27 Mart 2021 - Cumartesi
TAVŞANLI RESMİNİN MOZAİKLERİ
Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 22 dk.
1363 okunma

Bülent Alpagut
- 05062218413 TAVŞANLI RESMİNİN MOZAİKLERİ BİRER İKİŞER
DÜŞÜYOR KEŞKE YERLERİNE KONULABİLSE
Mozaiklerden oluşan bir resim düşününüz . Altın yaldızlı çerçeveleri içinde ne güzeldir .Bu mozaikler binlerce yıl öncesinde yaşayanlarca yerlere de adeta bir gergef gibi işleniyordu. Yerde de muhteşemdi. Benim mozaiklerden oluşan resmim Tavşanlı’nın resmidir. Ben de aslında bu resmin bir mozaiğiyim. Ama bu onlarca mozaikten oluşan Tavşanlı resmi, artık benim Tavşanlı’ya geldiğim çocukluk yaşlarımın resmi değildir.Mozaik resim dökülen mozaiklerle net bir görüntü vermiyor.Zaman içinde solmuş,çizilmiş,üzerinde lekeler oluşmuş,kırılmaya .bükülmeye başlamış Çünkü resim artık eskiyor.Resim, birçok mozaiğini kaybede kaybede resim olmaktan çıkmış 1946 yılı ortalarından bugüne kadar , aradan geçen 75 yıl içinde bu resmi oluşturan mozaiklerden çoğu çeşitli vesilelerle yerinden kopmuş,ayrılmış.kaybolmuş. Keşke yenileri bulunabilse,yerlerine konulabilse . Bu Tavşanlı resmi de bir gün gelecek nesillere intikal edecektir. Ama o ilk günlerdeki netliği,parlaklığı olmayacaktır.Bugün merkezde yaşayan 73 bine yakın Tavşanlılı’dan hayatta olanların sayısı taş çatlasın 6 -7 bin civarındadır. Gün gelecek” Ben Tavşanlılıyım” diyenlerin sayısı bir elin beş parmağı kadar kalacaktır.
Tavşanlı resmini anlamak için Tavşanlılı olmak şarttır. Tavşanlılı olmayanların bu resmi anlaması mümkün değildir. Diyeceksiniz; Tavşanlı,rahmetliler; ressam Abdullah Taktak,iş insanı Remzi Özerdem, lokantacı Halit, Bölük Kamil, gazeteci Abdurrahim Börekoğlu, Avukat ve Em. alb. Abdullah Belediye başkanları, Tahsin Buruk, Sadık Penbe, iş adamı Carsan Mustafa, Ordu Ahmet, Tarhan Ahmet,Tarhan İbrahim iş adamı Mehmet Tarhan Milletveklleri i, Mehmet Diler, Ahmet Derin, Doktor Sami, Avukat , Hüsamettin Alpagut ve A vukat Hüsnü Davutoğlu , Kuruçaylı Ahmet Çavuş,Şahmelekli Emin Çavuş, Çukurköylü Ahmet Esen,Belediye başkanı Nazmi Sarı,İş adamı Ahmet Yumurtacı,Gemalmaz Hafız, öğretmen Rıza Kaynak, Göcen Süleyman,Çakmak Mehmet,C uraman Ahmet, Ahmet Karatürk,Ahmet Kavuncu,terzi Halit Atak,,terzi Neş Talay, Sebahattin Serdaroğlu, Yörük Mustafa, İş insanı Ahmet Dağıstanlı, terzi Karga Ahmet,Nazım ve Ethem Çavuşlar, ayakkabıcı Muharrem Usta,oğlu Fethi Demirat , Gagaların Hüseyin, montör Hüsnü olmasa da Tavşanlı’dır. Ama kazın ayağı öyle değil, bu o kadar basit değil. Bir çınar ağacının yaprakları anımsıyoruz. Ananları tükenmediği sürece de unutulmayacaklardır.
Birkaç gün önce Tavşanlı resminden bir mozaik daha düştü. Beyköylü Cevdet Çakır. Bir zamanların Tavşanlı’da vergi rekortmeniydi.Öyle ki Tavşanlı’da birçok kişi rahmetlinin adı söylendiğinde:” Ha devlet ha Hacı Cevdet” demekten kendini alamazdı. Madencilik te ilgi alanındaydı. Açtığı ocaklarda,Linyit üretmiş ve pazarlamıştı Bazı iş adamlarının başına gelenler gibi o da Mafyanın eline düşenlerdendi,Kazandığı helal parasının bir bölümünü bu kirli iş yapanlara kaptırmıştı.Bunun Bugün çok az Tavşanlılı hatırlar. Yıllar içinde çok kişiye ekmek kapısı olmuştu. Anap Dönemi’nde ünlü yerel siyasetçilerindendi.Hele hele ünlü Kütahyalı,Tavşanlılı siyaset adamı ki bir zamanlar TBMM Başkanı ve birçok bakanlıklar yapmış efsane insanıydı Tavşanlı’ya ne zaman geldiyse rahmetli Hacı Cevdet te yanında olurdu. Kulakları çınlasın rahmetli Hacı Cevdet te Kalemli’nin vazgeçilmezlerindendi.Tıpkı rahmetli Çukurköy Beldesi Belediye Başkanı Nazmi Sarı, rahmetli Tepecik Belediye Başkanı Mustafa Özbay, rahmetli Anap İlçe başkanlarından İsmail Şirinoğlu,rahmetli iş adamı Remzi Özerdem,halen hayatta iş adamımız Necati Ünal gibi …Rahmetl Hacı Cevdet , birçok kişinin işini çözmesinde,iş sahibi olmasında,ekmek kapısı aralamasında karınca kararınca katkısı olan insandır. Tıpkı rahmetli Senatör Nuri’nin bir başka versiyonuydu. Gönül alıcıydı. Bu küçük cüsseli dev adam artık yok. 86 yaşında çekip gitti. Allah O’nun canını bir keresinde Anadol marka otomobiliyle, işçilerine erzak taşıdığı sırada kurtarmıştı. GLİ’ye ait Dev bir Oklit’in tekerlekleri altında kalmasıyla , Anadol arac ile birlikte yolun bir yanına savrulmuş,tek bir yeri dahi çizilmemişti. çamurlu Oklid’in tekerlekleri çamurlu olmasaydı,belki de daha o zaman hayata veda edecekti. Allah yarattıklarından zamanı geldiğinde mutlaka hesap soracaktır. Ama bizlere düşen aramızdan ayrılan dostlarımıza dua etmek olmalıdır Eğer,zerre kadar bir hizmeti varsa onları öveceğiz. Ölenin ardından kesinlikle konuşulmaz. Bu İslam adet ve geleneklerine de ters düşer Rahmetlinin eğer üzerimizde hakkı varsa benden yana helal olsun.
1-7 MART ARASINDAKİ HAFTA
“ DEPREM HAFTASI” OLARAK KUTLANDI
Pandemi ,depremi bizlere unutturdu.Halbuki Kütahya, Deprem kuşağı üzerinde bir il. Kütahya’nın doğru dürüst bir Deprem Haritası olup olmadığını bilmiyorum. Yalnız bildiğim bir şey varsa Kütahya’nın merkez,Emet,Gediz,Simav İlçeleri’nin birkaç fay üzerinde olduğudur. Yani Kütahya 1.ve 2. derece deprem bölgelerine ayrılıyor. Örneğin Tavşanlı 2. derece deprem fayı üzerindedir. Tavşanlı’nın jeolojik yapısı incelendiğinde Tavşanlı İlçesi’nin altında ters istikamette akan iki büyük yer altı akarsuyu vardır. Bu akarsulardan birisi Doğudan Batıya,diğeri ise Kuzeyden Güneye doğru akmaktadır. Halen Tavşanlı Merkez ve havalisinde yerin 108m altında yer altı suları mevcuttur. Bir sarsıntı halinde bu iki ters istikamette akan akarsuyun yeraltı hareketlerini frenlediği ve yer sarsıntılarını Tavşanlı İlçesi’nde en çok 7 şiddetinde yansıttığı belirtiliyor.İkincisi Tavşanlı İlçesi sınırları içinde mevcut yer altı sularının en sıcağı 21 derecedir. Buna karşın Kütahya Yoncalı ve Ilıcalar’da, Gediz’de,Emet’te ve Simav’da yerine göre 50-100 derece arasında sıcak su kaynakları vardır. Sıcak tabaka belirtilen yerlere yakındır.
28 Mart 1970 Gediz Depremi olduğunda Tavşanlı’da hissedilen depremin şiddeti 7.1 olarak tespit edilmişti. 21 saniye süren depremde birkaç bina dışında hiçbir zarar ve ziyan olmamıştı. Bildiğim kadarıyla PTT Hizmet binası, DDY Gar Binası çatlamıştı. Bugün Tavşanlı7da inşa edilen az ve çok katlılar deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiştir. Halen ilçe merkezindeki en sağlam yapı mevcut Adalet Sarayı’dır. Bu binanın müteahhit tarafından yapılan açıklamaya göre 10’nun üzerinde şiddette bir depreme dayanıklı olduğu ifade edilmiştir.Vatandaşın inşa ettiği binaların büyük bölümü(istisnalar dışında) yapı bloğu ve zemini konusunda iyi binalar olduğu ifade edilmektedir. Depremin bir milli güvenlik sorunu olduğu bilinciyle hareket eden Tavşanlılı sadece devlet binalarına gereken hassasiyetin gösterilmediğinde hemfikirdir.Bunun örnekleri çoktur. Tavşanlı yıktırılan Hükümet Konağı sadece 30 yaşında olmasına karşın çürük olduğundan geçtiğimiz yıl yıktırılmıştı. Bu arada yenisi yaptırılan eski Polis Merkezi Amirliği Hizmet binası da Anap Dönemi’nde inşa edilmiş fakat çürük olduğu için geçtiğimiz yıl yıktırılmıştı. Keza DDY Gar Binası ve PTT Hizmet binası da aynı depremde hasarlı olduğu için yıktırılmışlardı. Bu defa Cumhuriyet Lisesi binası, İbrahim Düvenli İlköğretim Okulu binası, 1950’li li yıllarda inşa edilen Endüstri Meslek Lisesi’nin bir bölümü yıktırılacaktır.Mülayim Kırı’ndaki kapalı spor salonu da devletin malıydı. O da yıktırıldı. Anadolu Lisesi binası ,hatta iş insanı Mehmet Tarhan’ın yaptırdığı Tarhan İlköğretim okulu da yıktırılacak deniliyor. Ne garip bir tecellidir ki 1940’lı yıllarda zamanın Tavşanlı Kaymakamı Ali Akseven tarafından birkaç ayda inşa edilen tarihi ortaokul binası ile,yıllar önce 1938 tarihinde inşa edilen İstiklal İlkokulu bugün ayaktadır. Devletin binaları neden yıktırılır? Yazık değil midir? Devletin malina zarar veren,hile katan müteahhitlerin canı cehenneme.Ben bir devlet binası yıktırılınca üzülüyorum.Devletin binası örnek olmalıdır. Gelecek kuşaklara kalmalıdır.
Deprem bölgesinde olan illerde inşa edilecek ister vatandaşın olsun ister devletin olsun binaları hakkını vererek inşa edersek deprem bize zarar veremez. Depremden korkulmaz. Çürük binalardan korkulur. Kütahya’da haftanın iyi değerlendirildiğine inanıyorum. İnşallah öyle olmuştur. Ama her halükarda Kütahyalı uyanık olmak zorundadır. Çünkü fayların üzerindedir.
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLANDI
HERKES BİR KUTLASIN İSTEDİM
Her yıl,8 Mart günü” Dünya Kadınlar Günü”olarak kutlanır.Bu günde tüm kadınlarımıza Allah’tan sağlık ve afiyetler diliyorum.Allah’tan korkanlar,Peygamber’den utananlar Kadına karşı saygılı olsun. Çünkü önce küçük bir kız çocuğu,sonra genç kız olan kadın daima erkeklerden bir adım öndedir. Bu gerçeği maalesef hiçbir erkek görmek istemez. Görse de görmese de bu böyledir. Her zaman dualarımızda babalarımız ve annelerimiz de mutlaka var.Ne diyoruz?” Ya rabbi! Ana babalarımızın kabirlerini ziyaretgah-ı asüman,tecelligah-ı rahmet-i Rahman eyle “ diye dua etmiyor muyuz? Hatm-i şerifin kabul olmasını,dualarımızın ana-babalarımıza duyurulmasını istemiyor muyuz?Evine her gün selamla girip,selamla çıkan kadınlarımıza selam olsun. Yemeklerimizi hazırlayan,giysilerimizi yıkayan,ütüleyen,evlerimizi temizleyen, pazara çıkıp evimizin ihtiyaçlarını temin eden,çocuklarımızı yetiştiren kadınlarımıza selam olsun. Bizleri karnında,tüm sıkıntılara göğüs gererek 9 ay 10 gün taşıyan,doğduktan sonra emziren,altımızı temizleyen,yıkayıp ,koklayan,sarıp sarmalayan , annelik mertebesine ulaşan kadınlarımıza selam olsun. Fabrikalarda,tesislerde, iş yerlerinde çalışan, devlet dairelerinde hizmet veren, sportif faaliyetlerde milletimizi temsil eden kadınlarımıza selam olsun. Mühendis,avukat,doktor,profesör,kimyager,eczacı,mimar, fabrikatör, sanatkar, zanaatkar, müzisyen, yazar-gazeteci, bakan,milletvekili,daire başkanı,genel müdür,vali,kaymakam kadınlarımıza selam olsun. Evlatları için canını esirgemeyen,asker,polis olup bu aziz millet için görev yapan kadınlarımıza selam olsun. İstiklal Sav aşı yıllarında kağnısıyla ordumuza cephane taşıyan kadınlarımıza selam olsun. Peygamberler , devlet adamları,mucitler doğuran annelerimize selam olsun.
Bugünün dünyasında bir erkek neyi yapıyorsa,beceriyorsa aynısını kadınlarımız da yapıyor. Kadın-erkek Allah katı’nda birdir. Eşittir. En önemlisi kadınlarımıza erkekler kadar özgürlük tanımada kusurlu olduğumuzdur. Kadınların yıllarca resim yapmasını,roman-hikaye yazmasını,siyasete girmesini engelliyenler hep erkekler olmuştur. Kadına karşı şiddet uygulayanlar hep yine erkekler olmuştur. Aynı suçu işlediği halde kadınlar yarı bellerine kadar toprağa gömülerek taşlanmışlardır.Bugünün kadınları artık iktidarları değiştirecek güce ulaşmışlardır. Nüfusun her zaman yarısı olmuşlardır. Bir zamanlar Tavşanlı’nın eski beldelerinden Çukurköy Beldesi’nde özellikle Anavatan İktidarı sırasında Anap’ı ilk sıraya taşıyan kadın seçmendi. Bun herkes iyi bilir. Kadınlar yeter ki istesinler; Her alanda her şeyi çözebilecek bir güce sahipler. Kadın hakkında bilgisi olmayanları Peygamber Efendimiz(s.a.v) in insanlığa mesajını okumalarını tavsiye ederim.Mesajdan bir paragraf; “ Ey insanlar! Kadınlara iyi muamele etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.Çünkü Onlar emriniz altındadır.Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız ve Onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz.Şunu biliniz ki,sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi,kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır”Daha bir şey demeye gerek var mı? Bu sözleri, Allah’ın sevgilisi,sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa devesinin üzerine çıkıp,Veda Hutbesi’nde, 632 yılının Mart ayının 8’inde 100 bini aşkın Arab’ın önünde söylemişlerdi.
Bir yılda 300 ,ocak-Şubat aylarında da 58 kadın öldürülmüş” Nerede? Ülkemizde. Utandınız değil mi? Hatta yüzünüz kızardı değil mi? Ki bu kadın Allah katı’nda Cennetle müjdelenen kadındır. “ Neden Cennet annelerin ayakları altındadır” denilmiştir de aynı sözler erkekler için söylenmemiştir?. Bu kadınlar gününü de maalesef buruk biçimde kutluyoruz. Bu kadınları öldürenlerin Allah katı’nda yerleri olabilir mi? Yarın bir gün cezalarını çekip çıksalar bile yüzlerinde kocaman bir leke ile dolaşacaklardır.
Ben bir öğretmenim. Meslektaşlarım arasında kadın öğretmenler,anneler vardı. Hayatta olanlara Allah’tan sağlık ve afiyet diliyorum. Ebediyete intikal edenleri ki kesinlikle Cennettedirler; rahmetle anıyorum.Ayşe Yavuz,Azime Şahin,Aysun Dosdoğru, Aysel Akcan,GülserenDoğan,Gülşen Palabıyık,Hafize Çağlayan,Hatice Gülsen Güre,Huriye Arna Soncer,Hatice Yüksel,Kübra Öğretmen,Libas Öğretmen,Mihriye Öğretmen, Müzeyyen Karaduman,Necla Toker,Mukaddes Güner,Nuran Bülbül,Nermin Aktakka,Nuriye Apaydın,Rukiye Taşlıca, Rabia Çağlıdere, Sacide Atlı Eker, Semiha Öğretmen, Sevgi Arın, Sevgi Morçiçek, Sema Akşar,Şehnaz Baştürk,Safiye Öğretmen( Fr.Öğrt),Vasfiye Toyran,Zişan Erdem, Zahide HüseyinbaşoğluHatice Sayın meslektaşlarımı da saygıyla,rahmetle anmak istiyorum.Her biri ,bir kadın,birer anneydi.
En büyük annemiz,sevgili peygamberimizin annesi,sonra Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk’ün annesidir.Ama çocuklara sorarsanız en güzel,en sevgili anne kendi annesidir. İnşallah bir gün gelecek kadının değeri anlaşılacaktır. Doğrusu da budur.
MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI YILI
2021 Yılının “ Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı” olarak anılmasını sayın Cumhurbaşkanımız uygun görmüşler. Çok ta güzel olmuş. Şu sıkıntılı günlerimizde böyle bir yılın kutlanması isabet olmuştur. En azından yüreklerimiz serinlemiş,gönüller Mehmet Akif ve İstiklal Marşı ile zenginleşmiştir.
Ben 32 yıl 3 ay bilfiil ilkokullarda sınıf öğretmeni,Birkaç yıl da olsa Fransızca, Sosyal Bilgiler, Türkçe,İş ve Teknik Branş öğretmeni olarak( Atatürk Lisesi- İmam-Hatip Lisesi) öğretmenlik yaptım. Bu arada ilçeye bağlı Derecik Köyü’nde 10 yıl sınıf öğretmeni ve 2 yıl da Kayseri- Erkilet Bucağı- Emmiler Köyü İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak çalıştım. Derecik Köyü İlkokulu’nda müdür yetkili öğretmendim. Birkaç lira müdür farkı alıyordum.
Buraya kadar yazımın başlığı ile ilgili bir şeyler yazmadım. Gelelim sadede; Öğretmenlik yaptığım yıllarda liseler dışında İstiklal Marşı’nı öğrencilerime ben söylettim. Bu da 30 yılı geçen bir süre içinde sürekli İstiklal Marşı söylediğim ve söylettiğim,istiklal Marşı için “ dikkat” uyarısı yaptığım anlamına gelir. Bunun dışında 20 yılı aşkın bir süre tüm etkinliklerde” İstiklal Marşı okunacak-Dikkat”komutu verdim. Bugün bile ne zaman bir yere gitsem yolda zaman zaman İstiklal Marşı’nı içimden okurum. İstiklal Marşı’nın on kıtasını ezbere bilirim. Bugün kaç kişi Atatürk’ün And’ını ezbere bilir? Bülent Hoca bilir. Kaç kişi Atatürkün Gençlere Hitabesi’ni bilir? Bülent Hoca bilir.
Bugün bile yine bir etkinliğe katılsam yine de İstiklal Marşı’nı söyletirim. Kendim de söylerim. “Allah bu millete bir daha bir İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen büyük vatan şairi,milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u bu vesileyle rahmetle anıyorum. Üzerinde hassasiyetle durduğum bir diğer husus ise dün olduğu gibi bugün de, bugünden sonra da İstiklal Marşımızı öğrendiğimiz gibi okumak olmalıdır. İstiklal Marşı’nı bugün dünya üzerinde onlarca devletin bandoları başarıyla çalıyor. Yabancılar bile marşımız çalındığında dudaklarını oynatıyor. Bütün okullarımızda bu marş kıyamete kadar söylenecektir. Son Türk hayatta kalıncaya kadar da olsa. Okullarımızda Atatürk’ün Türk Gençliği’ne hitabesi her vesileyle okutulmalıdır. İçimi yakan da nedir biliyor musunuz? Artık Andımız’ın bir daha söylenmeyecek olması. Bu bir daha söylenmeyecek anlamına da gelmez. Gün olur harman olur. Bir gün yine milyonlar bu andı söyler. Bu andın içindeki tek bir sözcük” TÜRK” sözcüğü bile paha biçilmez bir mücevherdir.
Bu yıl hayırlara vesile olsun. Türk’ün yüceldiği bir yıl olsun. Ülkemiz için uğur getirsin. Başarılarımızı kamçılasın. Rahmetli Akif’in ruhu şad olsun.
ASIL MOBİL HAYVAN KISIRLAŞTIRMA ARACI
TAVŞANLI’YA GEREKLİ
Sahipsiz sokak köpeklerinin daha sağlıklı koşullarda yaşaması,kontrolsüz üremelerinin önüne geçilmesi ve insan bağlığının korunması için Mobil Hayvan Kısırlaştırma Aracı Kütahya’da hizmete sunulmuş. Bunu da Kütahya Ekspres yazmasa öğrenemeyeceğiz. Bunun için sayın valimiz Ali Çelik Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü sayın vali de Kütahya’da il bazında sokak hayvanlarının yaşadığımız modern dünyada en az insanlar kadar ilgiye muhtaç olduğunu düşünüyor.
Kütahya’dan son sevindirici haber şöyle:” Bizim için her canlı çok kıymetli ve çok güzel. Kısırlaştırma ve rehabilitasyon çalışmaları haftada 6 gün kesintisiz devam edecek” diyen de hayvansever sayın valimiz.
Mobil Hayvan Kısırlaştırma Aracı fikri de kendisine ait. Öneri yapmaları olumlu karşılanmış ve derhal hayata geçirilmiş. Mesajı kim almış? Kütahya İl Özel İdaresi. Artık kırsalda yaşayan ,kaderiyle baş başa bırakılan, sokak köpekleri bir program çerçevesinde kısırlaştırılacak. Kısırlaştırma sokak köpeklerinin ayağına gidilerek gerçekleştirilecek. Yani köpek polülasyonunun yoğun olduğu yerler pilot bölge olarak saptanacak. Öğrendiğim kadarıyla ilk çalışma, merkeze bağlı Demirciören Köyü’nde başlatılmış. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri sayın Murat Koyak bu konuda bilgi sahibi. Sayın vali Çelik’e de gerekli bilgileri verecek.
Sayın valimiz,köpeklerin belli bir ekosistemde ,belli bir sayıda yaşamlarını sürdürmelerinin hayvan refahı,insan ve çevre sağlığı için oldukça önemli olduğunu biliyor. Belediyelerimizin elinden geldiğince bu anlamda üzerlerine düşeni yaptığına inanıyor. Ama Kütahya merkez ve diğer ilçeleri ile 13 ilçeye sahip. Bu arada beldeleri ve köyleri var. Kütahya Özel İdaresi bir proje hazırlamış. Tüm köylerin sınırları içinde mevcut sokak hayvanları(köpekler)’nın sağlıklı sayıda çoğalmaları,yaşamlarını sürdürebilmeleri için kısırlaştırmanın şart olduğundan hareketle yeterli veteriner,köpek yakalama ekipleri gerektiğine inanmış. Öyle de olmuş. Gerekli istihdamlar yapılmış. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü de bu projeye destek veriyormuş. Kısırlaştırılan köpeklere küpe takılıyormuş. Bakımları yapıldıktan sonra cadde ve sokaklara bırakılıyormuş. Bu hayvanların büyük bölümünün doğal yaşam alanları artık yerleşim merkezleridir. Arazide,dağda,bayırda,kırda sokak hayvanı görmek artık zor. Sokak hayvanları insanları,insanlar sokak hayvanlarını seviyor. Kütahya7da hedefin yılda 1000 köpek olduğunu öğreniyoruz. Bu yetersizdir. Neden mi? Kütahya İli’nde başıboş sokak köpeklerinin sayısı sadece Kütahya’nın en büyük nüfusa sahip ilçesi Tavşanlı İlçesinde, 10 binin üzerindedir. Sadece Tavşanlı’nın Tepecik Beldesi ve Tavşanlı Belediyesi Çardaklı Mahallesi civarında 3000 köpek bulunuyor. Cumartesi günü telefonla konuştuğum Tavşanlılı hayvansever,yetki belgeli Necdet Demirat’ı arayan bir çoban bu rakamı telaffuz etmiş.” Abi,köpekler yavrularını besleyemiyor. Başka köpeklerinin yavrularını parçalayıp yiyor. Yavrularına böylece süt verebiliyor” demiş.Necdet Demirat beni de Pazar günü aradığından nereden duymuşsa duymuş,Mobil Hayvan Kısırlaştırma aracı’nın asıl Tavşanlı’da görev yapması gerektiğini söyledi. O SÖYLEMESEYDİ BEN BU YAZIMI KALEME ALMAYACAKTIM. Sayın valim’den istirham ediyorum; Tavşanlı’da büyük bir dram yaşanıyor. Buna ancak kendileri müdahale edebilir. Direktifleri doğrultusunda hareket edilirse bu hizmetten Tavşanlı da yararlanabilir. Öyle günde 8-10 köpeğin kısırlaştırılması asla çözüm olmayacaktır. Günde 100 köpek kısırlaştırılsa bile , bu Tavşanlı’da haftaları alacaktır.Önümüzdeki günlerde Tavşanlı’da Yönetmen Filiz Eren Yılmaz ve ekibince sokak köpeklerini konu alan bir film çekimi yapılacağını,Tavşanlı’yalabalık bir hayvansever grubun geleceğini öğrendim.Sevindim diyemem. İnşallah bu film sıkıntı yaratmaz.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları