bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat
17 Nisan 2026 - Cuma

ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN ÖRETMENLERİMİZ KENDİ EVLERİNE KAVUŞTU

TAVŞANLILININ UNUTAMADIĞI GEDİZ DEPREMİ

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 16 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News

 ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN ÖRETMENLERİMİZ KENDİ EVLERİNE      KAVUŞTU 
           
    23 Mart 2026 tarihini hiçbir öğretmen arkadaşımız unutmayacaktır. Çünkü Tavşanlı’da öğretmen yıllardır  özlemini çektiği gerçekten dört dörtlük,modern bir öğretmenevine  kavuştu. Açılış gayriresmi yapıldı. Asıl açılış bir süre sonra yapılacakmış. Sayın milletvekilimiz Mehmet Demir’in sayın Milli Eğitim Bakanımız ve beraberinde bir heyetin de hazır bulunacağı görkemli bir açılış düşündüğünü düşünüyorum. Allah var! “Yiğidi öldür ama hakkını ver” sözü ünlüdür.Ama bizim yiğidimiz sayın Demir. Kendi evladımız. Üstelik Tavşanlı sevdalısı.  Siz bu öğretmenevinin hizmete açılışının  kolay  olduğunu mu zannediyorsunuz? Hiç te öyle olmadı.  Sayın milletvekilimiz Mehmet Demir, sayın İlçe Milli Eğitim Müdürümüz  ve sayın AK Parti İlçe Başkanımız  Himmet Özer  kimbilir kaç kez Ankara’ya gittiler?Birebir konuşmalar yaptılar. Yetkililerle  karşı karşıya geldiler.  Ülkenin maddi bakımdan tasarruf dönemine girdiği bir ortamda  Ankara’dan kolay kolay bir ödenek çıkarılması zordu. Bunu başardılar.  Gönderilen paraların bir kısmı Kütahya’ya geldi ve  bekledi. Bir kısmı nokta ödemeyle ele geçti. Devletimizin kamulaştırdığı bir dersane  A’dan Z’ye   elden geçirildi.  Eski Tabakhane Deresi üzerinin örtülmesiyle kazanılan Kanal Caddesi( Haşim Benli Bulvarı) üzerindeki bu dersane binasında 54 yatak kapasiteli bir de  yatakhane var. Kahvaltı ve yemek yenilebilecek.Asansör var. Doğalgaz var. Yangın merdiveni var.Çevre düzenlemesi var. Toplantı odaları ve çok amaçlı bölümler mevcut. Bu öğretmenevi iddia ediyorum Ege Bölgesi’ndeki öğretmenevleri  içinde  nadide bir çiçektir.Yeni öğretmenevi Tavşanlı’ya yakışmıştır.Tüm öğretmenevi hasreti çeken yerleşim birimlerimize de kısmet olsun.   Bu öğretmenevi  için çabalayan  sevgili öğretmenevi müdürü Yunus Başcı’ya da bu arada teşekkür etmek isterim.  Sevgili meslektaşım Şevki Eser ile  bendeniz bu öğretmenevi ile yattık ve kalktık.  Bizleri de bir hoş seda olarak hatırlarsanız seviniriz. Şimdi önemli olanın artık tüm milli eğitim ile ilgili etkinliklerin bu evde gerçekleştirilmesi olmalıdır.Başta Öğretmenler Günü olmak üzere, ödül törenleri ,konferans, açık oturum, panel gibi etkinlikler için artık yer aranmasına gerek kalmayacaktır.  Tavşanlı’da kalacak yer arayan tüm öğretim  görevlisi profesöründen doçentine, asistanından,araştırma görevlisine, öğretmeninden,müfettişine,bir devlet görevlisinden bir yabancı konuğa kadar artık Tavşanlı’da göğsümüzü gere gere mükemmel bir hizmet sunabileceğiz. Ama burada önemli bir husus göz ardı edilmemelidir; Bu öğretmenevinin kusursuz işletilmesi kariyer sahibi, kendisini ispatlamış, deneyimli bir personel kadrosuyla mümkündür. Nasıl yıllar içinde misafirhanelerimiz başta  GLİ  Olmak üzere  mükemmel bir organizasyon çrçevesinde gururumuz olmuş ise burası da aynı mükemmeliyette  olmak zorundadır.  Tavşanlı’ya bir hizmet için gelen öğretmen arkadaşlarımız ve aileleri için artık sıkıntı söz konusu olmayacaktır.  Tavşanlılı Öğretmen yıllar içinde  bir keresinde   mütevazı bir öğretmenevini kendi harçlıklarıyla gerçekleştirmişti. Askeri Darbe ardından bu bina kamulaştırıldı ve bir daha öğretmene verilmedi.  Bir ara sevgili Türk Maden- İş Batı Anadolu Sendikası(şubesi) Başkanı Doğan Şahin döneminde  Maden işçisi için şimdiki Kaymakamlık Lojmanına komşu  yaptırılan hizmet 
 binası  da Tavşanlı Öğretmeni’ne tahsis edilmişti. Bu bina da bir şekilde Kütahya İl Özel İdaresinin malı  olunca öğretmene  yol verilmişti.  Dımdızlak ortada kalan Tavşanlı’da öğretmenler kahve ve kıraathane köşelerinde, orada burada,tuttuğu özel odalarda vakit geçirdi. Ama artık  kendi evinde  huzurlu olacak. Bu 23 Mart günü  Tavşanlı Öğretmeni  için bir bayramdır.  Mlletvekilimizden sayın valimize ve kaymakamlarımıza , il ve ilçe milli eğitim müdürlerimize ve yetkililerine , doğal olarak sayın Milli Eğitim Bakanımız ve üst bürokratlarımıza minnet duygularımızı ifade etmek isterim.  Son olarak bu öğretmenevinin görkemli bir törenle açılması gereklidir. Sayın bakanımız Tavşanlı’ya mutlaka davet edilmelidir.  En büyük teşekkür, aslan payı sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir’indir.  Allah ömrünü bereketlendirsin derim.  

      NİSAN  BİR VEYA BİR NİSAN ŞAKALARINA DİKKAT            
       Her şeyde olduğu gibi  şaka yapmada da  uyulması gereken kurallar vardır.  Şakanın her türlüsünü  bugüne kadar yapabiliyorduk. Ama artık insanımız şakayı kaldıramıyor.  Tepki veriyor. Şaka şakalıktan çıkmamalıdır.  Şakanın en kabul edilemezi  halkımıza göre “ Eşek şakası”dır.  Yani şakaları tesbih yapsanız  imamesidir ve  en tehlikelisidir. Tavşanlı’da büyümüş,yaşamış biri olarak nice hemşehrilerimizle tanışma fırsatı buldum. Ama bana göre bu insanlar kamil, ağırbaşlı, değerli hemşehrilerimizdi.  Merhum Mehmet Madan ‘ın boyacı Üftadelerin  Ali Abi’nin dükkanındayken dükkanın müdavimleri arasında kimler kimler yoktu.  Bu insanlar günün bir bölümünü birbirlerine şaka yaparak taçlandırırlardı. Makatların İbrahim Özcan, Üftadelerin Ali Abi, Madan  Mehmet, Ferit Akyol, Haydar Özerdem,  Testici Emin, Terzi Tarzan Ahmet, Köfteci İbrahim,  Madan H. Hüseyin, Madam  Himmet,Nazım Çavuş, Yıldıray Karadeniz, Sucu Ali Ağa’nın damadı Hamdi Kaytan, GLİ’de makam şoförü Mehmet Ecevit  bu mütevazı dükkanın müdavimleriydi. Ben de  günün bir bölümünü bu dükkanda geçirenlerdendim. 
          Yıllarca insanımız hep Nisan Ayı’nın ilk günü yani bir nisan günü sabahtan akşama birbirlerine şaka yapmışlardır. Öğrencilik yıllarımdan hatırlarım; nice şakalar yapmıştık.  
          Merhum Kazım Girgin Atatürk İlkokulu Müdürüyken  komşumuz Hacı Nazif’in ,okul duvarına bitişik bir bakkal dükkanı vardı.  Karşımızdaki caminin imamı da Ramazan Hoca’ydı.  Merhum Mehmet Özkök, merhum Hasan Kılıçarslan, merhum  Neşat Gülsever ve merhum Kazım Girgin   ısrarla  komşu Nazif Efendi’ye bir şaka yapmamı istemişlerdi. Senaryoyu ben yazacaktım onlar da seyredeceklerdi. Müsamerelerde kullandığımız bir albay üniforması vardı.  Zaman ilginç bir zamandı; Darbe olmuştu. Askeri Darbenin ardından herkes ister istemez birbirinden çekinir durumdaydı.  Merhum Kazım Girgin beni müdür odasındaki koltuğuna oturtmuştu. Üzerimde o müsamerelerde kullandığımız albay üniforması vardı. Gözüme bir güneş gözlüğü taktılar. Camın perdesini kapattılar,odanın loş karanlığında  bir kömür ile dudağıma kalın bir bıyık çektiler. Herşey hazırdı. Komşu bakkal Hacı Nazif’i  okula çağırdılar.  Müdür odasına girmeden de kendisini uyarmışlar;  Bir albayın okula geldiğini,kendisinden şikayet olduğunu söylemişler. Mekanı cennet olsun, sevgili dostum Hacı Nazif’i korkuttuğum için bugün de üzülürüm.  Kapı açılıp içeri girdiğinde  bana :” Hoş geldiniz komutanım”demiş ve karşımdaki sandalyeye oturmuştu. Kendisinden şikayet olduğunu söylediğimde yemin etmiş, fiyatlarla kesinlikle oynamadığını, her şeyi oluruna sattığını söylemişti.  Tir tir titriyordu.  Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.   Beni loş karanlıkta  gerçek bir albay zannetmişti.  İşin tadı kaçmasın diyerek  hemen ışığı yakmış, gözlüğümü çıkarmış, yüzümü göstermiştim. Çocuklar gibi sevinmişti. Hemen dükkanına koşmuş,bir paket çay,bir paket kesme şeker ve bir paket  bisküvit alıp  gelmiş :””Bunlar benden ikram “  demiş ve arkasına bakmadan gitmişti.  Bana göre bu bal gibi bir eşek şakasıydı. Bitmedi; Ramazan Hoca vakit namazından çıkıyordu. Lla da O’na da bir şaka yapmam istenmişti. Kıyafet üzerimdeyken Ramazan Hoca da okula çağırıldı. Karşıma çıkarıldı. Aynı loş odada  kulakları çınlasın Ramazan Hoca’ya :”Hoca efendi kıravatın nerede?” diye sert bir şekilde  bağırınca  zor durumda kalmış bana.” Vallahi albayım  biz kıravat takmıyoruz. Böyle  bir şey zaten yok” demişti. Ama korkmuştu.  Çünkü Askeri Darbe vardı.  Ortam normal değildi. Aynı şekilde O’nunla da sarılıp helalleşmiştik. Bu da ikinci eşek şakasıydı. Bizim Tavşanlı Gazetesi’nde gelen her Nisan Ayı başında  mutlaka bir Nisan bir şakası yapardık. Haberin, yazının altına da çok küçük şekilde”Nisan bir şakası” notunu düşerdik. Merhum babama da bir  şaka yapmıştım; Yağmurlu bir günde yakınlara bir yıldırım düşmüştü. Merhum babam  :”Acaba nereye düştü?”der demez hemen şaka olsun diye;”baba herhalde Cumhuriyet Meydanı’na düşmüş. Öyle konuşuluyor.” Dediğimde ayakkabısını cızlavata geçirip bir anda kaybolmuştu. Üşenmemiş, Cumhuriyet Alanı’na kadar gitmiş. Bakmış bir şey yok. Bana eve döndüğünde :”Eşek herif her söylenene kanma”  demiş bir de paylamıştı.
       Sayın ilköğretim  müfettişlerinin taklitlerini yapardım. Arkadaşlarla gülüşürdük. Bir gün Tavşanlı/Atatürk İlkokulu’nda  arkadaşlarla bahçede teneffüs arası sohbetteyiz bir sayın müfettiş çıkageldi.  Okul müdürümüz merhum Kazım Girgin ile yanımızdan ayrıldılar ve müdür odasına gittiler. Ardından çağırıldım. Sayın müfettişi tanımıyordum. Çantasından bir zarf çıkarıp bana verdi ve ifademi vermemi istedi. Şaşırmıştım. Zarfı açtım; içinde abuk/sabuk ithamlar yazılıydı. Büyük bir dikkat ve itinayle ifademi A/4 KAĞIDINA YAZARAK İLGİLİ SAYIN MÜFETTİŞE VERDİM. Ama içimi bir kurt kemiriyordu. Huzurum kaçmıştı.  Durup dururken bu da neydi? Bir gün sayın merhum  Başmüfettiş Hayri Bey beni Kütahya’ya çağırdı.  Gittim ve beni alarak sayın müfettişlerin odasına götürdü. 8-10 KADAR SAYIN MÜFETTİŞE:” Alın size bir misafir getirdim. İşte sizleri taklit eden öğretmen Bülent Alpagut” demesin mi? Bir sayın müfettiş ayağa kalkarak bana taklidini yaptığım bütün müfettişleri ifadeyle her birisinin taklidini yapmamı  istemesin mi?  Büyük bir ustalıkla tanıdığım tüm müfettişlerin taklitlerini yaptım. Ardından  biraz muhabbet ve çay ikramından sonra bana.” Gidebilirsiniz” dediler ve ben de ayrıldım. Tavşanlı’ya döndüğümde bütün arkadaşlarım bana neler olup  bittiğini sordular. Birer birer anlattım. Uzun süre geçirdiğim tahkikattan bir haber çıkmadı. Bir gün merhum başmüfettiş Hayri Bey emekli oldu. Kütahya’da bir rastladığımda kendisinde  bir tahkikat evrakı olduğunu söyleyip söylediği yerden almamı istedi.  Gittim zarfı açtım ve içinde hiçbir şey yoktu. Sadece  “ Bülent Hoca sana şaka yaptık” yazılıydı. Hani insan merkebini kaybettiğinde üzülür, bulduğunda sevinir ya öyle olmuştum. Bu da bana göre  afedersiniz bir başka türlü “ eşek şakası” olmuştu.  

      TAVŞANLILININ UNUTAMADIĞI GEDİZ  DEPREMİ 
      7..2 ŞİDDETİNDE VE 21 SANİYE SÜRMÜŞTÜ HER
                   28 MART  GÜNÜ  HATIRLANIR 


     Ben,28 Mart 1970 tarihinde   Tavşanlı’da merhum Karatürkler’in ahşap evindeyim. 28 Mart günü  geceleyin 23.03 olduğunda  büyük bir sarsıntıyla  yerlerimizden fırlamış, ahşap evin, ahşap merdivenlerinden atlarcasına  Meydan Sokağına indiğimizde  deprem hala dev am ediyordu. Hiç unutmam 21 saniye süreyle sallanan Tavşanlı bir anda ana-baba gününe dönmüştü. Komşularımız  merhum gözlükçü/saatçı Halil Palabıyık Ailesiyle, merhum  Gökmehletler  Ailesi, arkadaşım Ferhan Gökbayrak ve aile bireyleri, Sarıadamların Hüseyin Efendi,Emetli terzi Halit ve aile bireyleri, Curamanlar,hemen arkamızdaki sokakta milletvekilimiz Mehmet Demir’in annesi ve babası, Korkutlar, merhum  Kemal Çakar ve aile bireyleri, Kavuncular, Karabudalar, Göcenler,merhum Noter İbrahim Efendi ve aile bireyleri,serdarlarlar,bütün yakın ve uzak çevre  bir yumruk gibi bir aradaydık. 
      Eşim, çocuklarım Sinan ve Selda’yı ellerinden tutup merdivenlerden inerken ben ne yazıktır ki canı kıymetli olarak sokağa ilk ulaşanlardan olmuştum. 
      Bu depremi Tavşanlı tarihinde asla yaşamamıştır.  Veriler bunu gösteriyor. İşin ilginç yönü ; depremin merkezi komşu Gediz ve havalisiydi.  Tavşanlı şehir merkezinde  sadece PTT Hizmet binası ile DDY Gar Müdürlüğü Hizmet binasında ve bazı yerlerde ufak tefek çatlaklar oluşmuştu.  29 Mart günü PTT YIKTIRILAN Vergi Dairesi binası bahçesinde çadırlarda görev yapmaya başlamıştı. PTT Müdürü merhum Cevdet Ekineken’in, çalışanların  seslerini etraftan rahatlıkla duyabiliyorduk.
      Bu tarihte  İhsan Aras  Kütahya valisi, Mümin Özışık Tavşanlı Kaymakamı,Enver Girgin Tavşanlı Belediye Başkanı,Fahri Ergun Tavşanlı GLİ Müessesesi Müdürüydü. Rıza Deniz Tavşanlı Müftüsü olarak görev yapıyordu. Hüseyin Tarhan THK Başkanıydı. İlçenin 2 yerel gazetesi vardı. Cep telefonu yoktu. Dijital telefonlar kullanılıyordu. Haberleşmede telgraf çekiliyordu. Tavşanlı’nın genel ve merkez nüfusları düşüktü. Mahalle sayısı  bugünkü gibi çok değildi. Fırın sayısı, kasap sayısı az,okul sayısı,öğrenci sayısı da azdı. Taksi,minibüs,otobüs sayısı da keza öyleydi. İlçenin yüzün üzerinde köyü vardı. Yerli çeşmeler gürül gürül akardı. Şehirde hane sayısı, işyeri sayısı, çalışan sayısı azdı. Genelde belediye sınırları içindeki evler en çok  iki katlıydı. Çok katlı elverir esamesi okunmuyordu. Bir devlet hastanesi vardı. Birkaç sağlık ocağı hepsi o kadar. 
       Tavşanlı7da sayın kaymakamın başkanlığında kurulan bir komite ilk etapta Gediz ve havalisine ekmek gönderme kararı almıştı. Ardından giysi yardımı,çeşitli içecekler de gönderilmeye başlandı.Bu arada Tavşanlı Halkı para yardımı da yapmıştı.  Sayın valinin organizatörlüğünde sürdürülen çalışmalar  depremde 1260 yaralı hemşehri mize ve  1086 vefat eden hemşehri mize  bir nebze merhem olmuştu. 
        Allah böyle bir felaketi başta sevgili Tavşanlımıza, Kütahyamıza ve ülkemize yaşatmasın. Ben depremde 33 yaşındaydım. Günlerce ailecek Göcenlerin Bahçesi’nde bir yerde kurduğumuz çadırda yaşadık. Bazı aileler traktör römorklarına, kamyon kasalarına sığındı. Allah’a şükür Tavşanlılı sadece korktu. Fire vermedi. Allah Tavşanlılılara yardım etti.  Denilirki; Tavşanlı’nın bulunduğu alan üçüncü derece deprem kuşağındadır. Bu bir ayrıcalıktır. Bir şanstır. Ama  yine de kurallara uymalı, sağlam konutlar inşa etmeyi sürdürmeliyiz. Dürüst müteahhit ve taşeronlarımız  doğru bildiklerinden asla şaşmamalıdırlar. Merkebimizi sağlam kazığa bağlayalım ve öyle uyuyalım derim. 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları