TAVŞANLILI EVLATLARIYLA GURUR DUYMALIDIR
TAVŞANLILI

Bülent Alpagut
- 05062218413 TAVŞANLILI EVLATLARIYLA GURUR DUYMALIDIR
Tavşanlı’da okuma/yazma oranı bir hayli yüksek. Yani eskilerin tabiriyle mürekkep yalayanların sayısı hepimizi sevindiriyor. Hangi birisinden bahsedeyim? Hakimlerimiz, c. Savcılarımız, mülki idare amiri,kaymakamımız, büyükelçilerimiz ,emniyet müdürümüz,avukalarımız, doktorlarımız mühendislerimiz, mimarlarımız,mali müşavirlerimiz, yeminli mali müşavirlerimiz,generallerimiz, savaş pilotumuz,kara,deniz hava subaylarımız ve assubaylarımız, profesörlerimiz,doçentlerimiz,uzman hekimlerimiz,daire başkanlarımız, eczacılarımız,öğretmenlerimiz,yabancı dil bilen öğretmenlerimiz, milletvekillerimiz, daire başkanlarımız, genel müdürlerimiz,üniversite öğretim görevlilerimiz, başmüfettiş ve müfettişlerimiz ,polislerimiz, müessese müdürlerimiz işletme müdürlerimiz, hastane baştabiblerimiz, şehir planlamacımız, banka müdürlerimiz, lise müdürlerimiz, veteriner hekimlerimiz, çeşitli kurumlarda genel başkanlarımız, genel başkan yardımcılarımız bakanlarımız. TBMM Başkanımız, gazetecilerimiz, iş insanlarımız, Belediye başkanlarımız, Milli Eğitim, ilçe gençlik ve spor , özel idare,nüfus, çeşitli daire birim müdürlerimiz oldu.Daha niceleri yetişiyor.
Bu köşe yazımda onlarca gururumuz arasından sevgili 2012-2020 yılları arasında Türkiye’nin Tanzanya Büyükelçisi’ydi; halen Ankara’da emekli büyükelçi ,evladımız Ali Davutoğlu( merhum avukat Hüsnü Davutoğlu’nun oğlu, sevgili Mali Müşavir Ömer Davutoğlu ve Dr. Rengin Davutoğlu’nun kardeşi) Tavşanlı Doğumlu Ali Davutoğlu ve değerli eşleri Yeşim Davutoğlu’ndan bir nebze bahsetmek istedim.
Sevgili emekli büyükelçi evladımız Ali Davutoğlu,yıllar önce kendisi kadar başarılı bir bayanla evlendi.Bu evlilikten halen 20 yaşında Balkan isimli bir evlatları oldu. Yüksek tahsili yapıyor. Darüsselam’da muhterem eşi Yeşim Hanım ile birlikte Türkiye’nin tanıtımına büyük katkılarda bulundular. Bu sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gözünden kaçmadığı için sayın cumhurbaşkanımız kendilerine 2020 yılında Dışişleri Bakanlığı üstün hizmet ödülünü sundu. Sevgili emekli büyükelçimizin değerli eşi Yeşim Hanım sevgli eşi görev yaparken hiç boş durmamış. Bir büyükelçi eşi olduğunu her vesleyle herkese hissettirmiş, ilgi çekmiş ve kısa sürede de sevilmiş. Öyle ki; Tanzanyalılar kendisinden:” Türk anne” olarak bahsetmeye başlamışlar. Neler yapmış Yeşim Hanım? Nerede ihtiyaç sahibi bir aile, birey varsa tespit etmiş. Yetim Osman adlı Tanzanyalı çocuğu( 11 yaşlarında) daha 3.5 yaşındayken evlat edinmiş.Bununla kalmamış; 19 yaşında Ayşe adlı bir başka Tanzanyalının koruyucu ailesi olmuş. Yeşim Hanım ,2018 yılında Tanzanya’da” AŞURE YARDIM VAKFI” adında bir de vakıf kurmuş. Bu vakfın sorumluluğunu üstlenmiş. TÜRK İŞADAMLARI’nın destekleriyle de bu defa Tanzanya’da” AŞURE VAKFI YETİMHANESİ”ni hayata geçirmiş. Sevgili eşi Ali Davutoğlu emekli olduktan bu yana Yeşim Hanım Tanzanya ile Türkiye arasını yol yapmış. Yani kurulan köprüler yıkılmamış, samimiyet, dostluk ve kardeşlik daha da pekişmiş. Yani Davutoğlu ailesi’nin bir ayağı Türkiye’de ve bir ayağı da Tanzanya’da bu her iki ayda bir kez yapılan ziyaretlerle taçlandırılıyor. Yeşim Hanım , Tanzanya Devleti tarafından desteklenen 2 yetimhaneden birisi olan Aşure Vakfı Yetimhanesinde 0-15 yaşları arasında 77 Tanzanyalı çocuğun bakımının sağlanmasında önemli rol oynuyor. Keşke tüm büyükelçilerimizin eşleri tıpkı değerli hemşehrimiz emekli büyükelçi Ali Davutoğlu’nun eşi Yeşim Hanım kadar çalışkan, başarılı,duyarlı ve ülkemizi tanıtıcı birer rol üstlenseler ne kadar güzel olur değil mi?Bir Tavşanlılı olarak gurur duyduğumu ifade etmek isterim.
TAVŞANLI’NIN KAÇIRDIKLARI
Eğer bir hizmeti alamamışsanız bu kaçırmışsınız demektir. Tavşanlı’nın da zaman içinde neler kaçırdığını iyi-kötü bilenlerdenim. Ama bilmeyenler o kadar çok ki.Eski kaymakamlarımızdan hayatta olduğunu sanıyorum; sevgili H. Hüseyin Yazlık döneminde her sayın kaymakamda olduğu gibi sayın kaymakamın makam odasındayım.Sağolsun sevgili kaymakamlarımız beni fahri olarak Protokol Amiri yaptılar. Tüm etkinlikleri sırtıma sardılar; bayramları ,açılış ve karşılama, uğurlama, veda yemekleri, hoş geldin yemekleri, ağaç dikme törenleri, temel atmalar, şehit cenaze törenleri, sergi açılışları, konferanslar, açık oturumlar ve daha nicelerini elimden geldiğince az hatayla hep yönettim. Az hataya bir örnek vermek isterim; zamanın Ağırceza Mahkemesi Başkanı,Adalet komisyonu başkanı Nevzat Bey’i bir milli bayramda sayın kaymakamın, belediye başkanının ve garnizon komutanının tebrikleri kabulü esnasında anons ediyorum; Sayın Ağırceza Mahkemesi Başkanı deyip sayın başkanın kaymakamlığın kabul salonuna girmesini bekliyorum. Hiçbir hareket yok. Tekrar anons ediyorum yine bir hareket yok. Ama sayın başkan karşımda; yavaş adımlarla yanıma kadar gelip, kulağıma eğilerek.” Anonsunuza,Adli Yargı ve Adalet Komisyonu başkanını da ilave ediniz” demişti. Anonsu bu defa istediği şekilde yaptığımda gelmiş, kabul salonunun kapısından içeri girmişti. Az hata dediğim bu…..
Gelelim yazımın başlığına; Tavşanlı neler kaçırmış bir bakalım: Kulakları çınlasın eski kaymakamlarımızdan H.Hüseyin Yazlık makamında ben de biraz ötede oturuyoruz; Kapı aralanmış,içeriye birkaç güzel giyimli bey girmişti. Ayağa kalkarak kendilerine yer göstermiş, biraz hoşbeşten sonra ziyaret sebeplerini sormuştuk. İçlerinden birisi Emniyet mensubu olduğunu, Ankara’dan geldiklerini ve amaçlarının Tavşanlı’ya bir polis Evi inşa etmek olduğunu belirtmişti. Sanırım Emniyet Teşkilatı’nın inşaat ile ilgili biriminden olsalar gerekti….Tavşanlı’ya gelir gelmez polis evi olarak inşa edilecek bir hazine arazisi aramışlar. Yardım almışlar oraya buraya baktıktan sonra en uygun yerin (halen yıktırılan Hükümet Konağı’nın bahçesini) uygun bulduklarını, bu konuda ilçenin en yetkili ,en büyük yönetim görevlisi olarak sayın kaymakamın da fikrini almak istediklerini söylemişlerdi. Sayın kaymakam ağaçseverdi. Yeşil dostuydu. Hatta bir ara belediyenin Hükümet Konağı arka bahçesindeki çamları kesmesini engellemiş, tek ağaç kesilmesine izin vermeyeceğini söylemişti. Bunu bildiğim için sayın kaymakamın ne diyeceğini az çok kestiriyordum. Sayın kaymakam Tavşanlı’da bir Polis Evi inşasından mutluluk duyacağını, bunun ilçe adına güzel bir fırsat olduğunu belirerek :” Yapalım ama buraya değil “diyerek kapıyı kapatmıştı. Ankara’dan gelenler bu yanıttan memnun olmamışlardı.Hatta birisi Ankara’da bu işi çözebileceklerini ifade ettiğinde sayın kaymakamı kızdırmışlardı…..O oldu,Tavşanlı bir daha böyle bir teklif almadı. Polis Evi gerçekleşmedi.
Merhum kaymakamlarımızdan Ahmet Ülkü Onursal görev yaptığım Atatürk İlkokulu’na telefon açarak okul müdürüyle görüşmüş ve okul çıkışında mutlaka Hükümet Konağı’na gelmemi istemiş. Okul dağıldıktan hemen sonra hızla Cumhuriyet Meydanı’na bakan( artık yıkıldı) Hükümet Konağı’na girip sayın kaymakamın makam odasına girdiğimde üç yüksek rütbeli subayla sayın kaymakamı sohbet ederlerken bulmuştum. Sayın kaymakam misafirlerine.” Komutanlar, Bülent Bey sizlerle ilgilenecek” demiş beni kendileriyle tanıştırmıştı. Konuklar Ankara’dan gelmişler. GLİ’nin üretim bölgelerinden ,zarar ediyor diyerek kapatılan Değirmisaz Bölgesi’ne gideceklermiş. Yani ben rehberlik görevi yapacakmışım. Askeri araç zamanın güzel minibüs tipi araçlarındandı. Bir kenara da ben sıkıştım ve Değirmisaz Bölgesi’ne gittik. Bölge savaştan çıkmış gibiydi. Birçok bina afedersiniz küçükbaş hayvan barınağı haline gelmiş. Tesisler yıkılmış, işe yarayan bölümleri sökülmüş vesaire….Konuklardan birisine:” Komutanım burada ne yapmayı düşünüyorsunuz?” dediğimde bana:” Bülent Bey amacımız buraya bir Dağ ve Komando Birliği yerleştirmek” demişti. Onlara göre; bu terk edilmiş alanda Emet Çayı akıyor.Elektrik mevcut.Bölgede ulaşıma elverişli yollar da var. Her taraf yemyeşil çam ağaçlarıyla kaplı. Üstelik hava boşluğu bile varmış. Birlik için yeterli kömür de sağlanabilecek. Askeri personel yeniden bakıma alınacak evlerde kalabilecek. .Değirmisaz karayoluyla en azından Tavşanlı ve Emet İlçeleri’ne bağlı. Değirmisaz’ın içinden Eskişehir- Balıkesir Demiryolu geçiyor. Çevre köyler ki sayıları 34 olarak ifade edilmişti; birliğin temel ihtiyaçları için büyük bir potansiyel oluşturacak. Yani bir Dağ ve Komando Birliği( bölük olur, tabur olur alay olur) için ideal bir saha. Burada konuşlandırılacak askeri birliğin Tavşanlı başta olmak üzere, Emet ve çevre köyler açısından bir nimet olacağı muhakkak. Gerekli gözlemler bittikten sonra birlikte Tavşanlı’ya döndük. Gelenleri uğurladık. O gün bu gündür böyle bir proje ne gerçekleşti ne bu konuda bir ses çıktı. Bence Tavşanlı büyük bir fırsatı heba etmiştir.
Merhum Çukurköy Belediye Başkanı Nazmi Sarı’nın gönlünde; Yaylacık Dağı’nın boşuna akan ,kaynak niteliğindeki dere ve dereciklerini Çukurköy’e getirmek, bir küçük gölette toplamak, bu sayede hem bir piknik alanı kazanmak, hem arazileri sulamak, hem balık üretmek, hem de bu suyu içme ve kullanma amacıyla kullanmak fikri yatıyordu. Üşenmedi, Ankara’da gerekli temasları gerçekleştirdi ve Anap Dönemi’nde Çukurköy Göleti için bir milyon lira da tahssat bile ayırtıp Tavşanlı’ya geldi. Ama bunlar hep düşünce olarak kaldı. İcraat olmadı. Proje doğdu ve öldü. Tavşanlı en azından bir gölet, bir büyük su kaynağını yitirmiş oldu.
Merhum iş insanımız Remzi Özerdem Tavşanlı- Kütahya Karayolu üzerinde, Kayıköy’e bir km uzaklıkta bir yere bir Mermer Fabrikası kurdu. Fabrikanın alet ve edavetları yurt dışından, İtalya’dan getirildi. Bu fabrika bir süre çevredeki mermerleri değerlendirdi. Afyonkarahisarlılar, merhum Özerdem’e.” Gel bu fabrikayı Afyon’da kuralım.Hem sen kazan,hem biz kazanalım” demelerine rağmen merhum.” Hayır, fabrikayı memleketime kuracağım” diyerek tüm teklifleri reddetti. Maalesef merhumun elinden tutamadık. Bu da ilçenin kaybettiklerinden biri olarak hafızalarda kaldı.
ŞİRİN SUCUK, Tavşanlı’nın reklamını yapıyordu. Kaliteli sucuğa yurdun dört bir yanından talep vardı.Ben bile o gün bu gündür başka bir sucuk tüketmedim. Tavşanlı Entegre bir tesise kavuşmuştu. Tesisin bir kapısından canlı hayvan giriyor, öte kapısından ilk etapta ünlü Şirin Sucuk çıkıyordu. Daha sonra pastırma, sosis, salam, kavurma, sakatat ve diğerleri ürün olarak çıkacaktı. Tavşanlılı olarak Allah var! Sevgili Abdurrahman Şirin’e yardımcı olamadık. Bu tesis( Tavşanlı- Tunçbilek Karayolu üzerinde, Beyköy Mahallesi altında, S. S. Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi hizmet binası ve eklerine komşu) bugün başkalarının elindedir. En azından sevgili Abdurrahman Şirin’e uygun bir bina, bir yer bulamadık. Herkes Şirin Sucuk türküsü söylüyor. Ama artık bu sucuk yok. Ara sıra sevgili Şirin özel dostları için değişmez kalitesini konuşturarak bu sucuğu üretiyor ama önemli olan bu değil; önemli olan Şirinoğlu’na el uzatmak.Tavşanlı’nın adını bayrak yapan Şirin Sucuk için hala bir şeyler yapamıyorsak vay halimize beyler…..
ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ AKIN KARAVEYİSOĞLU’NUN
VASİYETİ YERİNE GETİRİLMELİDİR
Tavşanlılı asil bir ailenin bireyi olarak merhum Ziraat Yüksek Mühendisi Akın Karaveyisoğlu’nu iyi tanır. Yeni yetişenlere de merhumu anlatmak bizlere düşer. Çünkü insanoğlu bazen akşam ne yediğini ertesi günü hemen hatırlayamıyor.
Merhum Karaveyisoğlu’nu genelde eczanede görenler, kendisini hep eczacı sanmışlardır. Sevgili eşi Gönül Hanım’a,( buradan selam olsun)yardım etmek için vaktinin büyük bölümünü eşinin eczanesinde geçirirdi. Aslında eczane Tavşanlı’da beyinlere kazınmış adreslerdendi. İlçenin önde gelenleri ne zaman bir fırsatını bulsa merhumu eczanede ziyarete gelirler, merhumun çayını ve kahvesini yudumlar, ikramlarından alırlardı. Merhum aslında ağa çocuğuydu, merhum Saffet Bey’in evladıydı. Bugünkü Balıkpazarının bulunduğu alan da bu aileye aitti. Aile Göbel Köyü’nün saygıyla andığı bir aileydi. Merhum babam sağlığında zaman zaman bizleri merhumun gönderdiği çift atlı arabaya bindirir, Göbel Köyü’ndeki Saffet Bey’in Çiftliği’ne götürürdü. Ağırlanırdık. Hoşca vakitlerin ardından tekrar aynı şekilde Tavşanlı’ya evimize dönerdik. Tavşanlı’da taksinin, jeep’in, kamyonunun,otobüsün olmadığı dönemlerdi. Pancar Bölge Şefliği’nde çift atlı bir at arabası, bir fayton makam aracıydı. Tavşanlı’da ilk kez bir otomobili piyasaya çıkaran merhum Kemal Mani ve kardeşiydi.
Gün geldi; şoför kardeşlerimiz ,merhum Akın Karaveyisoğlu’nu S. S. Tavşanlı Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’nde yönetim kurulu başkanlığına getirdiler.Bu önemli bir olaydı. Merhum Karaveyisoğlu birikimlerini bitkilere,hayvanlara harcasaydı, Tavşanlı’da belki de büyük gelir kapıları ardına kadar açılabilir, İstihdam da sağlanabilirdi. Tavşanlı belki de kanatlıların, büyükbaş ve küçükbaşların, bitki dünyasının merkezlerinden birisi olabilirdi. Hiç unutmam; Tavşanlı S.S. Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanlığı yaptığı dönemlerde, özellikle 1990 yılında kooperatifi, 1735 muhtelif tonajda Tır ve kamyonla,1050 ortakla ,ülkenin göz ardı edilemeyecek boyutta bir güce sahip olmasını sağlamıştı. İki kez yönetim kurulu başkanlığı yapan merhum Karaveyisoğlu ‘nun sağlığında en büyük arzularından birisi ;Tavşanlı’da alınteri kazanan,” Yol biter ömür bitmez” sloganlarıyla yollara düşen, günlerce evinden uzak kalan, çilekeş, vatansever Tavşanlılı Şoförler için bir ŞOFÖRLER SİTESİ kurmaktı. Hatta bu site için gerekli ve yeterli arsa bile sağlanmıştı.Beyköy Mahallesi altında, Tavşanlı- Tunçbilek Karayolu’na bakan bir geniş arsa üzerinde bugünün Toki Evleri gibi görkemli bir site doğacaktı. Bu gerçekleşmedi. Hata kimdedir bilinmez. Eğer merhumun elinden tutabilseydik mutlaka gerçekleşecekti. Bu bana göre bir vasiyettir. Bu vasiyetin her halükarda yerine getirilmesi gerekir. Bunu gerçekleştirecek olanlar da neden bugünkü kooperatif yetkilileri olmasın ki? Şeker, un, yağ var. Helva için her şey hazır. Bu vesileyle S.S. Tavşanlı Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’ne karınca kararınca hizmet vermiş, çoğu ebediyete kavuşmuş değerli başkanları; Salim Ergün’ü, Adil Uslu’yu, Halit Zengin’i, Niyazi Serdaroğlu’nu, Hüseyin Tekin’i( 2 kez bşk oldu),Ziraat Yüksek mühendisi Akın Karaveyisoğlu’nu( 2 kez başkan oldu),Ekrem Tarhan’ı, Hüsnü Uluçay’ı, Abdullah Çakır’ı,Fevzi Kısa’yı,Ziya Demir’i( Çenter Ziya, 3 kez başkan oldu), Mehmet Ünaldı’yı, Yusuf Kahraman’ı, Ali Ağız’ı ve halen kooperatif başkanı,sosyal insan, spor kulübü başkanı, Harun Zeyrek’i saygıyla,rahmetle anmak isterim. )
Haydi gelin; merhum Akın Karaveyisoğlu’nun ruhunu şad edelim. O’nun vasiyetini yerine getirelim ne dersiniz?