bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat
22 Mart 2026 - Pazar

YENİ ÖĞRETMENEVİNİN KURDELASI

TAVŞANLILI TARİHİ SİMGELERİNE SAHİP ÇIKILMASINI İSTİYOR

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 19 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News
 BANA  GÖRE    YENİ ÖĞRETMENEVİNİN KURDELASINI      BİRKAÇ KİŞİ KESECEKSE   BUNLAR  ARASINDA SAYIN    KAYMAKAM SAYIN  ESMA  CANIAZ VE SAYIN  MEHMET   DEMİR MUTLAKA
 YER ALMALIDIR          
           Yeni  Tavşanlı Öğretmenevi için geri sayım başladı.  Bu görkemli  bina ki Ege Bölgesi’nde nadir öğretmenevleri içinde yer alıyor   görkemli bir törenle açılacak.Binada her şey var. Asansörden doğalgaza, kafeteryadan oturma salonuna,idari bölümden kitaplığa,yatakhaneden  diğerlerine  her şey düşünülmüş. Milyonlarca liraya maloldu ama değdi.  Binin üzerinde öğretmeni ve birçok emekli öğretmeni olan Tavşanlı’ya zaten böyle bir öğretmenevi yakışırdı. 
             Değerli milletvekilimiz Mehmet Demir’in  Demokles’in Kılıcı gibi keskin kılıcı yıllardır çözülemeyen düğümü çözdü.  Un,şeker,yağ vardı ama helva bir türlü yapılamıyordu.  Devamlı ve titiz yürütülen çalışmalar  sonuç verdi ve mesele  çözüldü.  Bu yeni öğretmenevinin fotoğraflarını bana gönderen değerli öğretmenevi müdürümüz Yunus Başcı’ya hassaten teşekkür ediyorum. Çabaları bizim için değerlidir.  Allah var bıkmadı usanmadı, uyumadı ve çalıştı  binanın bugünkü haline gelmesinde emeği var.  Sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir olmasaydı bu öğretmenevi kesinlikle açılamazdı ben de bunu söylüyorum. Birebir görüşmeler sonunda tüm sorunları çözen sayın Demir haklı olarak Tavşanlılı öğretmenler’in gönlünde kendisine  kalıcı bir yer  bıraktı. Allah ömrünü versin.  
              Bu öğretmenevi  meselesi yıllardır öğretmenin kabusuydu. Açılır mıydı? Açılabilir miydi? Gibi sorular sürekli beyinleri meşgul ediyordu. Demek ki olabiliyormuş. Yiğidi öldür ama hakkını ver diyen atalarımız çok doğru söylemişler; Mehmet Demir’in hakkını ödeyemeyiz.  Sayın Himmet Özer de  boş durmadı. O da üzerine düşeni yaptı. Vekilimize yardımcı oldu.  Bu başarı aslında bir ekip çalışmasının sonucudur.  İlçe Mill Eğitim Müdürümüz sayın Raşit  Bey de üzerine düşeni yaptı. Bu süre içinde görev yapan sayın kaymakamlarımızın da   çabaları inkar edilemez.  Derim ki; yeni öğretmenevimizin açılışında  mutlaka birkaç makasa ihtiyaç var. Kurdela eğer teşrif buyururlarsa sayın Mill Eğitim Bakanımız, sayın milletvekilimiz Mehmet Demir,sayın valimiz, sayın kaymakamımız, sayın  il Milli Eğitim Müdürümüz,  sayın ilçe milli Eğitim Müdürümüz, Türkiye’de yılın öğretmeni ünvanlı değerli öğretmenimiz  Esma Börek Canıaz, belediye başkanımız Ali Kemal Derin, Öğretmenevi müdürümüz Yunus Başcı tarafından kesilmelidir.  Bu tür törenleri televizyonlardan izliyoruz; çok ta anlamlı ve güzel bir hava yaratıyor. 
               Tavşanlı Öğretmenevi’nin iki tabelası var. Birisi gündüz ,diğeri gece için . Yani  herkes bu binanın bir öğretmenevi olduğunu günün 24 saatında görebilecek.  Tavşanlı Öğretmenevinde  65 kadar yatak var. Profesöründen doçentine, doktorundan asistanına, araştırma görevlisinden öğretim görevlisine  tüm eğitim camiası bu yatakhaneden yararlanabilecek.  En büyük arzum; her öğretmene bir öğretmenevi kartı düzenlenmesidir.  Bu aktif ve pasif durumda olan her öğretmen için şerefli bir kimlik olacaktır. Türkiye’nin her yerindeki öğretmenevleri için de geçerli olacaktır. 
               Tavşanlı Öğretmenevi’nde bir kütüphane veya kitaplık mutlaka olmalıdır.  Bu öğretmenevinde kalacaklar karnını doyurabilmeli ve  soluklanabilmelidir. Öğretmenevine gelecek olan misafirlerin araçlarını koyabilecekleri bir müsait  garaj da düşünülmelidir. Bayramlaşmalar bu binada gerçekleştirilmelidir. Konferans,panel, açık oturum,brifing gibi sosyal faaliyetler bu binada yapılmalıdır.  Öğretmenler Günü bu binada kutlanmalıdır.  Bina görkemli bir bayrak direği ve bir Atatürk büstüyle taçlandırılmalıdır.  Tavşanlı Öğretmenevi Tavşanlı’nın atan yüreği, vazgeçilmez  uğrak yeri, gururla  misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz bir mahal olmalıdır.  Tüm yerleşim birimlerine  örnek bir eğitim yuvası haline gelmelidir.        
         BELEDİYE ZABITA AMİRLERİNDEN
 MEHMET ŞENYİĞİT    (SARI MEHMET)  TE  MÜBAREK BİR GÜNDE HAKK’A   KAVUŞTU
 
             Giden sevgililer geride büyük boşluklar bırakıyorlar.Yerlerinin  doldurulmaları mümkün olmayan boşluklar bunlar. Bugün bir Mehmet Şenyiğit’i mumla  arasanız artık bir daha bulamayacaksınız. Çünkü O Hakk’a kavuştu. Bu fani alemi terk edip  gitti. Anılarını, fotoğraflarını, varsa taşınmazlarını geride bırakarak mübarek bir ayda,mübarek günlerde aramızdan ayrıldı. 
            Protokol Amirliği görevim süresi içinde birçok görevliyle bir arada oldum.  Bunlar arasında merhum Mehmet Şenyiğit  te vardı. Mehmet Şenyiğit, Tavşanlı Belediyesi’nde derin izler bırakan zabıta  amirlerindendir. Özellikle  üniformasıyla örnek bir görevliydi. Tertemiz kıyafetiyle  hizmet vemişti.  Halkla ilişkileri uygarcaydı. Anlayışlı ve  sorun çözücüydü.  Her esnafla,sanatkar ve zanaatkarla ve hemşehrilerimizle  mesafesini hep korumuştur.  Bir anekdot ile kendisini rahmetle anmak isterim; Merhum Enver Girgin Belediye  Başkanıdır. Bir ara Rüştiye, ardından Adliye olarak hizmet gören, Cumhuriyet Meydanı’nın vazgeçilmezlerinden ve Belediye Müzesi olarak ta bir süre hizmet veren binada başkanlık odası, meydana hakim bir noktada, küçücük balkonuyla müstesna bir odaydı.  Bu oda nicelerini ağırlamış ve uğurlamıştır.  Öyle günler olmuştur ki, ilçeyi ziyaret eden birçok bürokrat, siyasetçi  bu küçük balkona çıkarak Tavşanlı Halkı’na hitap etmiştir. 
               Günlerden bir gündü;  merhum Belediye Başkanlarımızdan Enver Girgin ile  makam odasında sohbetteyiz. Bir ara içeriye kapı tıklatmadan, vurulmadan üç güzel giyimli, yaşlı başlı  beyefendi girmiş ve bizlere selam vererek boş koltuklara oturmuşlardı.  Ben sadece zayıf bir sesle  kendilerini  tanıttıklarını işitmiştim. Ama en doğru işittiğim sözcük” merkez”sözcüğü olmuştu. Ne olabilirdi?  Başında merkez olan neler vardı?  Yine de kim olduklarını anlayamamıştık.  Merhum başkan Enver Girgin şakacı biriydi.   O da merkez sözcüğünden  kendisine bir  hisse çıkarmıştı. Gelen misafirlere.” Hangi camide görevlisiniz?” deyince bir anda küçük makam odası kahkahalara boğulmuştu.  Ben de,merhum başkan da  bu kahkahalara katılmıştık ama yine de gelenlerin kim olduklarını anlayamamıştık. Bu sırada makam odasının kapısında merhum zabıta amiri Mehmet Şenyiğit görünmüştü.  Misafirlere ne almak istediklerini sormuştu ve tam çıkacaktı ki,alel acele ajandamdan çıkardıgım bir boş kağıt parçasına:” Mehmet,bu misafirler kim  ikramları getirdikten sonra bana  yavaşca bir kağıda not edip veriver”demiştim.  Bu arada oradan buradan  konuşmalar devam ediyordu.Bu arada , misafirler   merhum Enver başkana çeşitli sorular soruyorlar, bilgiler ediniyorlardı.  Kapı aralandı ve merhum zabıta amiri  Sarı Mehmet  hem ikramları misafirlere sunuyor,hem de  bir eliyle küçük bir kağıtı elime sıkıştırıyordu. Kağıtta.”Hocam misafirler Ankara’dan gelmişler. Üçü de Merkez valisiymiş” yazılıydı.  Ben bir fırsatını bulup pusulayı merhum başkana uzattığımda merhumun yüzünün biraz kızardığının da farkına varmıştım. Çünkü bir pot kırılmıştı.Ama arada kaybolmuştu.  Merhum Enver Başkan ilginç bir insandı.  Ve bir fırsatını bulup. Hiçbir şey olmamış gibi yeniden söz girip” Sayın valilerim,şeref verdiniz,bizi onurlandırdınız” diyerek  kırılan potu düzeltmişti. Ama bunu yaparken çok nazik bir şekilde  yapmıştı. Bunu  asla unutamam. Ruhu şad olsun.
            Bir ara merhum Mehmet Şenyiğit  şimdiki Üç Eylül Parkı içindeki   Ayyıldız Pastanesi’nin bulunduğu  alanda mütevazi bir çay bahçesini eşiyle birlikte  halkımıza sunmuştu.  Biz bile ailecek  bu  bahçeye kimbilir kaç kez gitmişizdir? Güller etrafa mis gibi bir ko yayıyordu ve merhum zabıta amiri ile eşi Hatice kardeşim gerçekten halkımızın büyük beğenisini kazanmışlardı.  Kendisinin bir ara Bursa’ya gittiğini hatırlıyorum.  Bursa’dan hasta döndüğünü ve Tavşanlı’da hayatını kaybettiğini öğrendiğimde  çok üzülmüştüm. Nice belediye zabıta amirleri, memurları tanıdım. Ama merhum Sarı Mehmet bir başkaydı. Kendi  nevi şahsına münhasır bir insandı. Kendisini unutmayacağız. Ben de yaşamım boyunca kendisini saygıyla,sevgiyle ve rahmetle anacağım. Belediyemiz camiasına ve aile bireylerine  başsağlığı dileklerimi iletiyorum. 
 
             DEĞERLİ   BÜYÜĞÜMÜZ, DEVLET SANATÇIMIZ
             ARTIK EBEDİYYEN DOĞDUĞU TOPRAKLARDA 
 
 
     Tavşanlı’da sokaklara çıkın, caddelere ,meydanlara çıkın,herhangi bir yerde  bir gencimize İsmail Ayvazoğlu’nu sorun iddia ediyorum yanıt alamazsınız.Merhum,Cılavoğlu Ailesi’nin yetiştirdiği  değerlerdendi. .Diyorum ya; gençler kendisi hakkında  bilgi sahibi değiller.Asıl önemlisi ; merhum İsmail Ayvazoğlu ,uzun yıllar gurbetteydi.Kendisi hakkında maalesef hiçbir yerde  bir satır bile  yazamamışız.  Tavşanlı’da 1928 yılında doğan ,devletimizin onurlandırdığı, Devlet Sanatçısı ünvanlı  hemşehrimizi İzmirliler ,  tıpkı merhum devlet sanatçımız Abdullah Taktak gibi,daha çok tanıyor ve daha çok taktir edip seviyorlar. Hayatının büyük bir kısmını bu ilde geçiren merhum İsmail Ayvazoğlu,1928 Tavşanlı doğumlu. İlkokulu Tavşanlı’da okumuş.. İstiklal İlkokulu’nun çalışkan öğrencilerindenmiş..  Ben bile 1946 yılından beri  Tavşanlı’da olan biri olarak bu değerli insanı tanımamış olduğum için  üzgünüm ve utanıyorum. Bu da benim ayıbım. 
        Edindiğim bilgilere göre şu kadarını söyleyebilirim, Merhum Ayvazoğlu,İlkokulu bitirdikten sonra doğruca Ankara’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mızıka Okulu’na gitmiş. Riyaset-i Cumhur  Armoni Mızıkası’nın değerli elemanlarından olmuş. Ankara Devlet Opera Balesi’nde kendisini  sevmeyen kimse yokmuş.Sevecen, sıcak kanlı, mütevazı bir insan olduğu için kısa sürede   tanınmış,çevre yapmış. 1982 yılından itibaren, İzmir Devlet Opera Balesi’nde tanınan bir eleman. 1970-1975 yılları  arasında  Gazi Eğitim Enstitüsü’nün müzik bölümünde öğretim görevlisi olarak bulunmuş.  Aynı zamanda, Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığı  Askeri  Mızıka Okulu’nda ,yani okuduğu okulda kendisini   öğretim görevlisi olarak görüyoruz. Ama asıl ünlendiği yerin, İzmir’de  Opera Balesi olduğu ifade ediliyor.
         Değerli Milli Eğitim Müdürümüz Cemal Dereli’nin eniştesi( halasının eşi) olan merhum Ayvazoğlu’nun bilinmeyen bir başka yönü de var;  Başta sevgili müdürümüz Cemal Dereli olmak üzere aileden,beş hemşehrimizi okutmuş.Okuyanların hepsi de başarılı olmuşlar. Aileye bir güç olmuş. Maddi ve manevi desteğini esirgememiş biri. Aklıma merhum Komutan geldi, O da iki kardeşini okutmuştu,birisi general ,diğeri de vali olmuştu. Eşi de Tavşanlı Asri Mezarlığı’nda olan merhum devlet sanatçımız İsmail Ayvazoğlu’nun   kabri de artık merhum eşinin yanında ebediyete kadar kalacak.  Tavşanlı’da,mütevazi bir törenle defnedilen bu değerli insan için İzmir’de Bornova’da 7 Şubat günü görkemli bir anma töreni düzenlenmiş..Ben maalesef yaşım gereği ve İzmir’e biraz uzakta ikamet ettiğim için bu töreni kaçırdım. Keşke mümkün olsaydı da gidebilseydim. Ama  kendisine gösterilen ilgi ve teveccühten gururlandım,mutlu oldum. İzmir’de kendisine gösterilen  ahde  vefaya  hayran kaldım diyebilirim. Bu vesileyle İzmir’deki değerli yetkililere,bürokratlara, sanatçılara, Ayvazoğlu’nun dostlarına Tavşanlılılar adına teşekkür ediyorum.Tavşanlılı kendi  evlatlarını  tanımalıdır.Tanımıyorsa, birileri tanıtmalıdır. Geçmişimizi hatırlamazsak bizleri de doğal olarak unutacaklardır.  Yeni Öğretmenevimiz yakın bir zamanda hizmete girecek. Bu görkemli  binanın bir bölümünde  diğer değerlerimizle birlikte  merhum İsmail Ayvazoğlu’nun da bir fotoğrafı mutlaka bulunmalıdır diye düşünüyorum. Bu vesileyle tüm Tavşanlı Halkı’na, dolayısıyla başta sayın eski ilçe Milli Eğitim müdürlerimizden Cemal Dereli’nin şahsında geniş aile camiasına başsağlığı dileklerimi   iletiyorum. Merhum İsmail Ayvazoğlu Tavşanlı’nın nadide çiçeklerinden biri olarak gönüllerde ebediyen yaşayacaktır…
 
            TAVŞANLILI  TARİHİ SİMGELERİNE  SAHİP
                     ÇIKILMASINI İSTİYOR     
     Tavşanlı’nın tarihi simgeleri neler? Cumhuriyet Meydanı’nın önemli karelerinden birisi olan eski Rüştiye,eski belediye ve son yıllarda Belediye Müzesi olarak hizmet vermiş ahşap,tarihi bina. 1938 yılından beri Tavşanlılı binlerce öğrenciye ana kucağı,baba ocağı  olmuş,şehrin en ortalık yerindeki İstiklal İlkokulu. Zeytinoğlu Ailesi’nin bugünlere kadar gelen tarihi Şato misali dev konağı. Merhum kaymakamlarımızdan,efsanelerimizden Ali Akseven’in  kurduğu ekibin birkaç ayda  yaptığı  tarihi Ortaokul.Ulucami.Balıklı.Tarihi birkaç konağımız,  şehrimizin simgelerindendir. Bunların hiçbiri  bir oldu bittiye  getirilmeden yıktırılamaz.  Yıktıranlar olursa altında kalır. 
      Ama benim de yıllarımı geçirdiğim aziz Tavşanlı’da maalesef tarihi Halkevi ,   tarihi Askerlik Şubesi binası, merhum GLİ Müessesesi müdürlerimizden Fahri Ergun’un ve değerli ekibinin ilçemize kazandırdığı, yüzlerce mezun vermiş, ATATÜRK LİSESİ  binası ve eki, tarihi DDY lokomotif deposu, Yumurtacılar Sitesi’nin en görkemli karelerinden Yeni Sinema,  Tabak Hamam, Tahıl Pazarı  artık yok. 
      Gelelim ATATÜRK LİSESİ Binasına…. Yıktırılan Arifağa Camii yanında,bir yönü Fahri Ergun Caddesi’ne, bir yönü Lise Sokağa bakıyordu , zamanın koşullarında en görkemli binalardan birisi olarak nitelendirilen ,bugüne kadar yüzlerce değerli insanlar( mimar, mühendis,doktor, diş tabibi, avukat ve hakim,savcı,öğretmen,iş insanı, çeşitli alanlarda  hizmet vermiş memur ve çalışan ) yetiştiren ATATÜRK LİSESİ  bir anda  yıktırılmıştı. Yok efendim  bina  artık yaşlıymış,depreme dayanıklı değilmiş, deprem yönetmeliklerine  göre olumsuzluklar taşıyormuş muş ve muş…..
      Tavşanlı Atatürk Lisesi ‘nde okumuş olan yüzlerce genç bugün  bir baltaya sap olmuşlar, kimileri önemli yerlerde, kimileri kendi işlerindeler. Ama  bir sessiz çığlık içindeler. Çığlıkları bugüne kadar duyulmadığı için dönüp te bakan olmadı.  Bu görkemli bina helal çimento ve  kumla, helal akan terlerle, uzun yıllara meydan okuyacak şekilde inşa edilmişti.  Bu görkemli binanın yıkılmasına, şanlı tabelasının indirilmesine sebep olanları Allah’a havale ediyoruz. İnşallah  uykuları kaçsın, uyumasınlar.Bu güzide okulun  bir simge olarak ayakta kalması en büyük arzumuzdu.İzmir, Balıkesir, Eskişehir, Kütahya, Kayseri, İstanbul’da Vefa, Bursa, daha birçok yerdeki ATATÜRK LİSESİ binaları  hala ayaktadır. Çünkü bunlar simge okullardır.  Sahip çıkıldığı  için yıktırılmadılar. Tavşanlılı Atatürk Lisesi binası ve eki yıkılırken  hiçbir tepki verilmedi.Verildiyse de cılız kaldı.  Ben asıl buna üzülüyorum. Tavşanlı Atatürk Lisesi binası bizim sevgilimizdi. Sevdamızdı. En azından her haneden bir çocuğun öğrenim gördüğü binaydı. Bugün bu efsane okulun adsız kahramanları, binanın hizmete açılmasına katkı verenler ,binanın kazandırılmasına sebep olanlar  kabirlerinde yatıyor. Ruhları ise bu yıkıntıların kenarında dolaşıyor.
         Biz binamız yıkıldıysa da  bu yıkıntılar üzerinde yeni bir ATATÜRK LİSESİ Binası görmek istiyoruz. Bunu devletimiz gerçekleştiremezse biz gerçekleştirmeye hazırız.  45-50 gün gibi bir  arada bir Ortaokul inşa eden Tavşanlılı yeni bir ATATÜRK LİSESİ Binasını da  bir yıl içinde inşa eder ve Milli Eğitim Bakanlığı Envanterine katabilir.  Denemesi bedava….. Yüzlerce Atatürk Lisesi mezunu işaret bekliyor.  Benim de çocuklarım,yeğenim bu lisede okudu. Her haneden en az bir güzel insan  bu binada okudu.Naçizane ben bile bu okulda Fransızca, İş ve Teknik, Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak görev yaptım.  Bugün bile çıkın dışarıya alın elinize bir kağıt ve bu okulu bitiren Tavşanlılıları yazın. İnanın  şaşıracaksınız. 
         Başka bir dolaşan şayiaya göre; Tavşanlı Atatürk  Anadolu Lisesi binasıyla ,Anadolu Lisesi  binasında okuyanlar bir çatı altında ama Atatürk adı olmadan  bir araya getirilecekmiş.   Buna itirazımız vardır; zira böyle bir şey düşünülüyorsa bu mevcut ATATÜRK Lisesi tabelası altında  gerçekleştirilebilir. Tavşanlılı Atatürk’ü sever.  Bugüne kadar bunu göstermiştir.  Evvela aziz Tavşanlılılar buna izin vermez. Sakın ola böyle bir hamle içinde olmayalım. Halen Arifağa Camii  yakınındaki enkaz üzerinde yeniden bir Atatürk Lisesi binası görmek isteyenler  var.  Fahri Ergun Caddesi, Lise Sokak ancak bu şekilde  yeniden anlamlı hale getirilebilir.  
 
 
 
 
 
 
 
                                                                                                                      
                                                                                                            
                                
 
                                                                                       
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları