TÜM DERNEKLER BİR ÇATI ALTINDA TOPLANMALIDIR

Bülent Alpagut
- 05062218413 TAVŞANLI’DA TÜM DERNEKLER BİR ÇATI
ALTINDA TOPLANMALIDIR
Nasıl cadde ve sokaklardaki elektrik ve telefon direkleri,çatılardaki TV Antenleri ,binaların badanaları bir görüntü kirliliği yaratıyorsa derneklerin ayrı ayrı bina köşelerinde,iş merkezlerinde,pasajlarda,dükkan ve iş yerlerinin bir kenarında faaliyet göstermeleri de o derecede sıkıntı yaratıyor.
Tavşanlı Merkezi’nde bir bina inşasıyla bu binada mevcut vakıf,dernek,sendikaların birer odası olması kanımca disiplin açısından da önem arzediyor.Tavşanlı’da 2OO’ün üzerinde sendika,dernek ve vakıf olduğunu düşünüyorum. Bu öyle bir bina olsun ki içinde mahalle muhtarlıkları da bulunsun.Bir derneğin,vakfın,sendikanın ve muhtarlığın kendine özgü evrakları var. Korunması gereken belgeleri mevcut.Bunların bir çatı altında olmaları her şeyden öte güvenlik açısından önemli.
Bakıyorsunuz Kızılay,Çocuk Esirgeme Kurumu,mahalle ve köy muhtarları derneği,Verem Savaş Derneği bir yerlerde bilmem ne sendikası ve vakfı da başka yerlerde.Böyle bir düzenleme yapılırsa bu hem halkın,hem bu kuruluşların mensuplarının hem de devletin yararına olacaktır.Zaten bu dernek,vakıf ve sendika şube ve temsilcilikleri çoğu zaman kapalıdır.Değerli belgeler de Allah’a emanettir.
Tavşanlı bu alanda pilot bölge olabilir. Bu Türkiye’de örnek bir çalışmayı da beraberinde getirebilir.Yapılacak tek şey uygun bir arsa üzerinde görkemli bir binayı kondurabilmek. Bu kurum ve kuruluşların ve halkın işbirliğiyle gerçekleştirebilir. Tavşanlı bugüne kadar nice hizmetleri kendi çabalarıyla gerçekleştirmedi mi? Bunu da pekala başarabilir.
SARRAFLAR Ç ARŞISI TAVŞANLI’YA YAKIŞACAKTIR
Sarraflar da orada burada. Bunların da bir çatı altında toplanmaları özellikle asayiş açısından önem arzediyor.Böyle bir çarşı geceleri de güven içinde olabilir. Güvenlikleri garanti altına alınabilir. Bana soracak olursanız böyle bir yer var. Tavşanlı’daki dağınık bir görüntü arzeden tüm sarraflar Belediye Pasajı’na alınabilir. Akşamın belli bir saatinde pasajın iki kapısı kitlenir.Sabahın belli bir saatında ise açılabilir.Bu öneri sarraflarımızı ilgilendirir mi bilemem ama emniyet,disiplin,güven açısından yabana atılmayacak bir öneri.
Ama sayın sarraflar yan yana hizmet etmeyi içlerine sindirirler mi bilemem. Babam rahmetli avukat yazıhanesini bugün Tahsin Buruk Caddesi’nde rahmetl i Esiflerin Hakkı Efendi’nin evinin altında açtığı zaman kulakları çınlasın Avukat Suna Korkmaz da hemen yanına yazıhanesini açmıştı. Babamın bundan pek mutlu olduğunu tahmin etmiyorum. Bunu bizlere pek htirmedi ama ben yine de huzursuz olduğunu düşünüyorum.
TAVŞANLI’DA HER GÖRÜŞTÜĞÜM KİŞİ AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR
SU FİYATLARININ UCUZLATILMASI İSTENİLİYOR
Yeni İçme suyu Tavşanlılıların hizmetine sunuldu. Bu küçümsenmeyecek vizyon bir projedir. Artık Tavşanlılı kaynak suyu niteliğinde suyu içiyor,kullanıyor.Bunun için çaba gösterenleri gelecek kuşaklar rahmetle anacaklardır.
Tavşanlılı ucuz suyu hak ediyor.Yıllar boyu Yer altı sularını kullandı. Ada Stadı yanındaki ve Emirellerin Harmanyeri yakınındaki iki derin kuyudan çekilen sular ana depoda toplanarak halkın istifadesine sunuldu.Bu sular pahalı sulardı ve pahalı olması doğaldıÇünkü elektrik sarfıyle yerin 1O8m derinliğinden çıkarılıyor ve pompalanıyordu.
Ne zaman Kayaboğazı Barajı devreye girdi Tavşanlılı bol suya kavuştu. Ama bu suyun barajın dibinden alınıp pompalanması da sorunlar yarattı. Su bir anlamda balık gibi kokuyordu. Arıtma tesisinde ne kadar arıtılsa da bu özelliğini korudu. Allah sayın Vural Kavuncu’dan(halen rektör) ve sayın Belediye Başkanı Mustafa Güler ‘den,DSİ’nin sayın yetkililerinden,bürokratlardan razı olsun. Bugün kaynak nteliğinde Esatlar7dan gelen güzel bir içme ve kullanma suyuna kavuştuk.
Tabii seyriyle ilçemizin en ortalık yerine ulaşan bu su sadece Tavşanlı Belediyesi’nin 19 mahallesini değil,beldelere,köylere kadar gidiyor.Her halükarda bu suyun eskiye oranla daha az masraflı olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle mevcut su fiyatlarının geriye çekilmesi kadar doğal başka bir şey olamaz.Taktir sayın başkanın ve belediye meclisinin sayın üyelerinindir.Ben elçiyim. Elçiye zeval olmaz.
ÖĞRETMEN AHMET CEYHUN’UN ÖLÜMÜ TAVŞANLILIYI
DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR
Tavşanlı’nın centilmen,efendi,can,aziz insanları vardır.Moymullu Ahmet Ceyhun da bunlardan sadece birisiydi. Vefat haberini oğlumdan aldım. Derecesiz üzüldüm. Aynı dakikalarda kredi kartımı düşürdüm ikinci kez üzüldüm. Allah üçüncüsünden korusun.
Ahmet Ceyhun’un vefatı üzerine ilk aradığım okul müdürü İsmail Kartal oldu. O da çok üzgündü. 15 yıllık bir beraberlikleri vardı. Edebiyat Öğretmeniydi. Sağlık Meslek Lisesi’nin kibar,nazik Ahmet öğretmeniydi. Ahmet 1958 doğumluydu. 6O yaşlarındaydı. Beklenmedik şekilde esen bir sert rüzgara daha fazla direnememiş ,dalları kırılmış,gövdesi yere düşmüş nadide bir ağaçtı.
O’nun kibarlığı kadar,karşısındakilere karşı olan hassasiyeti,nazik tavırları da bir başkaydı. Ahmet Ceyhun’un torunu için ne kadar üzüldüğünün yakın tanığıyım. Nenesi Moymullu Teyze haftanın birkaç günü Tavşanlı’daki evimize gelir,bizlerle sohbet ederdi. Öğretmen Camiası çok kıymetli bir mensubunu yitirmiştir. Gurbette ölüm haberi acı oluyor. Keşke Tavşanlı’da olup kendisinden helallık dileseydim.Akın Karaveyisoğlu’nun iş yeri komşusuydu.Yıllarca ikamet ettiğim Durak Mahallesi’nin bir parçasıydı. En son 2O18 yılı ortalarında Tavşanlı’da kendisini ziyaret ettiğimi anımsıyorum.Son içtiğim çay belki O’nun çayıydı. O artık hoş bir sedadır. İyi olarak anılacaktır.Atatürk sevgisiyle dolu,Cumhuriyetçi,vatansever bir öğretmendi. Hiç kimse rahmetliye pislik atmasın. Ahmet Hoca’ya kurban olsunlar. O’nu kimler üzdüyse Allah ta onları üzsün. Yetiştirdiği öğrencileri yetim bırakarak gitmiştir. Tavşanlı Sağlık Meslek Lisesi müdürü sevgili kardeşim İsmail Kartal’ın şahsında tüm okul öğretmenlerine baş sağlığı, Moymullu hemşehrilerime de sabır ve tahammül diliyorum.Tavşanlı kansere bir evladını daha verdi. Ahmet dilerim Tavşanlı’nın kansere yenik düşen son evladı olsun.
27 MAYIS BİR ZAMANLAR MİLLİ BAYRAMDI
Ben de 27 Mayıs Bayramları’nda görev yapanlardanım.O da Cumhuriyet, 23 Nisan, 3O Ağustos,19 Mayıs Bayramı gibi bir bayramdı.Coşkuyla kutlanıyordu.14 Mayıs 195O tarihinde yapılan genel seçimlerde iktidar olan Demokrat Parti 27 Mayıs 196O tarihinde yapılan bir Askeri müdahale sonunda iktidardan indirilmişti.
1957’den itibaren yani DP’nin iktidara geldiği 7.yılda ekonomik sıkıntılar halkın belini bükmüştü.DP’de 1957 genel seçimlerinde umduğunu bulamamıştı. İsmet İnönü’nün 196O Nisan ayı içinde DP İktidarını sert olarak uyarması, 28 Nisan 196O Öğrenci olayları ,beraberinde gelen sıkı yönetimler 29 Nisan 196o tarihinde Ankara Hukuk Fakültesi’nde başlayan öğrenci olayları,bunun Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne sıçraması, öğrencilerle güvenlik güçlerinin sıkça karşı karşıya gelmeleri, Mülkiye binasına ateş açılması, kapıların kırılıp içeriye girilmesi,öğrencilerin zor kullanılarak dağıtılması, Bir çok öğrencinin yaralanması, “ Kanlı Cuma”, olaylara yayın yasağı getirilmesi,ülkede her türlü toplantının yasaklanması mevcut hükümetin istifa etmesinin istenmesi, 3 Mayıs 196O tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel’in Adnan Menderes’e bir mektup göndermesi,Soruşturma Komisyonunun kaldırılmasını,gazetecilere af çıkarılmasını , öğrencilerin serbest bırakılmasını istemesi, baskı rejiminin devam etmesi,Mendres’in tek başına öğrencilerin içine girmesi ve tartaklanması, 21 Mayıs 196O tarihinde Harp Okulu Öğrencileri’nin Kızılay’daki sessiz yürüyüşü , Askeri Darbeyi tetikleyenlerden bazılarıdır. Netice itibariyle 27 Mayıs 196o Sabahı Alparslan Türkeş İhtilal bildirisini okumuş ve Milli Birlik Komitesi’nin yönetime el koyduğu açıklanmıştı.
Ben darbe günü sabahı Tunçbilek’teki Köprübaşı’ndaki İlkokula gitmek üzere rahmetli Ahmet Karatürk’ün Meydan Sokak’taki kiralık evinden çıkıp rahmetli Azmi Sirel’in evinin karşısındaki GLİ memur otobüsünün kalktığı yere giderken bir havacı askerin uyarısı sonucu evime geri dönmüştüm. Meğer darbe olmuş.
O gün görevime gidememiştim. Dolayısıyle hayatımda yaşadığım ilk Asker Darbe idi. Öğrencisi olduğum ,İstanbul Ünversites Iktısat Fakültesi kapatıldığı için boştaydım.Bu nedenle kısa sür e de olsa öğretmen vekilliği yapıyordum.Sonra askerliğimi daha fazla ertelemeden askere gitmek istemiş ,Yedek Subay Öğretmen olarak Kayseri’ye gitmiştim.
Milli Birlik Komitesi’nin tarihe altın harflerle geçen tek olumlu kararı bana göre Yedek Subay Öğretmenlik Müessesesidir. Bu görevi Tavşanlılı bir çok arkadaşımla birlikte gururla,başarıyla severek yaptık.
Tavşanlılı hiç sanmıyorum benim,Esmerlerin Tekin Özdoğan,Moymullu Ömer Tekin,Emin Türkyılmaz,Mehmet Ali Özel,Mustafa Gürer,Mehmet Sever,Tahsin Öztürk, Cemal Eker, Ahmet Yılmazer, Gültekin Kesin,Yüksel Kavuncu, Talip Fidan, Sabri Belli, Kazım Girgin, Hakkı Şahin, Şerafettin Yılmaz,Ahmet Sepet(Kasımoğlu),Fevzi Coşgun,İsmail Eşen,Ali Yörük, Mahir Yörük, Ahmet Kuruçay, Mehmet Kır, İbrahim Ödemiş, Yücel Uğurlu’nun Yedek Subay Öğretmen olarak görev yaptıklarını bilmez.
Bugün “27 Mayıs” adlı tek bir tabela,afiş,bir kurum ve kuruluş,fabrika,okul bulamazsınız. Bu adla kutlanan bir bayram da yoktur. Tarih 27 Mayıs konusunda mutlaka bir şeyler yazacaktır.
HAZİRAN AYI VE YİTİRDİKLERİMİZ
Günlük tutmam ama bazı doğum ve ölüm tarihlerini bir kenara yazarım. Rahmetli Mehmet Bacaksız ‘ın da bir defteri vardı. Tavşanlı’da kimleri kaybetmişiz günü gününe yazardı.Kimler doğmuş hakeza onlara da not düşerdi.
Haziran Ayının ilk gününde bir zamanların İstiklal İlkokulu Müdürü Mehmet Yiğit’i yazmışım.Allah rahmet eylesin. Çalışkan,efendi,saygı değer bir hemşehrimizdi. Emekli olduktan sonra canı sıkılmasın diyerek rahmetli iş adamımızAhmet Dağıstanlı’nın eski evinin karşısında bir mütevazi iş yeri açmıştı. Bu iş yerinden ben de zaman içinde bir şeyler almış ve kendisiyle sohbet etmiştim.
Bakıyorum 12 Haziran 2O18 tarihinde Moymul’un yetiştirdiği birkaç değerli insandan biri Prof. Dr. Cemal Sarıcan’ı kaybetmişiz. Kütahya Lisesi’nden arkadaşımdı.Öncesinde çocukluk yıllarımın vazgeçilmezlerindendi. Şu anda mezarı İzmir İli Bornova İlçesi’ndeki eski mezarlıktadır. Manisa Yolu üzerindeki bu mezarlığın büyük duvarının hemen dibinde,Bor nova Belediye eski Başkanı Olgun Bey’in çabalarıyla bir yere defnetmiştik.Bugün kabri Tavşanlı’da en azından Moymul Mahallesi7ndeki aile mensuplarının yanında olsaydı her gün bir dua edeni mutlaka bulunurdu. Bugün Cemal Sarıcan gurbetteki bir yolcudur. Bugün gitsem defnettiğimiz yeri ben bile bulamam.Mezarının Tavşanlı’ya nakli için çok çabaladım ama başarılı olamadım. Ne işi vardı Bornova’da ki? O değeri anlaşılamayan Tavşanlı’nın yetiştirdiği bir profesördü. Çok kişi kendisinden yararlandığı halde Tavşanlılının yararlanamadığı,farkedemediği bir insandı.Ben alışkanlık haline getirdiğim her sabah okuduğum Yasin-i Şerif’ten O’nu da gönüllüyorum. Yerinde rahat uyu sevgili arkadaşım
17 Haziran 2O15 tarihnde yitirdiğimiz bu büyük devlet adamı , 16 O5.1994-O5.O5.2OOO tarihleri arasında görev yapan 9.ncu Cumhurbaşkanımızdı.Mekanı Cennet olsun. Devletimize ve milletimize hizmetleri olan bir faniydi. Arkasında hoş bir seda bırakıp gitmiştir.
Kemal Öğütçü benim aziz arkadaşlarımdandı. Tavşanlı ile özdeşleşmiş bir hemşehrimizdi. Birbirimizi iki gün görmesek bir şekilde telefonlaşır,mesajlaşırdık. Veya bir yerde oturup çay yudumlardık. Hiç unutmam bir keresinde İzmir’de Konak’ta yolcu gemilerinin gelip gittiği liman kıraathanesinde 2O bardak çay yudumladığımızı,kabarık gelen ücreti yarı yarıya ödediğimizi anımsıyorum. 29 Haziran 2O11 tarihinde bir yıldız gibi kayıp gitmişti. O güzel bir insandı. Allah ‘ın rahmeti üzerine olsun.
Aynı günlerde bu defa 1966 yılında GLİ Camiası iki değerli mensubunu kaybetmişti. Birisi müessese doktoru ki uzaktan akrabamızdı Dr. Muzaffer Akyel,diğeri de Linyitspor’un efsane patronu,hamisi,gözü gibi koruduğu Linyitspor’un vazgeçilmezi,GLİ çalışanlarından Bedri Öngören( Kürt Bedri) idi. Aynı günde aynı saatlerde vefat etmişlerdi. Mezarları ikisinin de Tavşanlı dışındadır. Kürt Bedri ünlü sinema eleştirmeni,senarist,yazar Vasıf Öngören’in babasıydı Her ikisine de rahmet diliyorum.
11 Haziran 2O12 Tema Tavşanlı Gönüllüsü,eski belediye başkanlarımızdan( Anap dönemi) Dünya Dendroloji Derneği’nin Türkiyeli üyler’nden yazar Fevzi Coşgun’u kaybettiğimiz tarihtir. Fevzi Hoca bir yedek subay öğretmendi. Bir köy öğretmeniydi. Halk Eğitim ve Kurslar Müdürüydü. Kitap yazmıştı. Tiyatro eserleri vardı. Bunlar sahnelenmişti. Vakıf Ormanları(ndaki “ Mehmetçik” çamı O’nun zamanında keşfedilmişti. Ünlü “ Erozyon Dede2 Hayrettin Karaca’nın dostuydu.Ağaçseverdi. Bugün Tavşanlı7daki binlerce ağaçta el emeği,göz nuru,alın teri vardır. Allah’ın mutlaka sevdiklerindendi. Allah kendisine rahmetini esirgemesin.
Ünlü şairlerimizden ki kabri Rusya’dadır. Nazım Hikmet Ran’ı 3 Haziran 1963 tarihinde kaybetmiştik. Uzun yıllar şiirlerini bir çok kişi bir yerlerde gizli saklı okumuştur. Bugün herkes rahatlıkla okuyabiliyor. Bir şiirini buldum. “ Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden” başlıklı şiiri.” Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden/Gölgem gibi demiyorum/Çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da ellerim ayaklarım gibi de değil/Uykudayken yitirirsin elini ayağını/Ben hasreti uykuda da yitirmiyordum/Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden/ Açlıktı,susuzluktu demiyorum/ Sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil/ Giderilmesi imkansız bir şey/ Ne sevinç ne keder/ Şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz/ İçimdeydi dışımdaydı/ ubuütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benen/ Zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan/Hasretten gayri”Allah rahmet eylesin.