15 Haziran 2026 - Pazartesi

01.04.1945’ TE DOĞDU VE 27.10.2020’DE HAKK’A KAVUŞTU

HER KONUDA MİLLETE SORMAK ADETİ GELENEKSELLEŞMELİDİR

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 19 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News

    01.04.1945’ TE DOĞDU VE  27.10.2020’DE HAKK’A KAVUŞTU 
 

   Sevgili dostum, Fethi Demirat  şu yalan dünyanın  tamı tamına  26 yıl 06 gün 75 yıl misafiri olduktan sonra  Hakk’a kavuşmuştu. Bugün itibariyle sevgili eşi Aysun Kardeşimle birlikte ebedi istirahatgahında birlikteler. Zamanının bir bölümünü merhume eşi Aysun kardeşimin mezarını ziyarete ayırırdı. Eşini  kaybettitten sonra kanadı kırık bir kuş gibi olmuştu. Eski heyecanı ve şevki kalmamıştı. Gerek okul dönüşlerimde,erekse tatil günlerinde ve özellikle cumartesi günleri mütevazı işyerine uğrardım. Önce kendisini kızdırırdım. Bir tek sözcük yeter de artardı bile….” İşkembe”sözcüğüne karşı alerjisi vardı.  Bu sözcüğü ağzımdan çıkardığımda demir yumrukları sırtımda patlardı. Sonra bir annenin yavrusuna sarıldığı gibi belime sarılırdı. Ödeşirdik. 
    Merhum Fethi, merhum babası Muharrem Usta’nın  yanında mesleğinin zirvesine çıkmış, gerçek bir ayakkabı-iskarpin ustasıydı. Bugüne kadar sadece bana diktiği,yıllar içinde eskitemediğim ayakkabılardan biri hala duruyor. Ayak ölçülerini büyük bir hassasiyetle alırdı. Malzemenin en iyisini kullanırdı.  O’nun yaptığı ayakkabılarI,iskarpinleri yıllar eskitemezdi. Keşke hayatta olsaydı da hala  o eskimeyen ayakkabı ve iskarpinleri üretmeyi sürdürebilseydi. Bir ara  son işyerinin bulunduğu ,merhum camcı Çakır’a komşu küçük işyerinde merhum babasıyla birlikte oldular. Daha sonra son işyerinde,bir zamanlyarın usta helvacısı Ekiz’e komşu  köşe dükkandalardı. Merhum Fethi’ye her Nisan ayı girdiğinde “ Nisan Bir” yapardım. Çünkü Nisan Aylının ilk günü doğmuştu. Ama 2021 yılının Nisan Ayında bu şakayı yapamadım. Çünkü artık aramızda değildi Gönüllerdeki yerini almıştı. Merhum Fethi’nin yaşxamının bir bölümü yıllar öncesinde Değirmisaz’da geçmiştir. Ailesiyle buradaydı.  Balıkesirli bir Aile olmalarına karşın bir Tavşanlı sevdalısı olara yaşadılar.Bir Tavşanlılı olarak yaşadılar. Sevildiler. Merhum Fethi avcılık ta yapardı. Bir ara Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü’nün yönetimindeydi. Başkanlık ta yapmıştı.  Bana çok kereler avcılar ile ilgili  anılarını anlatırdı.” Yalan çanı” diye bir çandan söz ederdi.  Avcılar yalanı sevdikleri için  bazen sınırı aştıklarında bir avcı gider çanı bir kez çalarmış. “Yalan çanı” buradan geliyormuş.  Sevgili  Fethi ‘nin başka bir hüneri daha vardı; beli ağrıyanlar, dizi ağrıyanlar solu O’nun yanında alırlardı. Kulakları çınlasın GLİ Müessesesi’nin unutulmazlarından müdür yardımcısı Ravi Hacıalioğlu bile ne zaman beli tutulsa,ağrısa  kendisini arardı. Bir kez birlikte evlerine gitmiştik. İki büklüm Hacıalioğlu’nu küçük bir hareket ve hamleyle sağlığına kavuşturmuştu. Kendisine el verenlerin sihiri yıllarca hep birçok kişiye şifa olmuştur.  Ameliyat gerektiren, kendisini aşan konularda hastaneleri, doktorları  adres gösterirdi.  Bir gün beni bile ayakkabı dükkanının üst katındaki  operasyon odasında tamir ve bakıma almıştı. Mekanı cennet olsun kardeşimin.  Linyitspor sevdalısıydı.  Albümünde spor fotoğrafları  çoğunluktaydı.  Linyitspor’un antrenmanlarını kaçırmazdı. Maçlarına  giderdi. Deplasmanlara dahi arkadaşlarıyla gitmiştir. Mesleğiyle ilgili dernekte de emeği vardır. Merhum Fethi  Demirat’ın mütevazı işyeri bir adresti.  Ptt müvezzileri,dağıtıcıları  bilemedikleri adresleri kendisine sorarak öğrenirlerdi.  Tavşanlı Fotoğrafı’nın önemli bir karesiydi.  Merhum Fethi Demirat olmadığı sürece bu fotoraf eksik bir fotoğraf olarak kalacaktır. Zaman zaman komşusu Tevfik’e telefonla  Fethi’ye selam gnderirdim.  Ama artık  selam gönderemiyorum. Fethi rahmetliyi sorduğumda artık bana  Tevfik’in yanıtı.”İyidir inşallah Bülent Hoca” oluyor. Ben bu yazımı sağlığında yazmak isterdim. Ama olmadı. Bu kez doğum gününü Es  geçtim. Mekanı cennet olsun……Artık Fethi hoş bir seda olarak kalacaktır. 

 

  HEY GİDİ GÜMÜŞ İBRAHİM HEY  SENİ UNUTMAK MÜMKÜN MÜ 
                                      
 

      Merhum Gümüş İbrahim( Erdem) 07 Nisan 2019 tarihinde yalan dünyaya veda etmişti. Ben bile hala dünyanın mı yoksa insanın mı yalan olduğunu düşünürüm.  Oğlu Fatih’i arayıp bir nebze sohbet ettik.  Allah aile bireylerine sabır versin. Çünkü bu renkli isim bir daha ne doğar ne gelir ne yaşar….
       Pos bıyıkları bir başka güzeldi. Ata binişi ayrı bir güzeldi. Uçarcıydı. Tüfeğinden ne uçan ne kaçan kurtulurdu.  Uzun süne Tavşanlı7da mrhum Çete Abdullah’ın güveç fırınına komşu oldu. Merhum babamın adreslerinden biriydi. Merhum babam da avcıydı.  Fişek,barut,saçma, kapsül,av malzemesi ne gerekirse merhum Gümüş İbrahim’in Av Bayii dükkanından alırdık.  Malzemeler alındıktan sonra sohbetler olurdu. Av hikayeleri anlatılırdı.  Karnımız acıkırsa güveçci Çete hemen yanımızdaydı, gider karnımızı doyururduk.   Merhum Gümüş İbrahim Tavşanlı’nın Kurtuluş Bayramı geldiğinde  beyaz bir ata biner Cumhuriyet Alanı’nda turlardı. Yanında bazen Ali Kutlu’nun merhum babası da olurdu. Merhum eşini çok sevdiği söylenir. O’nun vefatından sonra bir hayli yıprandığını görmüştük. Allah kimsenin düzenini bozmasın.  Tavşanlı’da analar bir Gümüş İbrahim daha  doğurmayacaklardır.  O ÖZEL BİR İNSANDI. Boşluğunu bugün de hissediyoruz.  Merhum Gümüş İbrahim’i en çok kızdıran merhum Dönme Talat’tır.  Her ikisinin ne zaman bir araya gelseler  birbirlerini  kızdırdıklarını  hatırladıkça tebessüm ediyorum.  Zaman zaman sırf kendisini görmek, muhabbet etmek için bayi dükkanına giderdim.  Son olarak Ulucami’ye yakın bir dükkandaydı.  Oğlu Fatih babasının yaptıklarını yapmıyor. O BAKIR KAP KACAK, TARİHİ  EŞYALARA MERAKLI.  Dolayısıyla  vakit geçirmek için  böyle bir uğraş içinde.  Sevgili Gümüş İhsan da artık tabela levha yazmıyormuş. O da emekli etmiş kendisini.  Allah Gümüş İbrahim’i ,yakınlarını en değerli konukları arasına alsın. Mekanları cennet olsun hepsinin…..
                                                              
              MERHUM  ALPARSLAN TÜRKEŞ TÜRK MİLLETİ’NİN
                     GÖNLÜNDE YER ALMIŞ BİR EFSANEDİR         
 
     Kim ne derse desin; merhum Alparslan Türkeş  Türk Milleti’nin gönlünde yerini almış bir efsanedir. Mekanı cennet olsun.  Türkiye’nin yetiştirdiği Albaylar arasında müstesna bir yeri olan bu efsane Türk Subayı gerçek bir vatansever olarak her halükarda yıllar içinde anılmayı sürdürecektir. Milliyetçi Hareket Partisi( MHP) nin kurucusu  olan  Alparslan Türkeş Beştepe’deki  anıt  mezarında yine ziyaret edildi.  Aziz  ruhuna   Fatihalar ve Yasinler okundu. Ölümünün 29.ncu  yılında hiç ölmemiş gibi…Kabrine konulan karanfillerin rengi bile şanlı bayrağımızın renkleri. Sayın Bahçeli’nin ifade ettiği gibi hiçbir menfaat vaadine aldanmamıştır. O’nu büyük yapan da bu olmuştur. Emaneti olan MHP’ye  gönül verenlere, Ülkü Ocakları mensuplarına ve aziz Türk Milleti’ne başsağlığı dileklerimi bu vesileyle ifade etmek isterim.  Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualardan   mutlaka haberdar olmuştur.  Ama müsterih uyusun, Türk Milleti ebediyete kadar varlığını sürdürecektir. Gerçekten bu şanlı Türk Subayı, bu görkemli lider; kesinlikle doğru bildiği yoldan ayrılmamış, ülkemizin  maddi ve manevi savunucusu,koruyucusu, milli konularda fahri avukatı  olarak üzerine düşeni her zaman yapmış, ülkesinin üzerine kanat germiştir.  Mekanı cennet olsun. Kulaklarımda davudi sesini asla unutamıyorum. O GÜR SES HALA GÖK KUBBEMDE YANKILANIR.

        HER  KONUDA MİLLETE SORMAK ADETİ GELENEKSELLEŞMELİDİR 

       Bir hukukçu çocuğu olarak  ben de ülkemizde her konuda millete gitmenin yararlı olacağını düşünüyorum.  Referandum veya Halk Oylaması   halkımıza saygıdır.  Her konuda diyorum; bırakalım halkımız ne diyorsa o olsun. Böylece dünyanın en büyüğü olalım.  Rabbim kulunu yaratırken cüzi bir irade ile yaratmıştır. İnsan  aklını kullanarak doğruyu bulabilmektedir.  İnsanların akıllarında öyle güzel çözümler var ki bunu görmek mümkündür.  Her konuda belirli bir günde halkımıza, oy verme yeterliliğine sahip bireylerimize soralım. Görülecektir ki  halkımızın arzu ve isteği  anında ortaya çıkacaktır.Tavşanlı’da belediyemiz gücü oranında  programındaki sorunları çözmek için çabalıyor.  Tavşanlı Belediyesi  ülkemizdeki belediyeler içinde borcu olmayan bir belediye olarak  biliniyor. Keşke gücü yüksek olabilseydi de programını tam olarak gerçekleştirebilseydi. Olumsuzluklar karşısında   zorlanmasıydı.   Ülkemizde bir süredir tasarruf tedbirleri çerçevesnde bazı  hizmetler askıda. Son olarak Tavşanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binası   hayata geçirilebildi. Bu sevindirici olmuştur.  Bir öğretmenevi  macerası da  sayın milletvekilimizin ve ekibinin sayesinde hizmete açılabilmiştir. Bu diğer bir mutluluğumuz olmuştur.  Bu arada sokak hayvanlarını bir yerde toplamak ve toplanan sokak hayvanlarını aşılamak, kulaklarına toka  takmak, bu hayvanların daha güzel şartlarda yaşamlarını sürdürmek açısından yapılan Barınma  tesis ve imkanları  mutlu sona ulaşmıştır. Bu konuda başta sayın valimiz,sayın kaymakamımız ve sayın belediye başkanımıza  teşekkür borçluyuz. Mevcut Adalet Sarayımız’ın genişletilmesi projesinin ise raftan indiğini öğreniyoruz. Yeni Çevre Yolu’nun  güzergahının da belirlenmekte olması ayrı bir sevincimizdir.  Bana kalırsa Tavşanlı Halkı’nın önüne zaman zaman sandık çıkarılmalı ve Tavşanlı’da nelerin yapılabileceği, nelerin yapılmaması gerektiği sorulmalıdır.  Bu yerel iradenin  yerden göğe kadar hakkıdır.  Mademki halkımız mevcut belediye  yönetimine”evet” demiştir,öyleyse  başta belediyemiz olmak üzere diğer yerel yönetimlerde halkmız belirleyici olabilmelidir. Belediyemiz için halka gitmek  belediyeyi güçlendirir, uyarıcı olur,büyük projelerin,vizyon projelerin gerçekleşmesinde  etkili olur. Tekrar ediyorum; Tavşanlı’da binlerce kişinin görüşü mü önemlidir yoksa birkaç kişinin görüşü mü? Sormaktan kimse çekinmemelidir.  Sorun halkımıza alın yanıtı.  Yaparsınız yapmazsınız bilemem. Ama yaparsanız iradeye saygınızı göstermiş olursunuz. Hatırlayın; bir ara,yıllar öncesinde Tavşanlı’nın doğal merası görünümündeki  MOYMUL Ovası’na küçük ölçekli bir havaalanı  gündeme getirilmişti. Merhum babam avukattı.  Bu projenin karşısına çıkıp mücadele edenlerdendi. İyi ki olmadı. Bir ara Moymul Ovası’na küçük ölçekli bir Çimento Fabrikası gündemdeydi. Allah’tan Tavşanlı Halkı” Hayır” dedi de gerçekleşmedi. Bir ara Çobanköy yakınlarındaki Organize Sanayi Bölgesi’ne yakın bir yerde zehirli Katı Atık Bertaraf Tesisi düşünülüyordu. Kıyamet kopmuştu. Allah’tan gerçekleşmedi.  Aliköy yakınlarına bir Atık Havuzu gündemdeyken kanser tehlikesi dikkate alınarak bu projeye “ Hayır” denildi de  bu gerçekleşmedi. Son olarak Tavşanlılı milletvekiliyle ,sendikasıyla, işçisiyle, halkıyla  itiraz ederek Tunçbilek’in özelleştirmesinin önüne taş koydu.  Konu buzdolabına kaldırıldı. Yetmez tümden ortadan kalkmalıdır.  Bakın ben şahsen su saatlerine  kart uygulamasına karşıydım. Benim gibi niceleri de öyleydi. Bu da halkımıza sorulabilseydi. Her fikre hürmet şarttır.  Kişinin fikrine hürmet  gerekir.  Bunun yolu da sandıktan geçer.  Tavşanlılı her sıkıntı yaratan konuda mutlaka sandığa gitmelidir. 

 


     NURŞEN HEMŞİRE  

    Sevgili kardeşim,meslektaşım  merhum ,Dedeler Köyü(halen mahalle) Halkı’ndan Hasan Kılıçarslan’ın sevgili kızı ,yeğenim Nesrin Kılıçarslan  ile sık konuşuruz.  Son aradığımda bana Nurşen Hemşire’nin İstanbul’da vefat ettiğini, 04 Nisan günü cenazesinin Dedeler Köyü Mezarlığı’nda  defnedileceğini söyleyince içim burktu.  Neden? Merhume hemşire Tavşanlı’nın ilk başhemşiresi ünvanına sahipti.   Ailemize  zaman zaman  yardım eden,kendisine başvurduğumuz,davetimize icabet eden güzel bir insandı. Sevgili eşi İsmail Kaynar da öyleydi. Merhumenin Dedeler Köyü’nde kendisine ait bir evi ve arazisi de yoktu. Uzun yıllar Tavşanlı Devlet Hastanesi’nin çalışkan, özverili bir mensubu olarak hizmeti olmuştur. Bir ara Tavşanlı’da biz Carsanların Ömer Us’un kagir evinde kiracıyken   O da eski PTT Caddesi’nde( Tahsin Buruk Cad) Karatürkler Apartmanı’nda kiracı olarak ikamet ediyordu.Bizim evle O’nun dairesinin arası  Göcen Süleyman Merhumun bahçesi kadardı.  Elimizi sallasak selamımızı alırdı.  Seslensek seslenirdi. Merhum babam ne zaman rahatsızlansa ,merhume annem ne zaman sıkıntıda olsa koşar gelirdi.  Evimizin bir vazgeçilmeziydi.  Sağlık danışmanımızdı.  Dört çocuk sahibiydi.  Son yıllarında alzaymer  rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’da kızının yanında yaşıyordu. Vefatı halinde her halükarda  kabrinin Dedeler Köyü Mezarlığı’nda olmasını istediği için  bugün mezarı bu Dedeler Köyü halen mahalle olan yerleşim biriminin mezarlığındadır.  81 yaşındaydı.Neticede vasiyeti yerine getirilmiş oldu. Çok sevdiği Tavşanlı’nın bir köşesinde yatıyor.   Cenazesinin bir hayli kalabalık olması kendisinin ne kadar sevildiğinin bir nişanesidir. Mekanı cennet olsun.  Eşi İsmail ile birlikte yan yana yatıyorlar.  Biz aile olarak kendisinden razıydık. Allah ta kendisinden  razı olsun. Tavşanlılı , değerli, dost,sevecen, mesleğini hakkıyle ifa eden iyi hemşireler tanımıştır. O da bunlardan birisiydi.Bir ara Kavuncular Sokak ile İkizler Sokak arasında bir aralıkta kiradaydı. Okul dönüşlerimde karşılaşır sohbet ederdik.  Bu vesileyle  Tavşanlılıların gönlünü fetheden çoğu rahmetli olmuş hemşireleri de anmak isterim; Muktedir Hemşire, Meltm Hemşire, Pembe Hemşire, Hayat Hemşire, Şeker Hemşire, Çiçek Hemşire, Sevim Hemşire, Hatice Hemşire, Şirin Hemşire ,Mehtap Hmşire,Ayşe Hemşire, Zeynep Hemşire, Bilge Hemşire’nin de mekanları cennet olsun. Hepsinin hasbelkader Tavşanlı’da Tavşanlılılara bir hizmeti oldu.    Belki bazıları hala hayattadır.Hepsinin de  elleri nurdan olsun. Hemşire  ; doktor,hemşire,ebe sacayağının    bir ayağıdır. Onlar ,her branşta Doktorlarımızın  vazgeçilmezleridir.  Kutsal bir mesleğin mensuplarıdır. Tüm hemşirelerimizi bu vesileyle  bir kez daha saygıyla selamlıyorum. 

    SEVGİLİ ARKADAŞIM CEMAL DOSDOĞRU  İLE 
                                                      BİRLİKTE SON YEMEĞİMİZ 
           Sevgili Cemal Dosdoğru, merhum hakim/avukat babası Tarık Dosdoğru gibi bir avukattı. Cemal merhum benim gençlik yıllarımın  her karesinde yer alan bir güzel dost,arkadaştı. Ailecek  her zaman beraberdik.  Merhum Tarık Dosdoğru ve sevgili eşi  Süheyla Dosdoğru  ile sık sık bir arada olurduk.  Zaten Tavşanlı’da merhum babam ve merhum Tarık Dosdoğru ile birlikte iki serbest avukat vardı. Merhum Cemal’e de bana da “ Avukatın oğlu” derlerdi. Bazen  bu iki avukat yüzünden karışıklıklar da olmuştur. Merhum Tarık Bey Uykucuoğlu’nun evinde, ben de merhum Kasım Abdullah’ın evindeyken bir gece merhum babam ve merhum annem bana akşam yemeğine  geleceklerdi.  Onlar, gelmeden biraz önce kapımız çalınmış ,elinde bir tepsi bulunan bir delikanlı” burası avukatın evi mi?” demiş ve benden “ evet” yanıtı alınca da  tepsiyi bırakıp gitmişti.   Tepside tam 12 adet fırınlanmış kuzu kellesi vardı.  Zannetmiştm ki merhum babam bize yemeğe gelmeden önce bir sürpriz yapmış ve bunları göndermiş.  Sofra hazırdı. Kapı çalınmıştı. Merhum annem ve babam kapıdaydı.  Gelip hemen sofraya oturmuşlardı.  Sofrada içinde 12 kuzu kellesi olan tepsi duruyor. Onlar da kendilerine sürpriz sanmışlar ve hep birlikte gülüş çığlık kelleleri afiyetle yiyip bitirmiştik.  Ne mi oldu? Sıkı durun; tepsiyi getiren delikanlı kapıda değil mi?  Açtım hayrola? Deyince” abi o tepsi sizin değilmiş, avukat Tarık bey’inmiş” demesin mi?  Yapacak bir şey yoktu. Bu iki aile arasında tatlı bir anı olarak kaldı. Özür diledik ve mesele kapandı.  Allah’tan bir kırgınlık yaşanmadı.  Sevgili Cemal de ben de henüz okul çağlarındaydık.  Kütahya Lisesi sonrası o Hukuk Fakültesi’ne ben İktisat Fakültesi’ne gitti. Ben okulu yarıda bıraktım ve zaten Askeri Darbe olmuştu. O  avukat  oldu ben de hasbelkader öğretmen oldum.   Yıllar içinde dostluğumuz,arkadaşlığımız  devam etti.  Aileler  birer birer fire verdi.  Son olarak sevgili Cemal Dosdoğru 05 Nisan 2023 tarihinde aramızdan ayrıldı.  En son kendisiyle kapanan Beyaz Zambak Lokantası’nda bir öğle yemeği yemiştik. Yanımızda merhum arkadaşım avukat Yavuz Ökem de vardı. Hoş bir sohbet ve yemek ardından ayrılmıştık. İşte o ayrılıştan sonra bir daha bir araya gelemedik. Hep telefonlaştık ve mesajlaştık. Mekanı cennet olsun….
   

 

                                                                                            

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları