16 Mart 2025 - Pazar
ÖNEMLİ DOĞUM VE ÖLÜMLER
ŞUBAT - MART 2025
Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 20 dk.
696 okunma

Bülent Alpagut
- 05062218413 ŞUBAT AYI İÇİNDE BANA GÖRE ÖNEMLİ DOĞUM VE ÖLÜMLER
Şubat Ayı içinde iki devlet büyüğümüzden biri doğmuş diğeri de aramızdan ayrılmış. Cumhurbaşkanımız . Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan 26 Şubat 1954 tarihinde doğdu. T.C Devleti’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak halen görevde. 26 Şubat günü 72 yaşına basacak. Yine T.C Devleti’nin 23. Başbakanı (54. Hükümetin başbakanı) 27 Şubat 2011 tarihinde aramızdan ayrıldı. Cüce şubat derler ama,büyüklerimizden birini alırken birini bizlere sunmuş.
Sayın Erdoğan’a sağlıklı bir yaşam, sayın Erbakan’a da Allah’tan rahmet dilerim. Bu arada Ses sanatçımız , Atatürk’ün “Cumhuriyetin divası” olarak ifade ettiği bu ünvana sahip tek sanatçımız Müzeyyen Senar’ı O8 Şubat 2015 tarihinde yitirmiştik. 22 şubat 2015 tarihinde Kütahya’nın değerlerinden, gazeteci ağabeyimiz , “ Kütahya Ekspres Gazetesi” nin sahibi,başyazarı Nuri Sarıışık’ı kaybetmiştik. CHP’nin genel başkanlarından Deniz Baykal ise 11 Şubat 2023 tarihinde ebediyete göçmüştü. Kütahya’nın gururu,Ahmet Hisarlı’nın oğlu, değerli hemşehrimiz,benim Kütahya Lisesi7nden arkadaşım Mustafa Hisarlı ne zaman kendisini arasam iki doğum tarihi olduğunu söyler,”hangisini uygun görürsen o tarihi kullan”derdi. Ben de her Şubat Ayının ilk günü ve akabinde her Mayıs ayının altıncı günü(Hıdrellez) kendisini bir kez daha kutlarım. Şubat Ayının ilk günü unutulmaz sanatçılarımızdan Barış Manço’yu anarız. Kendisini o1 Şubat 1999 tarihinde kaybetmiştik. Çocuklarımızın gönlünde taht kuran ender sanatçılardandı. Tavşanlı’da zamanın belediye başkanı Hüsnü Ordu döneminde bir üst geçite adı verilmiştir. Ünlülerimizden , Kütahya Lisesi mezunu ,sinema eleştirmeni,tiyatro yazarı ve oyuncusu Vasif Öngören 14 Şubat 1938 tarihinde bir “ Sevgililer Günü”nde doğmuştu. Kendisi bir Tavşanlılı ,dolayısıyla bir Kütahyalıdır.Mekanı cennet olsun. Daha önce yazdığım gibi Şubat Ayı içinde Tavşanlı ‘da zaman içinde merhum Tunçbilek Belediye Başkanı Mutahhar Temel doğum günü olan 28 Şubat günü vefatına kadar, eski Tavşanlı belediye başkanı , Şehir Planlamacısı Mustafa Güler doğum günü olan O4 Şubat günü , Çukurköy Beldesi Belediye Başkanı Nazmi Sarı da vefatının yıldönümünde 10 Şubat günü anılmışlardır. 28 Şubat 2015 tarihinde aramızdan ayrılan ünlülerimizden Yaşar Kemal’i anarız. Annem mekanı cennet olsun Melahat Alpagut vefat etti. 07 Şubat 1994 tarihinde ölümüyle içimize büyük bir acı çöktü. O Tavşanlı’nın Melüş Teyzesi’ydi. Tavşanlı sevdalısıydı. Trabzon’da doğdu, Bursa’da vefat etti. Tavşanlı’da toprağa verildi. Tam yazımı tamamlamak üzereyim; sevgili arkadaşım ,meslektaşım Mustafa Başköy aradı.” Her zaman haberi sen verecek değilsin ya ben de sana bir haber vereyim” demesin mi?İçim cızzzz etti desem yalan olmaz.Çünkü gurbetteyim ya,her haber beni heyecanlandırıyor.” Arkadaşın Neşat Gülsever’i kaybettik” deyiverdi. Beni ta gerilere, eskilere götürüverdi. Sevgili arkadaşımı 2008 yılı içinde Tavşanlı’ya gittiğimde Cumhuriyet Meydanı’nda, Belediye Pasajı yakınındaki oturakların üzerinde görmüştüm. Unutmağım kadarıyla 20-25 dakikalık bir nostalji yaşamıştık. Çünkü benim merhum Gülsever ile unutulmaz anılarım var. Ben Derecik Köyü’nde müdür yetkili öğretmenken o da Sekbandemirli Köyü’nde aynı pozisyondaydı. Köylerimizin arası yakın sayılırdı. Pazar günleri birçok kez kendisine gitmişliğim var. Bir gece geçirirdik ama ne gece? Dostlarla bir araya gelir eğlenirdik. O da ünlü sazını konuşturur geceyi taçlandırırdı.
KADER İKİMİZİ YILLAR İÇİNDE Atatürk İlkokulu’nda bir araya getirdi. İkiliz de sınıf öğretmeniydik. Merhum arkadaşım Dedelerli Hasan Kılıçarslan ile birlikte bir üçlü oluşturmuştuk. Üçümüzün de elinde birer saz,teneffüs aralarını şenlendirirdik. Öğretmenler Odasında meslektaşlarımız söyler bizler çalardık. Diyeceksiniz Bülent Hoca da saz mı çalardı? Çalardım ya. Ama ne merhum Neşat ne de merhum Hasan kadar değil. Haddizatında ben yıllar içinde oğlum ve kızım 2-3 yaşlarındaykenden beri çalar söylerim. Ne zaman iki çocuğum birbirlerini kovalarken salonun bir duvarında asılı duran sazım düşüp kırıldı,o oldu bir daha saz çalmadım.Bana yeni bir saz almak istemişlerse de kabul etmedim.
Merhum Neşat Gülsever zaman zaman migren ağrıları tuttuğunda başını masaya dayar,gözlerini kapatır,acıyı içine atardı. Buna rağmen öğrencilerini okuttu ve yüzlercesini mezun etti. Başarılı bir öğretmendi. Akşehir Öğretmen Okulu mezunuydu. Arkadaşlarını hiç unutmamıştı; Hasan Şirin, Bilal Özgenlik, Dr. Ali Akarslan, Saim Talay, Ümit Kutlu, Mehmet Yılmazer, İbrahim Tepeciklioğlu, Hasan Kılıçarslan, Ali Çakıroğlu, Hasan Gürkan,Nevzat Dönmez, Numan Altınsoy, Orhan Kasap ve Ahmet Erkmen’den anlatırdı.
Bunların hepsi de Akşehir Öğretmen Okulu’nun Tavşanlılı öğrencileriydi….. Sonra Tavşanlılı öğrenciler İstanbul/Ortaköy öğretmen okulu’na gitmeye başlamışlar. Merhum Neşat Gülsever her daim öğrencilerinden saygı ve sevgi görmüştür. Zaman zaman Atatürk İlkokulu Öğretmenleriyle pikniğe çıkardık. Neşat Gülsever merhum sazıyla aramızda olurdu. Türk Milli Eğitimi değerli bir öğretmenini daha yitirmiştir. Mekanı cennet olsun. Merhum Neşat Gülsever Tavşanlı’nın kültürel tarihinde bir yapı taşıdır. Sosyal etkinliklerde bulunmuştur. Tavşanlı’daki musiki topluluklarda sazıyla yer almıştır. Tavşanlı’da zaman içinde birileri unutulabilir; Ama merhum Neşat Gülsever asla unutulmayacaktır. Tavşanlı Atatürk İlkokulu’nda,öğretmenler salonunda duvarda bir çerçeve içinde öğretmenlerin fotoğrafları vardı. Fotoğrafların üzerinde de.”Orda bir köy var uzakta/ O köy bizim köyümüzdür/Gitmesek te gelmesek te o köy bizim köyümüzdür “ yazardı.Bilmiyorum hala bu çerçeve yerinde asılı mıdır?Çünkü o çerçevede ben de vardım. Ben kendisine hakkım varsa helal ediyorum. Kalbinden muzdaripti. Sanırım kalbine yenik düştü. Epeydir de evinden çıkmadığını biliyorum. Tek oğlu yeğenim yalçın’a ve akrabaları başta Remzi Konuşluoğlu olmak üzere diğerlerine başsağlığı diliyorum. Bugün telefon numarasını sildim. Yerine Yalçın’ın numarasını koydum. Yalçın bize O’nun emanetidir.
TAVŞANLI’DA YILLAR SONRA BİR BELDE TAKIMIMIZ
EFSANE SPOR ELÇİMİZ LİNYİTSPOR’U YENİYORSA
BU SONUCA ÜZÜLMEMEMİZ GURURLANMAMIZ
GEREKİR
Bal Ligi Karşılaşmalarını izleyemiyorum. Ama sağ olsun meslektaşım emekli öğretmen Mustafa Başköy ve değerli kardeşim Gültekin Aydın bana nerede ,kimlerle karşılaştığımızı,karşılaşmaların sonuçlarını hatta puan durumlarını anında geçiyorlar. Geçtiğimiz Pazar günü Tavşanlı Derbisi vardı. Efsane takımımız Linyitspor ile yine büyük bir sürpriz yaparak Bal Ligi’nde Kütahya’yı,dolayısıyla Tavşanlı’yı temsil etme başarısı gösteren ve bayağı da iyi sonuçlar alan Tepeciksporkarşılaştılar. Allah var; içimden Tepecikspor’un ne yapıp yapıp Linyitspor’u yeneceğine dair içimde bir his vardı. Nitekim de öyle oldu. Tepecikspor bize görkemli günler yaşatan efsanemiz Linyitspor’u yendi. Bunda üzülecek bir şey yok. Her ikisi de Tavşanlı’nın Bal Ligi’ndeki temsilcileri.
TKİ Tavşanlı LİNYİTSPOR o eski muhteşem ekip değil artık. Gelen tokatlıyor,giden tokatlıyor. İnanır mısınız içim acıyor. Bizce de, zamanında Tavşanlılılara gurur verici dakikalar yaşatan efsanemiz Linyitspor iyi yönetilmiyor. TKİ BU EFSANE FUTBOL Takımı için kesinlikle cömert davranmıyor. Sayın genel müdürü burada kınıyorum; böyle bir ekibiniz olacak, hala Bal Ligi’nde olacak. Zamanın TFF 3. Milli Ligi, sonra 2. Milli Ligi, sonra 1. Ligi’nde yıllarca top koşturmuş, gün gelmiş bugünün Göztepe Futbol Takımı’nı küme düşürmüş, neredeyse Süper Lige çıkmak üzereyken şansını yenememiş bir ekibe karşı genel müdürlüğün cebinde akrep olsa gerek. Halbuki Türkiye’nin her yerine yıllarca kaliteli Linyit gönderen, devletimize milyarlar kazandırmış bir GLİ’nin sorumluluğuna bırakılmış böyle bir ekip bu durumlara düşer miydi? Mustafa Reşit Akçay gibi bir ünlü teknik direktör döneminde yaşadığımız gururu artık yaşayamıyoruz. Acaba bir zamanların ünlü kuruluşu, TKİ’nin Amiral Gemisi Garp Linyitleri İşletmesi’ne bu konuda gereken Ankara’dan yapılmıyor mu? Zamanın milletvekili,belediye başkanı, Linyitspor Sempatizanı Hüsnü Ünlü’nün evladı gibi koruduğu bu muhteşem ekibe ne oldu Allah aşkına? Elinden ünlü bandosu alınan GLİ Müessesesi bile bugün işletmedir. Bu kuruluşun bandosu her karşılaşma öncesinde marşlar çalar,bu efsane takımı morallendirirdi. Bu efsane takımın sezon açılışı törenle yapılırdı. Konuşmalar,futbolcu tanıtımları, kurban kesimleri ve verilen yemeklerle oyuncuları motive edilirdi. Gururumuzun daha fazla kırılmasına,incinmesine artık dur deme zamanıdır. Eğer mevzuata uyarsa bu efsane takımı kapatın. Bir yere ,daha yakışığı Ada Stadı’NIN GİRİŞİNE BİR ANITINI KOYUP , BU EFSANE EKİBİ TARİHE GÖMÜN. Sayın Genel Müdür sizlere gerçekten kıdemli bir basın mensubu olarak üzüntülerimi dile getiriyorum. Bir Linyitspor’u koca bir TKİ Genel Müdürlüğü sırtında taşıyamaz mı? Bu Linyitspor’a karşı gösterilen ilgisizlik Tavşanlı Halkı’nı yaralamaktadır. Sevgili Milletvekilimiz Mehmet Demir bir vesileyle sayın genel müdürü ziyaret ederek bu konuda Tavşanlılıların hassasiyetlerini sayın genel müdüre bizzat iletmelidir. Tavşanlılıya yapılan bu davranış hiç te hoş değildir. Tavşanlı’nın Tunçbilek’ten üreterek yurdun dört bir yanına gönderdiği birkaç vagon Linyit kömürü bile bu efsane takıma merhem olacaktır. En küçük yerleşim birimleri bir şekilde bağırlarından fışkıran gençlerinden oluşan futbol takımlarını ayakta tutmaya çalışırlarken, milyarları kasasına taşıyan TKİ’nin bir Linyitspor’u sırtlayamaması gerçekten acıdır. Bir Linyitspor sempatizanı olarak, yaşı neredeyse 90’lara doğru ilerleyen bir öğretmen olarak ifade etmek isterim ki; Linyitspor zordadır. Bu takıma el uzatmayanlar bundan hisse kapmalıdırlar. Gün geldi ben bu efsane futbol takımı için Tavşanlı7da kapı kapı gezerek para toplayanlardanım. Muhteşem bir müzesi olan bu efsane takım sahaya çıktığında gök gürler,ağaçlar sallanır,binaların camları zıngıldardı. Ben bu efsane takım için bir grup hemşehrimizle İzmir’de Atatürk Satdı’nda mahsur kaldım.Tavşanlı bu efsane takımın başarıları yüzünden AB NORMLARINDA BİR STADA KAVUŞTU.Hem de gece maçları için elverişli bir stada. Linyitspor Trük Futbolu’na nice değerler kazandırdı. Güreş,atletizm,basketbol ve voleylbol dallarında bizlere güzellikler yaşattı. Bugün aslında Linyitspor ölmüştür. Namazını kıldıracak kimsesi kalmamıştır. Ruhuna Fatiha okuyacak kimsesi de. Bazen içim içime sığmıyor ve haykırıyorum!... Arş titriyor ama birçok sorumlu ve yetkili bunu farketmiyor. Sevgili Tepeciksporlu kardeşlerimi kutluyorum. Onlar bari bir yerlere gelsinler diyorum…..
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI AÇIKLAMA YAPTI
HAYVANSEVERLER KARARI BEĞENMEDİ
Son birkaç gün önce Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklama bütün hayvanseverleri adeta ayağa kaldırdı. Uzağa gitmeye gerek yok; Kütahya’nın belki de en aktif,en çalışkan,en ciddi hayvanseveri olan Tavşanlılı Necdet Demirat bile kilometrelerce uzaktan beni arayıp üzüntülerini dile getirdi. Necdet üzüldüyse bizim hadi hadi üzülmemiş gerekir. Demirat, birçok hayvansever kuruluşun içinde( Nuh’un Gemisi Derneği )dahil, elle gösterilecek kadar çalışkan,sorumluluk bilinci içinde olan bir kardeşimiz. Ben O’nun bugüne kadar sadece Tavşanlı İlçe sınırları içinde neler yaptığını bilenlerdenim. Hakkında nice “Hocam haberi işittin mi?”diye sorduğunda doğru dürüst konuşamıyordu . Adeta dili dolanmıştı ve konuşamıyordu. Neydi o açıklama?:” Başıboş köpekleri hemen toplamayan belediyelere köpek başına 71 bin lira ceza uygulanacaktır”haberi….
Sayın Bakan Bey bu kararı tekrar gözden geçirirlerse mutlu oluruz. Kanımca ,bir emekli öğretmen olarak, hasbelkader 66 yıldır bir Basın mensubu olarak düşüncem; fahiş cezalar kesilmesi yerine, köpek başına hiç olmazsa ülkemizdeki tüm belediyelerimize 3-5 bin TL arasında kısırlaştırma desteği sağlanmasıdır. Hadis-i Şerif ortada;” Yerdekilere merhamet ediniz ki göktekiler de sizlere merhamet etsin” sözleri önemsenmelidir. Allah’ın yarattıklarını ortadan kaldırmak gibi bir görevimiz yok. Kaldırırsa Yaradan kaldırır. Ya bir tufan,sel felaketi,hastalık,sarsıntı,başı önü alınamayan yangınlar zuhur eder o zaman amenna…. Bakın Avustralya7da çok su içiyor diye binlerce deve katledilmişti. Ardından ne oldu? Allah Avustralya’ya bir yangın felaketi yaşattı. O masum develerin tükettiği suyun milyonlarca katı suyu ateş söndürmede kullandılar. Yaratılan hayvanların rızkını bizler mi veriyoruz? Bizler birer vesileyiz. Hayvansevernler kendi hür iradeleriyle,kendi helal kazançlarından artırdıklarıyla aldıkları yemlerle doğadaki hayvanları besliyorlar. Dediğim gibi devlet baba,destek versin, erkek hayvanlar kısırlaştırılsın. Hepsi bu kadar basit. Sorun kökünden çözümlenecektir. Cezalar hiçbir zaman arzulananı vermemişlerdir. Belediyelerimiz zordadırlar. Her belediyenin bakımevi kurması kolay değildir. Bir tabut bile dört kolludur. Dört kolundan tutulunca ayağa kaldırılır. Aslında bütçe müzakereleri sırasında hayvanlar da yer almalıdır. Nasıl bir şeyrele bir nebze ödenek ayrılıyorsa hayvanlar için de bir pay gündeme gelmelidir. Böyle bir şey olursa inanın hayvan dostlarımız bundan asla mağdur olmayacaklardır.
Tavşanlılı hayvansever Necdet Demirat ile bunları telefonda konuştuk. O da tedirgin. Ağlayacak gibi oldu. Bizim de evimizde iki kedimiz var. Allah bize veriyor,biz de onlara veriyoruz. Köpeği olanlar da aynı şekilde. Artık bu cezalandırma yöntemini terk edelim derim. Sayın bakan Bey bu konuda tekrar konuyu gündeme getirerek bir yanlışa dur demelidir.
Sevgili Necdet Demirat işinin dışında zamanını başıboş köpeklere ve kedilere harcıyor. Buna saygı duyarım. Allah kendisinden razı olsun. Tavşanlı’da başıboş köpek konusunda duyarlılığı sayesinde en akla gelen isim. Kendisini Türkiye dışından binlerce hayvansever tanıyor. Fikirlerine her zaman saygı duymuşumdur. Necdet Demirat gibi kardeşlerimizi bu konuda dinlemekte yarar olduğu kanısındayım. Eğer ülke genelinde hayvansever kurum ve kuruluşlarımızın temsilcileriyle bir toplantı yapılırsa bu toplantının güzel sonuçlarını en kısa zamanda mutlaka görebiliriz. Yeter ki bu gerçekleşsin. Hayvanların doğal yaşamdan kopartılması kadar korkunç bir şey olamaz. Hayvanlar doğada güzeldir. Onlar bir kafeste yaşatılamaz. Buna da hakkımız olmadığı düşüncesindeyim.
RECEP ŞABAN RAMAZAN SONRA BAYRAM
RECEP AYI; Arabi ayların cemaziyelahir ile Şaban arasında kalan yedincisi,üç ayların ilkidir. Recebin Müslümanlar arasında bir cihetten hürmeti vardır. Ki “ dahilinde umumi itibara göre cevher-i Muhammedi baba sülbünden ana rahmine intikal etmiş ve İsra muzize-i celilesi yine bu muhterem ay içinde vukua gelmiştir” denilir.
ŞABAN AYI;Arabi ayların,Recep ile Ramazan arasında kalan sekizincisidir.
RAMAZAN AYI;Arabi ayların, Şaban ve Şevval arasında kalan ve devamı boyunca oruç tutulan dokuzuncu ayıdır.
RAMAZAN BAYRAMI ise;Ramazan Ayı bittikten sonra üçgün boyunca kutlanan bayramdır. Halk arasında bu bayrama Şeker Bayramı da denilir. Halkımızın bir kısmı Ramazan Bayramı bir kısmı da ŞekeBayramı olarak kutlanan bu üç günde gönlünce istediğini yer,içer,tüketir.
Bu ayların birinin Allah’ın,diğerinin Peygamber Efendi7mizin ve birinin de Müslüman halkımızın ayı olduğu söylenir. Mübarek Üç Aylar Müslüman Alemi için kutsal aylardır. Müslümanlar arasında sağlıklı olanlar,ilaca bağımlı olmayanlar, Ramazan Ayı7nı oruç tutarak kutlar. Tutamayanlar tutamadığı her gün için ki bu yıl bu 180 TL olarak belirlenmiştir; Muhtaçlara öderler. Bu 180 Tl ‘nin adı fitredir. Yani Ramazan Ayı sonunda,şer’an varlıklı(zengin) sayılan, bütün Müslümanların bayramdan önce( Bayram namazı öncesi) fakir-fukaraya vermeleri vacip olan sadakadır.Sadaka-i fıtır olarak ta ifade edilir. Vacip ; yapılması gerekli olan, terkedilmesi caiz olmayan anlamındadır.
Müslüman Alemi’nde Recep, Şaban ve Ramazan ile Bayram adları isim olarak ta bireylere verilmektedir. Bugüne kadar örneğin ülkemizde kaç kişiye Recep,Şaban,Ramazan ve Bayram adı verildiğini ancak Nüfus Müdürlüklerinden alınabilecek veriler ortaya çıkarabilir.
Benim de dostlarım,arkadaşlarım,sevdiklerim arasında adları, Recep, Şaban, Ramazan, Bayram adlarında nice dostlarım var. Şurada 5-10 gün sonra mübarek Ramazan Ayı ile buluşacağız. Allah bu mübarek aylar yüzü suyu hürmetine ülkemzi her türlü afat ve felaketlerden,savaşlardan,musibetlerden uzak kılsın. İnsanlarımız mutlu,huzurlu,sağlık ve afiyet içinde olsunlar.
Aklıma merhum Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın dizeleri geldi: “Açılır bahtımız bir gün,hemen battıkça batmaz ya/ Sebepler halk eder Halık, kerem bamız kapatmaz ya/ Benim Hakk’a münacatım,değildir rızk için haşa/ Hüda,Rezzak-ı alemdir,rızıksız kul yaratmaz ya” diyor ya. Lafın özü de bu olsun. Ben tüm hemşehrilerimin yaklaşan mübarek Ramazan Ayı’nı şimdiden kutluyorum. Kardeşçe yaşamanın,huzur içinde günler geçirmenin,bolluk ve bereketin içinde olmanın zamanıdır diyorum. Doğru olanları bulup yapabileceksek ne mutlu bizlere….
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları