Okul Kapısına Kilit Vurmak Şiddeti Çözmeye Yetmez!
Okul Kapısına Kilit Vurmak !

Tuna İşleyen
tunaisleyen@hotmail.com - 0
Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, yüreğimizi ağzımıza getirdi. Okul bahçelerinde silah seslerinin yankılanması, öğretmenlerimizin ve evlatlarımızın can güvenliğinin pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeğini en acı şekilde yüzümüze çarptı. Yaşanan bu vahim olayların ardından eğitim camiası, haklı bir tepkiyle 1 günlük iş bırakma eylemi yaptı. Daha da yapılacak gibi. Bir gazeteci, ama her şeyden önce bir baba olarak soruyorum: Okul kapısına kilit vurmak, bu derin yaraya merhem olur mu?
İlkokula giden oğlum eve gelip, o çocuksu ama endişeli sesiyle, “Baba okul yokmuş, okul güvenli değilmiş zaten” dediğinde durup düşündüm. Bir çocuğun zihninde okulun "güvenli olmayan yer" olarak kodlanması, eğitim sistemimiz için en büyük alarmdır. Evet, öğretmenlerimizin canı yanıyor; evet, sınıflara endişeyle girmelerini kabul edemeyiz. Ancak okula gitmemek, meydanlarda açıklama yapmak bir "feryat" olsa da, kalıcı bir "çözüm" değildir.
Peki, okula gitmeyen çocuk o gün ne yapacak? Sokağa çıkacak, eline tabletini alacak ve belki de kendisini o şiddet sarmalına iten dijital dünyanın içine daha fazla gömülecek. Bizim bugün konuşmamız gereken şey, bir iki günlük eylemlerden ziyade, bu şiddetin kaynağını nasıl kurutacağımızdır.
Çözüm, Okulun Kapısını Kapatmak Değil, İçerisini Tahkim Etmektir!
Artık "mış gibi" yapmaktan vazgeçmeliyiz. Bir iki polis memuruyla ya da göstermelik aramalarla okul güvenliği sağlanmaz.
Dijital Bataklık Kurutulmalı: Çocuklarımızı şiddete özendiren, silahı bir güç gösterisi olarak sunan oyunlar ve kontrolsüz sosyal medya içerikleriyle ilgili ailelere ağır sorumluluklar yüklenmeli.
Rehberlik Hizmeti Lüks Değil, İhtiyaçtır: Her okulda sadece evrak dolduran değil, öğrencinin ruhuna dokunan, sorunlu eğilimleri erkenden fark eden güçlü bir rehberlik kadrosu zorunlu hale gelmelidir.
Caydırıcı Yasalar: Eğitimciye yönelik şiddet, sadece "darp" olarak değil, "geleceğe kastetmek" olarak değerlendirilmeli ve infaz yasasında karşılığı en ağır şekilde verilmelidir.
Eğitimcilerimizin sahipsiz kalmadığını hissetmeye, velilerin ise evladını okula gönderirken "başına bir şey gelir mi?" diye düşünmemeye ihtiyacı var. Okullar bizim kalelerimizdir; kaleleri terk ederek değil, içindeki manevi ve fiziki güvenliği kale gibi sağlamlaştırarak bu savaşı kazanabiliriz.
Geleceğimizi şiddete teslim etmemek için, bir günlük tepkilerden çok daha fazlasına, köklü bir zihniyet değişimine ihtiyacımız var. Çünkü öğretmen okulda olmazsa, o boşluğu yarın başka karanlık odaklar dolduracaktır.
Saygılarımla,
Tuna İŞLEYEN