chat odaları sohbet giftcardmall/mygift islami chat dini chat
08 Şubat 2026 - Pazar

VEFAT EDENLER

İZMİR

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 21 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News

 SEVGİLİ KARDEŞİM MEHMET ALİ  ÖZEL NURLAR
                                         İÇİNDE YAT
    O8 Mart 2005  tarihinde  kadim dostum,arkadaşım,meslektaşım Moymullu Mehmet Ali Özel’i kaybettiğim tarihtir. Bugün itibariyle 20 yılı aşkın bir zamandır ne sesini duyabiliyorum,ne bir yerde buluşup konuşamıyoruz. Sadece sevgili eşi,kardeşim Hesna ile telefonlaşıyoruz. Merhum Mehmet Ali  Hoca  benim gibi Tunçbilek Köprübaşı’ndaki İlkokulda öğretmen vekili olarak çalışmıştı. 1957/1958 Öğretim yılı sonunda Kütahya Lisesi’nden mezun olduktan sonra ikimiz de İstanbul Üniversitesi’nde İktisat Fakültesi’nde beraberdik.O Kütahya Öğrenci Yurdu’nda kalıyordu,ben Fatih’te merhum dedemin ve babaannemin yanındaydım.Gerek ben,gerekse merhum kardeşim M.Ali  Özel  1960 Askeri Darbesi ardından  kendimizi  Yeek subay öğretmen olarak Kayseri’de buluvermiştik. O, Kayseri merkeze yakın Cırlavuk( Mimar Sinan) ta, ben de Erkilet Beldesi Emmiler Köyü’nde görev yaptık. İki yıl birbirimizi Kayseri’de de  yalnız bırakmadık. Ben O’nu,O beni ziyaret etti.İkimiz merhum Yüksel Kavuncu’yu da zaman zaman ziyarete giderdik. O da, Kayseri merkezde bir ilkokulda bizim gibi yedek subay öğretmendi. Askeri eğitimimizi  Tavşanlılı arkadaşlarımızla Manisa’da Er Eğitim Tugayı’nda yapmıştık. 
      Askeri Darbe ardından ,iki yıl geçmişti. Üniversite tahsilimiz yarım kalmıştı. Bir daha fakültemize dönemedik. İş güç durumları parlak değildi Askerler bir yasa çıkararak bizleri öğretmen yaptılar.Kayseri’den Kütahya Valiliği emrine,oradan da Tavşanlı’ya verildik. Ben Derecik  Köyü’ndeki İlkokula, Merhum M. Ali de Çardaklı (bugün mahalle)Köyü İlkokulu’na müdür yetkili öğretmen olarak atandık. Ben de O da uzun yıllar okullarımızda görev yaptık.  İkimiz de Tavşanlı merkeze atandık. Merhum M. Ali ile  Tavşanlı’da da beraber olmuştuk. Ben 1992 yılında emekli oldum. Merhum M. Ali benden önce emekli oldu. O iş insanımız Ahmet Baş’ı n da ortak olduğu  ÖZBAŞARAN MTSK’na  girdi. Beni de sevgili Ahmet Baş ile bir kertesine getirip bu kursun müdürü  yaptılar.Trafik Öğretmeni M. Ali Özel, kurs müdürü Bülent Alpagut’un dostluğu arkadaşlığı  burada da sürdü.  Bu kurs son bir arada olduğumuz yerdi. Bu kurstan ayrıldıktan sonra artık tam anlamıyla emekliliği yaşamaya başlamıştık.  O Mobiyletine,ben bisikletme atlar balık avına giderdik. Tavşanlı’da çeşitli yerlerde, Moymul’da bir araya gelirdik.  Kader bizleri 2005 yılında ayırdı.  Rahatsızlandı ve bir süre sonra Rabbine kavuştu. Şu anda dualarımda yaşıyor.  O BENİM GERÇEKTEN BİR KARDEŞİMDİ. Bu kadar uzun yıllar  çok ender kişilerin birbirleriyle arkadaşlık yaptığını  düşünüyorum. Kendisiyle o kadar özdeşleşmiştik ki  bazen her gün bir araya gelmeden edemiyorduk. Boşluğunu asla dolduramadım.  M. Ali hayatta sevgili evlatlarını kaybetti. Bu dayanılmaz acıları içine attı.  Allah mekanını cennet eylesin.  Kütahya Lisesi’nin özellikle cebir ve geometri derslerinde  süper bir öğrencisiydi. Vakit namazlarımda dualarımdadır. Vefatının 20.yıldönümünde kendisini rahmetle anıyorum. 

       SEVGİLİ FEVZİ DÜZGÜN  SENİ UNUTMADIK
         Fevzi Düzgün, aramızdan ayrılalı tam 5 yıl oldu,ama  gönüllerde yerini koruyor. GLİ Müessesesi’nin bir çalışanı, Tavşanlı Gençlikspor’un hem A  hem B Takımında  BİR GÜNDE İKİ KARŞILAŞMAYA ÇIKAN ENDER FUTBOLCULARINDANDI. Kendisini yaz aylarında GLİ’nin Didim’deki Kampı’nda müdürlük yaparken de iyi tanırım.  Gerçekten çevresini iyi tanıyan, işleri kolaylaştıran, sevecen bir kamp müdürü olarak akıllarda kaldı. Bir ara TAVŞANLI’DAN YETİŞENLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI olarak  hizmeti oldu.  Tavşanlı’ya Cumhuriyet Lisesi’nin kazandırılmasında emeği vardı.  Emekli olduktan sonra kendisini  mütevazi iş yerinde ziyaret ederdim. Bol bol geçmişten söz ederdik. Sevgili dostum Mehmet Mıhçı’yı ıarayarak çok sevdiğim Ali ve Tuncer’in de seslerini işittim. Herkes Fevzi’yi unutabilir bir gün. Ama ben yaşamım boyunca Fevzi’yi unutturmayacağım. Güzel günlerimiz, anlarımız, sohbetlerimiz, birlikteliğimiz oldu.  Mekanın  cennet olsun  Fevzi……

   HAKAN ŞAHİN  ÖMRÜ VEFA ETSEYDİ BİR YERDE  BANA 
      YETİŞTİRDİĞİ HİNDİLERDEN BİRİNİ KESİP YEDİRECEKTİ 
             Sevgili Hakan,sevgili meslektaşım merhum Hakkı Şahin’in oğluydu.  Genç yaşta aramızdan ayrıldı. Bir ara  kümes hayvanı yetiştiriciliği yaptı. Hindi yetiştirdi. Bir küçük çiftlik kurmuştu. Yetiştirdiği kaliteli hindileri pazarlıyordu.  Bana da bir gün oturup bir arada bir hindi yemeği teklifindi bulunmuştu.  Ama nasip değilmiş. Yiyemedik.  Sonra bir gün hindi üretim tesisinde yangın çıktı. Bazı hindiler telef oldu. Çok mağdur oldu. Merhum babası Hakkı Şahin’in geçirdiği operasyonlarda üzerine düşeni yaptı. Eşi  vefat ettikten sonra  zor günler yaşadı.  Merhum eşi eşimin akrabasıydı. Kocagözlerdendi.  Genç yaşta aramızdan ayrıldı.  Sanırım aramızdan ayrılalı üç yıl oldu. O6 Ocak 2022 tarihinde kaybettik.  Merhum babası Hakkı Öğretmen hala sağdı. Mekanı cennet olsun….. 

      MOYMUL MAHALLESİ’NDE BİR ÇINAR DAHA
                                     DEVRİLDİ
                              
      Tavşanlı Belediyesi  sınırları  içindeki 19 mahallede  okuyan-yazan,mürekkep yalayandan  bir haylidir.Ama  Moymul Mahallesi’nde durum farklıdır;  Bu mahallede, bugüne kadar  yüksek öğrenim görmüşlerin sayısı  daha fazladır.   Generalinden profesörüne, doktorundan,veterinerine, hakimine, c.savcısına ,mühendisinden avukatına,  öğretmeninden  çeşitli birimlerde çalışmış memuruna,iş insanına ,üretenine    kadar nice  değerli  insanlar bir anlamda  çınarlar bu mahallede daha çoktur.   Ama zamana meydan okuyan bu çınarlar ,bu değerli insanlar da birer ikişer bu fani alemden göç etmişlerdir. Şurada her birini yazmaya kalksam inanın sayfalar az gelir. Hayatta olanlarına Allah’tan rahmet, ebediyete göçenlere de rahmet diliyorum. 
       Birkaç gün önce hem de 2025 yılını uğurlarken,2026 yılına çeyrek  kala Moymul Mahallesi  bir evladını ,bir ulu çınarını daha kaybetti.  Bana her yerden 7/24  haber gelir. Bu acı haberi de ,yani değerli kardeşim,meslektaşım Mustafa Gürer’in vefat haberini meslektaşım ,efsane müdürlerimizden İhsan Tandoğan( Taktak Hoca) dan aldığımda  içim ürpermişti. TV izliyordum.  Birden dünyam kararı vermişti. Olanca neşem yok oluvermişti.  Yaradan O’nu,yani Mustafa Gürer’i,yakınlarını,dostlarını  6 yıldır imtihan ediyordu. Mübarek bir dedenin torunu  için gitme vakti gelmişti. Tavşanlı’da çok kişi merhum öğretmen Mustafa Gürer’i tam anlamıyla bilemez. Önce bir köyde ve  daha kalabalık bir ortamda öğretmenlik, okul müdürlüğü yapan Gürer, benim gibi bir ara Yedeksubay öğretmen olarak( Bolu ilinde) ta hizmet vermişti.  Kütahya’da  merhum İl Milli Eğitim Müdürleri; Sezai Bey ve  İzzet Bey dönemlerinde yöneticilik te yapmıştı. Merhum Tavşanlı İlçe İlköğretim  Müdürü İbrahim Özcan’ın rahatsızlığı döneminde O’na ki kez vekalet etmişti.CHP’nin ilçe başkanlığını da yapmıştı.  Bu arada sosyal bir Demokrat olarak  kendisini belediye başkanı olarak görmek isteyen  sevenleri,arkadaşları,dostları CHPliler ve diğerleri   O’nu  bir kere merhum M. Ali Cengizgil’İn ve bir kere de  eski milletvemillerimizden Hüsnü Ordu’nun karşısına çıkarmışlardı.  Fakat merhum Gürer her iki rakibine de, az bir oyla,kıl payı kaybetmişti. Nasip değilmiş.  O’na nasip olmayan zaman içinde başka bir öğretmene, merhum öğretmen Fevzi Coşgun’a nasip olmuştu. Merhum Gürer,son yıllarda Tavşanlı ile ilgili bir de kitap çıkarmıştı. Bana da kendi imzasıyla bu kitaptan bir adet vermişti. Başarılı bir çalışmaydı. Ama noksanları vardı. Bazılarına göre normal olabilirdi ama  bana göre  Moymul’un efsanelerinden Cemil Kalfa’yı keşke kitabında atlamasıydı.   Kitap çıkarmak aslında emek isteyen,araştırma isteyen,gerçek verilerle   olgunlaşır.  Zor bir iştir. Bakın ben yıllardır yazar çizerim. 6 bine yaklaşan köşe yazılarım, binlerce çeşitli gazete ve başta A.A olmak üzere  çeşitli çok tirajlı gazeteler dahil ajanslara geçtiğim haberler bugün tozlu raflardadır… Kitap çıkaranlara her zaman saygı duymuşumdur. Tavşanlı’da bayağı kitap çıkaran hemşehrimiz oldu. Örneğin; Adnan Yeşil bu alanda belki de tektir. Yani bendeniz  kitapsızlardanım!... Elleri dert görmesin. Son günlerde değerli imam ve hatip hocamız  Ahmet Yaşar Çakmak’ın nefis eserini okumakla meşgulüm.Kendisini kutluyorum. Tavşanlı’nın Batıya bakan yüzlerinden,örnek din adamımıza Allah sağlıklı uzun ömürler versin. Örneğin mühendis kardeşim, Ymurtacılar Ailesi’nin değerlerinden Kamil Yumurtacı da kitap çıkaranlar listesindedir.  Kitap çıkaranlar cesur insanlardır. Eğer kitap çıkarmak öyle kolay olsaydı,gökten kitap yağardı. 
        Sevgili Mustafa Gürer’i bir gün  evine ziyarete giderken,yolda rastladığım bir dostum ki kendisini ziyaret etmiş olmalı, bana.”Sen duygusal bir insansın. Dayanamazsın, hocanın hali pek iyi değil,etkilenirsin,üzülürsün. Bırak,Mustafa Hoca, hayalinde  güzel günlerdeki hoca olarak  kalsın” demiş,bir anlamda gitmememi öğütlemişti. Ben de öyle yapmıştım.  Gitsey miydim? Gitmediğim iyi mi olmuştu? Bilmiyorum.”Damdan düşenin halini ancak damdan düşenler bilir “derler.Merhum Mustafa Hoca’nın aile bireyleri  bana göre, Allah katında  da  ödüle layık insanlardır. Belki de cennetin kapısındadırlar. Çünkü  6 yıl  ızdırap çeken,acılar içinde olan bir hastaya  bakmak her babayiğitin karı değildir.Diyorum ya;  Bunu çekenler bilir. Eskilerin, atalarımızın.” Üç gün yatak,sonra toprak” yakıştırması anlamlıdır. Allah herkese sağlıklı ömür ve acısız ve sızısız  Rabbine   kavuşmak nasip etsin. Her canlı bir gün ölümü tadacağını bilerek yaşamalıdırBu arada  hasta ziyaretleri çok önemlidir.Rahmetli hattat Hamit Bülbül’ü evine ziyarete gittiğimde pencere önündeydi. Beni görünce çocuklar gibi sevinmişti.Nasıl vakit geçirdiğini sorduğumda,evin önündeki kum yığınında oynaşan köpekleri göstermişti. Mesajı anlayabildiğinizi sanıyorum.   İnsanın  neresi ağrırsa  canı oradadır.  Son yıllarda Huzurevlerine yatırılanlara  bakıyorum; En canlı örnek, Kütahya’nın değerlerinden merhum Hisarlı  Ahmet’in sevgili oğlu Mustafa Hisarlı ve eşiydi. Merhum okul arkadaşım telefonla konuşurken eşiyle öyle karar aldıklarını, kimseyi rahatsız etmemek istedikleri için huzurevine gittiklerini söylediğinde içim buz gibi olmuştu. Yutkunmuştum. Sözün bittiği yerdeydim. Önceleri,  büyüklerini,aile bireylerini buralara yatıranlara kızardım.  Ama artık anlıyorum.  Hiçbir  bireyin canları, cananları, sevdiklerini ilanihaye  kendilerine bakmaya   tahammül etmeleri   aile içinde sıkıntılara neden olabiliyor. Bu arada anne veya babasını evlatların  aylık,üç aylık baktıklarını da biliyorum. Münavebe ile evlatlık görevi bir durum söz konusu.  İnsanlar yaşlandıkça hassas oluyorlar. En küçük bir hareketi, tenkidi  kabul edemiyorlar.  Yapılacak bir yanlışın bütün kazanımları götüreceği de unutulmamalıdır.  Büyüğüne,anne ve babasına bırakın  her şeyi .” Of” demek bile  bir bireyin  bütün yaptıklarını bir anda alıp götürebiliyor. Onun içindir ki  uzun süreli rahatsızlıklarda aile  bireyleri  de bir anlamda  hastalarıyla ölmektedirler.   Neti cede insanlar, bir imtihandan geçiyorlar. Merhum Avukat Hüsnü Davutoğlu, merhum babamı toprağa verirken hemen yanımdaydı. Kulağıma  eğilerek hafif bir tonla .” Geçmiş olsun” demişti. Önce anlamamıştım. Yıllar içinde bana niçin böyle söylediğini anladım.  Merhum babam merhum annemden önce vefat etti. Merhum annem bir süre onunla bununla  eğlenerek vakit geçirdi. Bir anlamda acısını içine gömdü.     Babam aynısını kesinlikle yapamazdı. 
        Sevgili meslektaşım Mustafa Hoca nurlar içinde yat. Kabrin hep aydınlık olsun…….
    
             CANIMIZIN BİR PARÇASI SEVGİLİ MEHMET AKA DA
                               ARAMIZDAN   AYRILDI                             
                            Mehmet Aka, bana göre Aga Mehmet  Tavşanlılılara göre “geçirdi”. Bu anlamlı ifade her yerde  kullanılmaz. Tavşanlı’ya özgü bir ifadedir.  Geçirdi demek; doğdu,yaşadı,çalıştı çabaladı ve öldü cümlesinin özüdür. İnsan,doğar,büyür,iş sahibi olur, evlenir,yaşar, yaşlanır ve ölür. Bu süre insan için doğal bir hayat çizgisidir. Mehmet Aka da   böyleydi.Tavşanlı’nın evladı, Allah’ın verdiği ömür tükenince bu fani aleme veda etti. Geride, gözü yaşlı aile bireyler,dostlar, akrabalar, arkadaşlar bıraktı.  Mehmet Aka  yaşamı boyunca  yedek parçacılık,madeni yağ ve akaryakıt satışıyla meşgul oldu. Ekmeğini taştan çıkardı.Helal kazandı. Toplumun saygın bir bireyi olarak yaşadı.  Efsane takımımız Gençlikspor’un sevdalısıydı. Kulübün kurucuları arasındaydı.  Top oynamadı ama  oynayanları destekledi ve oynadıkları karşılaşmaları kaçırmadı.Sevgili oğlu Mustafa  iyi biliyorum,babasına sağlığında yardımcı oldu.  Zaten Mustafa da sevgili babasını üzmedi ve hep yanında oldu.  İş yeri ,merhum lokantacı Fevzi’nn hemen  altındaydı. Evde suyum bittiğinde telefon eder,kendisinden su isterdim. 19 litrelik suyum anında gelirdi.  Akseven Sokak’ta ikamet ettiğim için  merhum Mehmet Aka’nın iş yeri bana yakındı. Laflamak için de sık sık  yanına giderdim. İçtiğim çaylar hep O’ndan  olurdu. Elimi cebime sokturmazdı. Mekanı cennet olsun sevgili dostumun.  Merhum Mehmet Aka  yaşamı boyunca hep mücadele etmiştir. Çeşitli ekmek kapılarını açıp kapamıştır.  En sonunda, Tavşanlı’dan ayrıldığımdan beri ne zaman  telefon etsem,kendisini ,  su ve tüp satışı yaptığı iş yerinde  bulurdum.  Telefonumdan bir dostumun daha telefonunu siliyorum.  Çünkü  Mehmet yoksa telefonu bir anlam ifade etmez. Mustafa’nın telefonunu da sevgili Metin Ertekin’den aldım.  Artık iş yerinin  patronu sevgili Mustafa olacaktır.Babasını aratmayacağına inanıyorum.   Babasının  itibarı, sevgisi  artık O’nu  itici gücü olacaktır. Bu vesileyle Gençlikspor Camiası’na başsağlığı dileklerimi de sunuyorum.  Sevgili başkan  Fikret kardeşimin şahsında tüm Gençlikspor sevdalılarını selamlıyor ve başsağlığı dileklerimi gönderiyorum.   Eski Tekel binası, sanayi camii ve bisiklet-motosiklet tamircisi Recep’in de  bulunduğu sokaktan geçerken  artık ne Fevzi Usta’yı ne Mehmet Aka’yı görebileceğim.  Fani alemin fanileri  olarak bu  acılara hazırlıklı olmalıyız. Çünkü Baki kalan bu kubbede sadece hoş bir sedadır. Baki olan Allah’tır. Rabbim herkese sağlıklı,huzurlu,bereketli  bir ömür versin.  İçimizde yanan mumlar  zaman içinde hep sönecektir. Ama tek bir mum asla sönmeyecektir. Ne zaman aramızdan ayrılan bir kardeşimizi  hatırlasak içimiz cızzzz edecektir o kadar. …
            
     ÇOBANKÖY  ESKİ MUHTARLARINDAN  MUAMMER
                                                     GÜLER’İ DE KAYBETTİK     
         Tavşanlı İlçesi’nde görev yapan onlarca köy ve mahalle muhtarı var. Çoğu bugün aramızda değil.Bazıları artık anılarda yaşıyor ve hayattalar.Bir kısmı da  nadiren de olsa görev başındalar Yaşamım boyunca nice muhtarlar tanıdım.  Protokol Amiri ek görevim olduğu için bir ayağım Tavşanlı Kaymakamlığı’ndaydı.   Değerli  kaymakamlarımla  sık sık bir araya geldiğimde muhtarlarla karşılaşırdım.  Sayın kaymakamlarla köy ziyaretlerinde   bulunduğum için muhtarlarımızı köylerinde de görmüşlüğüm olurdu.  Unutamadıklarım vardır; Merhum Kızılçukur Muhtarı Ali Saruhan,  merhum Derecik Köyü Muhtarı  Süleyman Dinsever,   merhum Balıköy Muhtarı   Himmet Ünal, merhum Çardaklı Köyü Muhtarları,İsmail Önol ve Ahmet Uyar, ,merhum Ovacık Köyü Muhtarı  Emin Atay, merhum Kayıköy Muhtarı  Ahmet  Yüksel, merhum Beyköy Muhtarı Remzi Özerdem ,merhum Çukurköy Muhtarı Ahmet Esen, merhum Merkezyeniköy Muhtarı Vali, Kuruçay Muhtarı Ahmet Çavuş, Tepecik Köyü(halen belde) Muhtarı Mustafa Özbay, hemen gözlerimin önüne geliverdiler. 
              Sevgili Muammer Güler de bunlardan biriydi. Bana “hısım” derdi. Zaten Çobanköylülerin çoğu bana  “ enişte” derler. Eşimin akrabalarından Mestan Meydan  Dayı  Çobanköylüydü.  Sevgili dostum,  Muammer Güler birkaç gün önce vefat etmiş. Haberi İzmir’de aldım. Kendisiyle güzel anılarımız var. Bir ara Tavşanlı’nın Ayvalı Köyü’nde 7-8 kadar sanayi dükkanının açılışını yapmıştım. Zamanın bakanlarından İbrahim Halil Çelik açılış için Tavşanlı7ya gelmişti. Daha sonra Ayvalı Köyü’ne gidilmiş ve mütevazı bir tören yapılmıştı. Töreni ben yönetmiştim. Tören bitiminde köy ortasında  bir yerde ikramlar yapılmıştı. Çay içiliyordu. Yanıma merhum Çobanköy Muhtarı Muammer Güler de gelmişti. Kulağıma eğilerek.”Hocam,bana bakandan biraz para alıver. Köyümüzde cami inşaatı var” demişti. Bir punduna getirip sayın bakandan merhum muhtar Muammer Güler için para istemiştim. Sayın bakan merhuma :” Ne kadar verelim?” dediğinde, o da  sayın bakana :”Sayın bakanım,ağanın eli tutlmaz. Gönlünüzden ne koparsa O’nu verin” demişti.Bu yanıt sayın bakanı tebessüm ettirmiş,hemen elini ceketinin iç cebine götürüp bir çek çıkarıp üzerine bir rakam yazarak  merhum muhtar Muammer’e uzatmıştı. Merhum muhtar Muammer,törenlerin sonunu  beklemeden vızzz Ayvalı Köyü’nden ayrılmıştı.    Sanırım sayın bakan 100 bin liralık bir çek yazmış.İnşallah.Allah sayın bakandan da razı olmuştur. Ben de bu  vesileyle Allah katında  sevaba girmişimdir.  Merhum muhtar da  bu parayı inşallah amacı doğrultusunda değerlendirmiştir.Camiye harcamıştır diye düşünüyorum. Kardeşi Ömer’den öğrendiğime göre bu camide mevlidi okunmuş. Allah mekanını cennet eylesin.  Muhtarlar hasbelkader köylerine hizmet verirler. Kimilerine göre bu yapılanlar, güzel,kimilerine göre  değildir Muhtarlar ellerinden geldiğince  yaparlar bir iyilik ve atarlar denize, çevresi bilmezse Allah bilir. Muhtarlık gerçekten zor bir görevdir.  Köylü yurttaşlara göre muhtarlara verilen yetkiler Cumhurbaşkanlarına verilmemiştir. Muhtarlar köylerinin en büyük yöneticisidir. Köylerle ilçeler arasında döner dururlar.Köye gelen bir devlet görevlisi önce köy muhtarını sorar,O’nu arar. Muhtarın özel misafirleri olurlar. Köye gelen ormancı atını muhtarın evinin bahçesine bağlar. Muhtarın sofrasına oturur.  Köylerde muhtar,öğretmen,imam üçlüsü çok önemli bir sac ayağıdır.  Ama  muhtarların yaptıkları asla küçümsenemez.  Hem köylü  ve mahalleli muhtarlarından  haklarını helal etmelerini istemelidirler.  Sanırım  merhum Muammer de  Çobanköy’e  iyi-kötü hizmetleri olmuş bir yerel yöneticidir.  İnşallah O da Çobanköylülere hakkını helal etmiştir.  Bir dost daha yitirdik. Bir akşam daha oldu.  Kendisini her zaman  anacağım.  Rabbim varsa günahlarını affetsin. Aile bireylerine başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Çobanköylü hemşehrilerimin de  başı sağ olsun.                                             

 

 

 


                                           

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları