19 Eylül 2017 - Salı

Nasıl Olsa Allah Affeder (mi)

Yazar - Abdussamet Öztan
Okuma Süresi: 6 dk.
2699 okunma
Abdussamet Öztan

Abdussamet Öztan

-
Google News

            “Kimse görmüyor olabilir ama, kirâmen kâtibîn’i napıcaz? Ben nereye, onlar da benle beraber oraya! Ayrılmıyorlar benden! Peki ya ailem? Onlar da ortalıkta yok! Hani, haram bir iş de yapmıyoruz(!) sonuçta değil mi; ne olacak ki yani tanışsak, bi görüşsek. Belki elektrik alırız değil mi? Yanaşmadan da elektrik alınmaz ki ama, değil mi? Abisi babası falan da yok! Yaptığım yanlış olabilir ama, baksana hemencecik ceza da gelmiyor? Hem Allah affeder! O Gafur ve Rahim’dir.”

            Bu sözler, gidişatından da anlayabileceğiniz üzere özellikle çarşı pazar, cafe cafe, instagram ve face ’de eş arayan gençler arasında, karşılıklı husûle gelebilen yanlışlardan bir tanesi. Bu gibi daha da fazlası var, sadece bu değil yani, onlarca yanlış var insanların bilerek veya bilmeyerek içine düştüğü ve çıkamadığı. Ama dikkat ettiniz mi hiç? Bu ve benzeri bi haramı, hata ve günahı işlediğinde, Allah hemencecik işini bitirebilirdi? Peki neden bunu yapmıyor sence kardeşim? Diyelim ki; Allah’ın o kadar ‘yapma dediğini yaptın’ ve Allah’ın yasakladığı ‘sınırların dışına adımını attın’ ve atıyorsun da. Ama o sırada hemen senin önüne gökten bir yıldırım düşmüyor! Gök bile gürlemiyor ki şöyle bir irkilip kendine gelesin! “Ohh, her şey yolunda! Demek ki, kızmıyor ya benim Rabbim(!) Hem o Rahman ve Rahim değil mi, affeder!” diyorsun. Veya yalan söylüyorsun (ki Müslümanda olmaması gereken bir özelliktir), ama gökten bir bıçak veya balta gelip dilini dilim dilim yapmıyor! Zannediyorsun ki: “Allah affetti galiba! Baksana, her şey yolunda(görünüyor)!” Ya da haram yedin, üstelik haram yoldan kazandın; sonra şöyle bir göğe gözünü çevirip baktın ki, ohoo her şey yolunda! “Öyleyse kazanmaya devam!” dedin. Allah sana bir sınır çizmişti ve tabir-i caizse bize şöyle seslenmişti ki: “Ey kulum! Yemek, içmek ve bunun için kazanmak, eğlenmek, hoşça bir vakit geçirmek mi istiyorsun dünyada? O zaman bak, buraya kadar helal senin için, bundan sonrası ise yasak! Üstelik bu çizdiğim sınırın ardı sana zararlı! Hiç olmazsa zararlı olduğu seni teşvik eder ve umulur ki sakınırsın.” dedi. Ama sen her defasında baktın ki anormal bir durum yok! O zaman: “Allah affeder be! O çok Rahmân ve Rahîm’dir. Baksana, hiç ses çıkarmıyor kızmıyor benim bu halime ki, affediyor demek; ki her şey yolunda!” demeye başlıyor insan bir süre sonra.

            Peki kardeşim böyle olması; yani diyelim ki yapacağın iş esnasında polisin olmaması, tanıdıkların olmaması, insanların seni görmemesi veya görse de tanıyıp bilmemesi, onların kandırman veya kandırdığını sanman, sen defalarca ilahi sınırın dışına çıkmana rağmen her şeyin aynı sıradanlıkta ilerliyor olması, Allah’ın seni affettiği ve onun için sana ses etmediği, onun için anlık bir bela musibet göndermediğini mi gösterir? Hayır! Çünkü Allah ihmal eder erteler, ama asla ve asla ihmal etmez! “Deme; zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder! Çünkü ölüm değişmiyor kardeş!” Evet Allah çok bağışlayan, merhamet edendir. Ama kardeş ‘Allah Gafur ve Rahim’dir, hem Cehennem pek uzaktır, o kadar insandan bana sıra mı gelir?’ diye şeytan seni, Allah’ın af ve rahmetiyle kandırmasın!

            “Sana mı kaldı Allah’ın neyi affedip neyi affetmeyeceği, Allah Allah!” diyenler olabilir. Evet! “Allah, Allah! Ama kullar, kul değil!” Allah aynı Allah; Rahman ve Rahîm, Gafur, Gaffar, Tevvab!.. Ne dedin sen ne dedin? Tevvâb dedim. Yani? Tevbeleri kabul eden! Yani şöyle düşün ki: Eğer kötü bir iş yaptığında, Allah senin başına kötü bir şey getirmiyor, hemencecik işini bitirmiyor ve nefesini kesmiyorsa; o zaman Allah’ın rahmetinden ümit etmeye, Tevvâb olan Allah’tan tevbe ve nedâmet ile af dilemeye, sonra da onun Rahman ve Rahimiyyetinden günahının affını istemeye fırsatın da, yüzün de var demektir! Allah sana mühlet veriyor, bu kafeste bu ten, bu tende bu nefes oldukça! Af dileyesin diye kardeşim!

            Allah beni affetmez ki deme kardeşim! Şu an yaşıyorsan, bil ki Allah senin kendine gelmeni ve kendisine yönelmeni bekliyor! O halde, bu daveti ve fırsatı kaçırma! Bugünün tevbesini, yarına bırakma! Belki yarın olur da, sen olmazsın! Sen gayret et! Allah’ın rahmet ve merhametini, dünyada iken kazanmaya bak! Affını, kıyamet sonrasına bırakma! Şimdi affedilmek varken, bunun için tevbe etmek dururken. Ümitsizliğe, umutsuzluğa lüzum yokken! Sen sadece pişman ol, nedamet et, ısrarcı olma ve af dile vakit varken!

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları