08 Mart 2026 - Pazar

TAVŞANLILI 2026 YILI İÇİNDE NELERİ GÖRMEK İSTİYOR

TAVŞANLI

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 17 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News

     TAVŞANLILI  2026 YILI İÇİNDE
 NELERİ GÖRMEK        İSTİYOR     
           
 
  Ben aziz Tavşanlı  Halkı’nın tercümanıyım. Hatta fahri avukatıyım da…Yıllar içinde Tavşanlılının neyi sevdiğini, neyi sevmediğini, nelerden hoşlandığını,nelerden hoşlanmadığını, neye üzülüp neye sevindiğini   bilenler  içinde ben de varım.Örnek mi istiyorsunuz?  En basitinden Tavşanlılı,  futbol takımının,ilçeyi temsil eden bir ekibinin başarısında  kendini sokağa atar.  Bunu Linyitspor’da yaşadık.  Tavşanlılı Ramazan Ayı’na hürmette kusur işleyenleri sevmez. Örneğin; Ramazan Ayı içinde oruç tutmasa da alenen oruç   ayına hürmet etmeyenleri sevmez. Cadde ve sokaklarda şuursuzca motosiklet kullananları, gürültü çıkaranları sevmez.  Ezan okunurken  saygısız davranışlarda bulunanlardan da hiç hazzetmez.  Düğün ve derneklere ,cenaze törenlerine   katılanlara ve hatta cenazenin defnedilmesine kadar  katkı verenlere  saygı duyar.  Siyasette kavgayı sevmez. Çünkü nihayette  her Tavşanlılı bir nebze birbiriyle hısım ve akrabadır. Bizim oğlandır, bizim kızdır.  Mevlidlere, hatim dualarına,hayırlı işler yapanlara  karşı ilgi duyar. Hacı ve asker uğurlamalarına katılır. Düğün ve dernek yemeklerini kaçırmaz.  Belediye hoparlörlerinin  zaman zaman arıza yapmasına tepki verir”Taze balık geldi “ anonslarına karşı duyarlıdır. Soluğu Balık pazarında alır.  Gözlemeyi sever. Mantıyı sever.Melki mantarını  sever. Müzik topluluklarını kaçırmaz. Şaka yapmasını , haşhaşlı ürünleri,içli pideyi  sever.  Çay Tavşanlılının kırmızı çizgisidir.  Kuru çaya yapılan her  zam Tavşanlı’da üzüntüyle karşılanır. Çünkü Türkiye’de en çok çay tüketilen yerleşim birimlerinden birisi Tavşanlı’dır. 
            Ama bir de Tavşanlılıyı yakından ilgilendiren şeyler var; Örneğin, yeni çevre yolu,bir türlü hayata geçirilemeyen İlçe Jandarma Komutanlığı kompleksi( ana bina, lojman,salon, yemekhane,yatakhane,depo,atış alanı)  Ada Stadı’nın kapatılmayan açık tribünleri, GLİ ‘ye alınamayan en az 500 Kamu işçisi meselesi,  demiryolu alt veya üst geçitleri, DDY Gar ana bina inşaatı, İlçe Emniyet Müdürlüğü kompleksi( ana bina, lojman,atış salonu,depo,sosyal tesis,garaj),Yaylacık Milli Park projesi’nin hayata geçirilmesi, Çukurköy Belde iken merhum Belediye Başkanı Nazmi Sarı’nın hayata geçirmek istediği fakat  bir türlü gerçekleşmeyen Çukurköy Göleti( bu gölet için  Anavatan İktidarı zamanında bir milyon TL ayrılmıştı) Tavşanlı’yı  kestirmeden İzmir’e ve Antalya’ya bağlayacak olan yollar  projesi,Orman ürünleri entegre tesisleri( Tavşanlı’nın % 65’i ormanlık alandır) Nohut piyasasının Tavşanlı’da açılması projesi(yumurtada ,üzümde,fındıkta vb olduğu gibi)Tavşanlı’ya düşünülen TMO Ofis projesi, Kapalı pazaryeri   projesi, Göbel Kaplıcaları’nda yapılması düşünülen  Astımlılar Merkezi( Türkiye’de tıpkı Kazdağları gibi, oksijen depolarından birisi Tavşanlı’nın Göbel Kaplıcaları’nda bulunuyor), GLİ Bandosu’nun  ve  Mehter Takımı’nın  tam teşekküllü olarak yeniden hayata geçirilmesi, Tavşanlı-Domaniç- İnegöl yol güzergahında düşünülen  Kocadağ’ın altından geçirilecek  karayolu tünel inşaatı, Doğal gaz nimetinden bazı yerleşim birimlerinin daha yararlandırılması  , Adalet Sarayı’nın genişletilmesi,Kütahya Barosu Tavşanlı Temsilciliği’ne yeterli büyüklükte bir salon, Ada Mesireliği’nden Moymul Mahallesi altına kadar Kocaçay’ın bir diliminde kayıklarla gezinti  arzusu, bunlardan bazıları….
             Bütçe imkanlarıyla bunların ne kadarına yanıt verilebilir bilinmez. Bu hususta Kütahya İli’ndeki yerel kaynaklardan ,imkanlardan nasıl yararlanılabileceği de düşünülebilir.
             Ama en azından Tavşanlı’nın kendi imkanlarıyla Cumhuriyet Meydanı’nın altına onlarca aracı alabilecek kapasitede yeni bir yer altı garajı  da  gündeme gelmelidir. Bu proje halen Ankara’da eski belediye başkanımız ve milletvekilimiz Hüsnü Ordu döneminde gündemdeydi. Göbel Kaplıcaları’nın hemen altında Belediyemizin  sebze ve meyve serası girişiminde bulunması da   düşünülmelidir. Tavşanlılı  istesin; kültür mantarında  tüm Türkiye’ye yetişebilir.Bunun denemesi  müspet olmuştur.  Tavşanlı yeniden bir yumurta üretim merkezi olabilir( bir ara yurt dışına milyonlarca yumurta ihraç edilmiş,300  tavuk tesisi  ile istihdam bile sağlanmıştı) Tunçbilek bir kalemde çizilecek bir yer olmamalıdır. Tunçbilek başka alanlarda da  öne çıkarılmalıdır. Birçok sektörün Tunçbilek’te   tesisler,hatta fabrikalar kurması  neden mümkün olmasın? En azından kurun Orman ürünleri entegre tesisini Tunçbilek’te ve en azından kontrplak,sunta,mobilya malzemesi üretelim. Yer mi yok?  Devlet Baba, GLİ’ye yeniden açık ocak işletmesi için düğmeye basmalıdır.  Bu istihdamı da artıracaktır.  Ben Tavşanlı’nın asla bir Değirmisaz olmayacağına inanıyorum.Buna da zaten Tavşanlılı izin vermeyecektir.  Sayın milletvekilimiz Mehmet Demir’e büyük  yükler yüklemek istemiyoruz . Çünkü O  zaten   Tavşanlı için  kollarını sıvamış,yola düşmüştür. Ama” bir elin nesi var, iki elin sesi” var diyerek   hep birlikte tüm gücümüzle, derneklerimiz, vakıflarımız,STK ‘larımız,birlik ve cemiyetlerimiz,lobilermiz,diğer milletvekillerimizle yumruk olup  kendisine yardımcı olmalıyız. ……Size göre T de avşanlılı isteklerinde haklı değil mi?

 

 


  TAVŞANLILI 2026 YILINDA MUTLAKA BAZI  AÇILIŞLARA
       TANIK OLACAKTIR AMA EN GÖRKEMLİSİ TAVŞANLI’DA
       MODERN BİR ÖĞRETMENEVİ’NİN AÇILIŞI OLACAKTIR 


 
      Tünelin ucu göründü.  Tünelin ucunda görünen Yeni Tavşanlı Öğretmenevi’dir. Allah kendisinden razı olsun; sayın milletvekilimiz,evladımız  Kütahya Milletvekili Mehmet Demir milletvekili seçildiği günden bu güne bıkmadan,usanmadan  bu öğretmenevinin açılması için elinden geleni yapmıştır. Çünkü Tavşanlı’da Öğretmenevi konusu  kocaman bir düğüm  olarak bu günlere kadar gelmiştir.Herkes bir Demokles beklemiştir. Nasıl Demokles Kördüğümü  kılıcıyla bir vuruşta çözmüştür, kulakları çınlasın sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir de aynı şeyi yapmış ve sorunu kökünden çözmüştür.  Mutlaka bu konuda  çabası olan  birçok bürokrat, meslektaşımız,gönüllüler olmuşsa da  öğretmenevi konusunda bir ilerleme maalesef mümkün olamamıştır.  Devletimizin  kamulaştırdığı bir dersane  bugün modern bir öğretmenevi olarak karşımızdadır. 
        Kulakları çınlasın sevgili meslektaşım Şevki Eser ile beraber nicedir kollarımız sıvalı olarak  bu konuda hasbelkader bir çaba içersinde olduk. Sadece Tavşanlı’da bir Şevki Eser ve Bülent Alpagut mu var? Yüzlerce meslektaşımız binlerce öğrencimiz,büyük bir camia  yıllardır bir öğretmenevinin Tavşanlı’ya kazandırılması için  dua etmiştir.Dualar kabul olmuştur. İddia ediyorum; yakın bir sürede hizmete açılacak olan bu dev eser  Ege Bölgesi’ndeki mevcut öğretmenevleri  içinde nazar boncuğudur.  Bu öğretmeni ,bu  alandaki çabaların  en  önemlisidir. Tavşanlılı ,öğretmenlerin  yıllardır oradan oraya  taşındıklarına tanıktır. Bir öğretmenevi için yıllar önce ,Tavşanlılı öğretmen harçlığıyla mütevazı bir öğretmenevini  açmıştı. Bu öğretmenevi bugünkü Şoförler Odası hizmet binasının hemen yanındaydı. Küçüktü ama canlıydı. 7/24 açıktı. Öğretmenin ikinci eviydi. Soluklandığı, stres attığı, huzur bulduğu bir yerdi. Askeri darbe ardından maalesef kapanmış ve Hazine’ye intikal etmişti.  Tavşanlılı Öğretmen’in alınteri paralarıyla hayata geçirilen bu mütevazı bina artık yoktu. Vardı ama Öğretmenevi değildi. 
        Tavşanlılı Öğretmen arayış içindeydi; kulakları çınlasın Türk Maden-İş Batı Anadolu Şubesi(sendikası) başkanı Doğan Şahin döneminde  halen Kaymakamlık Lojmanı olarak değerlendirilen binaya komşu ; o zamanın Devlet Hastanesi ile halen mevcut Atatürk İlkokulu arasındaki,bugün başka bir amaçla kullanılmakta olan   bir sosyal tesis  , maden işçisine değil öğretmene tahsis edilmişti. Bu büyük bir jestti.  Şahsen ben, bu bina öğretmenevi olarak kullanılmaya başladığında nice etkinlikleri bu binada   yönetmiştim.  Tavşanlılı Öğretmen mutluydu. Bir öğretmenevine sahipti. . Ne mi oldu? Bir gün  baktık Tavşanlılı öğretmen’e tahsis edilen bu bina Kütahya İl Özel İdaresi’ne birkaç milyon Türk Lirası’na  satılmamış mı?  Yine Tavşanlılı Öğretmen dımdızlak ortada kaldı mı?  Ne oldu?  Yeri yurdu kalmayan Tavşanlılı Öğretmenler ya bir kahvehanenin, kıraathanenin, .kiraladığı  odaların   sakinleri oluverdiler. Günlerini dahi kutlayamadılar.  Ümitlerin tükendiği bir anda  ülkemizde bir kalkış,başkaldırma  başlayınca    bazı binalar devlet tarafından  kamulaştırıldı. Bunlardan biri de  Kanal Caddesi( Ahmet Haşim  Benli Bulvarı) üzerindeki bir dersaneydi. Yani  restore edilmesi gerekiyordu.Yapılacakmasrafa da değer,  çok katlı bir  binaydı.  Bu bina uzun süre kaderine terk edilmişse de  büyüklerimizin  çabalarıyla Tavşanlı Öğretmeni’ne tahsis edildi.Ama  mevcut dersane  binasının A’dan Z’ye  eksikleri vardı. Para gerekti.  İlk kez birmilyon lira geldi. Bunun da 500 bin lirası iade edildi. Ama  bu devede kulaktı. Daha fazla paraya ihtiyaç vardı. Allah Tavşanlılıların yüzüne güldü;  bir milletvekilimiz oldu. İşte  bu milletvekili; sevgili Mehmet Demir’dir. “Yiğidi öldür ama hakkını ver” Atasözü anlamlıdır. Mehmet Demir’in hakkını Tavşanlı’da öğretmenler ödeyemezler.  Allah sevgili milletvekilimizin babası  Mehmet Demir abimin ve sevgili  eşi Semiha ablamın mekanlarını cennet eylesin. Böyle bir evlat yetiştirip bu fani alemden göçüp gitmişler. İddia ediyorum ; bu hizmet sevgili Mehmet Demir’in ve ailesinin  defterini her zaman açık tutacaktır.  Yeni Tavşanlı Öğretmenevi çok kısa sürede hizmete girecektir. Değerli Milletvekilimiz Demir’in görkemli bir açılış için hazırlandığını biliyorum. Sanıyorum değerli Milli Eğitim Bakanımız ve değerli bürokratlar açılışta hazır bulunacaklardır. Ben de gurbette ,yaşlı bir öğretmen olarak  açılışı  uzaktan izleyeceğim. Bu öğretmenevini göremeyen 100’ün üzerinde merhum öğretmenlerimiz var. Hepsinin mekanları cennet olsun. Bu öğretmenlerimizin adları  muhakkak sevgili Tavşanlı Öğretmenevi Müdürümüz  Yunus Öğretmen tarafından ,binanın uygun bir yerinde   ,şeref köşesinde yerini alacaktır. .Şeref köşesinin Tavşanlı Öğretmenevi’nin en önemli bir parçası olacağını düşünüyorum. 
             İnşallah Tavşanlılı 2026 yılında daha birçok görkemli eserlerin açılışına tanık olacaktır.  Örneğin Yeni Arifağa Camisi de bunlardan birisi .  Yeni Çevre yolumuz,yeni okul binalarımız, yeni tesislerimiz ve diğerleri 2026 yılının  içinde birer birer hizmete girecek.Belki ileride bir polisevimiz de olacak. Yeni Öğretmenevi Tavşanlılı Öğretmenlere hayırlı ve uğurlu olsun.  Bu açılışı tüm Türkiye de  duysun isterim. . 

 

 

 

 

     TUNÇBİLEK  BİR SÜREDİR  TAVŞANLI’NIN GÜNDEMİNDE. AMA    EN ÖNEMLİSİ  ANKARA BUNDAN   HABERDAR MI ?

 
        ÖNEMLİSİ ANKARA BUNUN FARKINDA MI? Bakın fazla lafa gerek yok; Tunçbilek, Tavşanlı’nın 1940’lardan beri Linyit yataklarının en bol olduğu bir yer.Adeta Linyit yataklarının üzerinde oturuyor.  Yerine göre 5m’den 30m’ye kadar kalınlıkta kilometrelerce uzunlukta bir rezervi düşünebiliyor musunuz? MTA yıllar içinde bu bölgede yaptığı sondajlarda  çok kesin bilgilere ulaştı.  İşin en önemlisi,Tunçbilek’teki GLİ’nin  sorumluluk alanlarındaki  görünür/görünmez Linyit rezervinin 300 milyon tonun üzerinde olması.  Yani TKİ’nin bir zamanlar Amiral Gemisi olan,halen  en zayıf dönemindeki GLİ EĞER HER YIL BU BÖLGEDEN 5 MİLYON TON Linyit üretse bu alanlardaki Linyit üretimi   yıllarca devam edebilecek  bir zenginliktir. Aynı zamanda istihdam da  sağlayacağından binlerce işçi ekmek kapısı bulabilecektir.  Kimse altın yumurtlayan tavuğunu kesmez. Bu hep böyle olmuşsa da maalesef  son yıllarda bazı kaynaklarımızı  devlet baba değil de müteahhit firmalar ve müteahhitlerin taşeronları üretiyor, depoluyor,pazarlıyor. Ne yapıyor? Vergisini devlete ödüyor. Niçin Devlet babamız bu işten vazgeçti?  Maden işçilerimizin alınteri ürettiği Linyit dün olduğu gibi yine Devlet babamız tarafından üretilseydi,depolansaydı, piyasaya verilseydi ve kazanılan paralar TKİ’nin kasasına girseydi fena mı olurdu?  Gün geldi Kütahya/ Tavşanlı/ Tunçbilek’teki  zengin Linyit rezervleri gerek açık ocaklardan,gerekse kapalı ocaklardan üretildi. Üretilen Linyit demiryolu ve karayolu ile  ihtiyaç duyulan merkezlere taşındı.   Fabrikaların çarklarını  döndüren, Askeri Birliklerin ısınmasında etkili olan, fakir/fukaranın ihtiyacına yanıt veren, onlarca yerleşim biriminde bacaları tüttüren, yıllar içinde devlet demiryollarında buharlı lokomotifleri çalıştıran Tunçbilek  Linyit Kömürü ‘nün fındık kadar bir parçasını dahi değerlendiren GLİ’nin    ARTIK AÇIK OCAKLARI DA YOK.Deniliyor ki; artık yerüstü ocaklarında  maliyeti karşılayacak kömür kalmadı.  Yeraltına girildi ve yerin onlarca metre derinliğindeki kalın Linyit damarları( Ömerbey gibi)   değerlendirmeye alındı . Bunları da artık müteahhit    firmalar çıkarıyor. Hiç unutmam, eski müessese müdürlerimizden Cafer Metin döneminde   çok kapsamlı bir proje hazırlanmıştı. Bu projeye göre  GLİ’nin görev alanında bulunan  Domaniç Havzası’ndaki 300 milyon tonun üzerindeki bir rezerv  ülke ekonomisine kazandırılacaktı.2005 yılında  her şey hazırdı.   Bakın; un,şeker,yağ hazırlanmıştı.Sadece, helva yapmak kaldıydı. Ankara’ya sunulan bu Domaniç Havzası’ndaki değerli Linyit rezervi projesi   Ankara’da  tozlu raflardadır. Aranılsa bulunur. Ama bunda GLİ’nin de  kusuru var; GLİ de  işin peşini bırakmamalıydı.  Eğer Domaniç Havzası Projesi gerçekleşmiş olsaydı, TKİ’nin kasası ağzına kadar dolup taşacaktı.  Kocaman bir yazık!....  TUNÇBİLEK LİNYİT’i mevcut Linyit Kömürleri içinde külü en az, enerjisi en yüksek,kalite itibariyle ,dünya  standartlarında bir kömür.  Bugüne kadar Değirmisaz(Ekonomik olmadığı gerekçesiyle  faaliyetine son verildi) Seyitömer( özelleştirildi) Dursunbey’de bir açık ocak( çalıştırılamadı) Halen özelleştirilen Tunçbilek Termik Santralı’nın altından Gürağaç Mahallesi’ne kadar uzanan alandaki zengin Linyit Rezervi  dahi gündeme getirilmemiştir.
      Bugüne kadar binlerce maden işçisine ekmek kapısı olan Tunçbilek’i nasıl yapalım edelim de Ankara’daki büyüklerimizin  dikkatine  sunalım?  Tavşanlı Halkı , ellerinde dövizlerle, kırıcı olmadan, olgun bir şekilde atacağı sloganlarla Tavşanlı/ Kütahya arasındaki devlet yolunu bir süre kapatsa acaba Ankara’nın dikkatini bir nebze çekebilir miyiz diye  düşünüyorum.  Tavşanlı/Kütahya arasında yürüsek ayakkabılarımız mı aşınır?   Bir tepki verelim derim. Milletvekillerimiz var. STK’larımız var. Derneklerimiz,vakıflarımız,cemiyetlerimiz,sendikalarımız var.. Ayağımızın altındaki kilimi sessizce,yavaşcacık birileri çekmeden  dikkatli olmak zorundayız. Bakın sadece Kütahya’da bile binlerce hemşehrimiz işsizdir.   Bir çoğumuzun tuzu kuru olabilir. Ama geleceği olmayanlara gelecek hazırlamak zorundayız. Bunu da bizler yapacağız? Gerçeklerin  Ankara tarafından iyi bilinmesi şart. TKİ’nin sayın Genel Müdürünün  2005 yılında GLİ  tarafından özenle hazırlanan, Ankara’ya gönderilen, Tavşanlı- Domaniç  Havzası Projesi’ni araştırıp, bulup yetkili bakanlığa sunmasını beklerim.Bir T.C VATANDAŞI OLARAK BU BENİM İSTEĞİMDİR. İnanıyorum ki; sayın Cumhurbaşkanımız bile ,sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız bile  bu konudan haberdar , her şey  değişebilir. Ama her şeyden önce Tavşanlı Halkı’nın meseleye sahip çıkması gerekiyor.  
           Sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir’den hassaten rica ediyorum;Bu 2005 yılında Tavşanlı’da GLİ ‘de  hazırlanan,kitaplaştırılmış ,hazırlanmış Domaniç Havzası Projesi’ni Ankara’da araştırıp  çıkarsın yetkililerin önüne koysun. İkincisi Anap döneminde Çukurköy Belediye Başkanı merhum Nazmi Sarı’nın hazırladığı, Yaylacık sularını bir araya getirecek Çukurköy Göleti projesi’ni de bulsun çıkarsın. Bu proje için zamanında bir milyon TL Ödenek bile ayrılmıştı.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları