPTÜ”
BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL

Bülent Alpagut
- 05062218413
“BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL ENİŞTE BENİ NİYE ÖPTÜ”
Durup dururken devenin üzerinde insanı yılan sokar mı? Vallahi! Beni soktu. Bazı dostlarımdan zaman zaman Moymul Ovası ile ilgili haberler alıyorum. Bilindiği gibi Moymul Ovası Kütahya bazında önemli bir doğal meradır. Bu ova yıllar öncesinde Kocaçay’ın şiddetli yağışlar ardından yatağından çıkmasıyle bir süreliğine doğal bir göl görüntüsü verirdi. Öyleki; bu kısa ömürlü gölde yaban kazlarının,yaban ördeklerinin çığlıkları Moymullu hemşehrilerimizi hep mutlu etmiştir. Tek bir avcı kardeşim bu çığlıkları susturmamış, tek bir el tüfek ateşlendiği görülmemiştir. Bilinirdi ki; bu yaban kazları ve ördekleri şehrimizin geçici misafirleriydi de ondan….
Ne zamanki Kocaçay’ın önce yatağında bazı çalışmalar yapılmış,daha sonra merhum Cumhurbaşkanımızın yakın ilgileriyle Kayaboğazı Barajı yapılmıştır işte o zaman şiddetli yağışlardan olumsuz etkilenen Kocaçay dizginlenmiş ve artık Moymul Ovası bir daha o eski görüntülerini vermez olmuştur.
Moymul Ovası bir zamanlar binden fazla büyükbaşın otlağıydı. Moymul Halkı’nın büyükbaşları( Dombey,İnek, düve , tosun,öküz) bu doğal merada, Moymul Ovası’nda otlamıştır. Bu büyük hayvan varlığı gerek Moymul Mahallesi ekonomisine,gerekse Tavşanlı ekonomisine göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir gelir kapısı olmuştur. Yıllarca Moymul Halkı’nın ürettiği süt peynire. Kaymağa, tereyağına,yoğurda dönüşmüştür. Bugün Tavşanlı’da binlerce hemşehrimiz Moymul Mahallesi Sakinlerinin yetiştirdiği büyükbaşların ürünlerini yiyerek yaşamışlardır.
Bazı Moymullu hemşehrilerimiz Moymul Ovası için hukuk savaşı vererek bugünün Moymul Ovası’nı korumuşlardır. Hatta bu uğurda ceza alanlar ve hapis yatanlar da söz konusu olmuştur.
Merhum babam serbest avukat olarak görev yaptığı yıllar içinde Moymul Ovası ile ilgili açılan bir davayı da savunanlardandır. Neden? Çünkü Moymul Ovası’na küçük ölçekli bir hava alanı söz konusuydu. Bir enerji hattı boydan boya ovayı ikiye bölecekti. Bir su kanalıyla ova yine bir başka yönden kazılarak yara alacaktı. Bir köy yolu ile Tavşanlı şehir merkeziyle Derecik Köyü, Ayvalı Köyü ve bu köylerle bağlantılı diğer köyleri birbirine bağlayan ilk etapta bir toprak,sonra şose,daha sonra asfalt yol söz konusuydu. Moymul Ovası’nın bir köşesine küçük ölçekli bir çimento fabrikası gündemdeydi.
Yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef bir köy yolu, boydan boya bir su kanalı, yine bir baştan öte başa bir yüksek enerji hattı bu ovayı parçalamıştır. Demiryolu için söyleyecek sözüm yok. Allah’tan çimento fabrikası gerçekleşmedi. Onun da bazı olumsuzlukları olacaktı. Bir ara ovada yüksek kapasitede, büyükbaşlar üretim tesisleri de düşünülüyordu. O da olmadı. Yani Moymul Ovası mevcut haliyle bir süredir korunuyor. Bu konuda, Moymul Halkı’nın çabaları taktirlerin üzerinedir.
Ama Allah korusun aklıma merhum eski belediye başkanlarından meslektaşım Fevzi Coşgun’un bir sohbette sarfettiği sözler aklıma geliverdi. Ne demişti? “Bir gün altımızdaki kilimi çekiverirler de farkında bile olmayız” sözlerini ben de asla unutmadım.
Bakın size bir örnek; Bugün istenilsin Moymul Ovası elimizden kaçıverir. Bu nasıl olur? Moymul Ovası’nın bir tarım alanı olduğunu, bir mera olduğunu, bir büyük otlak olduğunu görmeyenler ortaya çıkabilir. Her ne kadar bu ova” Doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan”denilse de büyük alan kullanımı gerektiren Kamu Kuruluş Alanı Değildir Tarım Bakanlığı’nın bu doğal mera ve ovayı tarım dışı kullanımına onay vermemesi bugüne kadar Moymul Mahallesi Halkı’nın ve dolayısıyla Tavşanlılıların dik drmaları, taviz vermemeleri sayesinde olmuştur.
Ama size bir başka örnek daha verebilirim; Diyelim ki Adalet Bakanlığı’nın talebi, Çevde ve Şehircilik Bakanlığı’nın İmar değişikliği yapması yeterlidir. Kamu kuruluş alanları genişleyebiliyor. Örnekleri çok. İşte Kayseri/ Develi gibi. Allah korusun Tarım Bakanlığı bu ovanın tarım dışı kullanılmasına karar verdiğinde mesele kalmıyor. Ağzından kuş tutsan önleyemiyorsun. Tavşanlılı uyanık durmalıdır. Ben bir Tavşanlılı. Bir Tavşanlı Milliyetçisi olarak böyle bir tezgaha peşinen karşıyım. Allah’ın gizli cennetlerinden birisi olan Tavşanlı Moymul Ovası’nı lütfen kem gözlerden koruyalım derim.
ARİFAĞA CAMİSİ DUAYEN İMAMLARINDAN
İSMALİ DOĞRU HOCA TAVŞANLISIZ YAPAMIYOR
Aziz dostum, kimbilir arkasında kaç kez Allah’ın huzuruna çıkmışlığım vardır; İsmail Doğru Hocaefendi zaman zaman bir fırsat yaratarak Tavşanlı’ya gelip gidiyor.Kendisi bir süredir oğlunun yanında Anara’da ikamet ediyor. Ama aklı fikri Tavşanlı’da olduğunu iyi biliyorum. Bu kez üç günlüğüne yine gelmiş. Bir süre telefonla sohbet ettik. Ankara’ya döner dönmez aradı konuştuk. Efsane fırınımız Yörük Fırını’ndan haşhaşlı lokmasını almış. Ali özenle hazırladığı haşhaşlıları kendisine verdiğinde mutlu olmuş. Tavşanlı’ya gelirsen Tavşanlı Güveci yenmez mi? Onu da yemiş. Tavşanlı’nın Hotanlı Suyu’ndan içmiş. Göbel Kaplıcaları’nda cami yakınındaki yerleşim yerinde akşam yemeği yemişler. Tavşanlı’yı şöyle otomobille biraz da dolaşmış. Birkaç dostunu bulmuş,sohbet etmişler.
Kendisine :” camini gördün mü?” diye sorduğumda dışarıdan gördüğünü söyledi. Ama o eski Arifağa Camisi’ni hiç unutamıyor. “ O benim ilk gözağrım” diyor başka bir şey demiyor. Ben de aynı görüşteyim. Ben d o eski Arifağa Camisi’ni arıyorum desem yalan olmaz. Bazen kendi kendime söyleniyorum.”Keşke Arifağa Camisi hiç yıktırılmasaydı. Çevresi yeniden dizayn edilebilseydi. Merkez cami konumu muhafaza edilebilseydi.” Diyorum. Yapacak bir şey yok artık. …..
Belki de Tavşanlı’ya gelip te ebedi istirahatgahını ziyaret eden nadir insanlardan birisidir İsmail Hoca. İnançlı olanlara selam olsun. Merhum eşi de zaten kendisi için ayrılan yerin hemen yanında bulunuyor.
Domaniç’in eşsiz güzelliklerini bu kez göremediği için üzgün göndüm kendisini. Allah nasip etsin oraları da görür. Kendisine takıldım.”Hafız İbrahim Aslan’ı gördün mü?” d ediğimde bana :” Hocam her an beraberiz zaten. Ebediyyen mezarlarımız da yan yana olacak “ şeklinde yanıt verdi. Dört arkadaş daha ölmeden önce bir arada olmak için zaten Asri Mezarlık’ta yerlerini ayırmışlar bile.
Benim sevgili İsmail Doğru Hocaefend ile ayrı bir dostluğum var. Her sabah namazında mesajlaşırız. Bu da bana manevi bir haz veriyor. Her vesileyle söylüyorum; Yeni Arifağa Camisi ibadete açılmadan önce yapılacak açılış törenine İsmail Doğru Hocaefendi onur konuğu olarak mutlaka davet edilmelidir. Bakın bu ayrıntı kesinlikle göz ardı edilmemelidir. İsmail Doğru Hocaefendi Arifağa Camisi’ni ikinci adresi olarak bilirdi. Yıktırılan eski cami için nasıl çabalar gösterdiğinin en canlı tanıklarından birisiyim.
Hala tebessüm ettiğim anılarım da var; Genelde Cuma namazlarını Arifağa Camisi’nin dışında çimenler üzernde Cuma namazını kılardık. Caminin penceresinden bizlere” içeri gelin içeri gelin” diye seslenirdi. Korkudan çoğu kişi bu daveti kabul eder caminin içine girerdi. Biz de Allah affetsin yine bildiğimizi yapardık. Sevgili İsmail Hoca uzun boylu olduğu için cemaatın bir karış üzerinde gibi görünürdü. “ Hocam bu ne hikmettir?” dediğimizde bize:” O kadarlık olsun!” diye yanıt verirdi. Çoğu arkadaşlarını yitirdi. Allah kendisine hayırlı,sağlıklı uzun ömürler versin derim.