301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
25 Ekim 2020 - Pazar 21:08
 
Hadiselerin Rahmet Boyutu
Mehmet Gökçay
 
 

 Hadiselerin Rahmet Boyutu

            Değerli dostlar. Dünya bir imtihan kapısıdır. Bu yüzden Cenab-ı Rabbülalemin, kullarını sınamak adına başlarına çeşit çeşit hadiseler verir. Hepimizin başına sıkça gelen bu hadiselerin kader ve Rahmet boyutunu iyi okumak gerekir. Mesela başımıza gelen hastalıkların arkasında ki Rahmet boyutunu bugünkü yazımızda gelin birlikte ele alalım.            

Ey hastalık vasıtasıyla hayırlı işler yapamamaktan şikayet eden hasta kardeşim. Şükret, hayırlı işlerin en halisinin kapısını sana açan, sende bulunan hastalıktır. Hastalık sürekli olarak hastaya ve Lillah için hastaya bakıcılık yapanlara sevap kazandırmakla beraber, duanın makbul olmasına en mühim bir vesiledir. Evet hastalara bakmanın ehli İman için mühim sevabı vardır. Hastaların keyfini sormak, fakat hastayı sıkmamak şartıyla ziyaret etmek, sünneti seniyedir, kişiye keffaretüz zünubtur, yani: Kişinin günahlarının affına vesile olur. Hadiste vardır ki: "Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür." Özellikle hasta, akrabadan olsa, hususen anne ve baba olsa, onlara hizmet mühim bir ibadettir, mühim bir sevaptır. Hastaların kalbini hoşnut etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer. Bahtiyardır o evlat ki anne ve babasının hastalıkları zamanında, onların hassas olan kalplerini memnun edip hayır dualarını alır. Evet hayatın içinde en muhterem bir hakikat olan anne ve babaların şefkatlerine mukabil, hastalıkları zamanında kemali hürmet ve şefkat ile mukabele eden o iyi evladın vaziyetini ve insanlığın ulviyetini gösteren o vefadar tabloya karşı, hatta melaikeler dahi maşallah barekallah deyip o kişiyi alkışlıyorlar. Evet hastalık zamanında, hastalık elemini hiçe indirecek gayet hoş ve ferahlı, etrafında görünen şefkatlerden ve acımak ve merhametlerden gelen lezzetler vardır. Hastanın duasının makbuliyeti, ehemmiyetli bir meseledir. Ben uzun bir süredir, bende bulunan bir hastalıktan şifa için dua ediyordum. Ben şunu iyi anladım ki, hastalık kişiye dua için verilmiş. Dua ile duayı, yani dua kendi kendini kaldırmadığından anladım ki, duanın neticesi uhrevidir, kendisi de bir çeşit ibadettir ve hastalık ile mümin acizliğini anlayıp dergahı İlahiye ye iltica edip, Rabbine sığınır. Onun için uzun zamandır şifa için dua ettiğim halde, duam görünüşte kabul olmadığından, duayı terk etmek kalbime gelmedi. Zira hastalık, duanın vaktidir. Şifa, duanın neticesi değildir. Belki Cenab-ı Hakim-i Rahim şifa verse, Fazlından verir. Hem dua, istediğimiz tarzda kabul olmazsa makbul olmadı denilmez. Halık-ı Hakim her meseleyi daha iyi biliyor, menfaatimize hayırlı ne ise bizlere onu verir. Bazen dünyaya ait dualarımızı, menfaatimiz için ahiretimize çevirir, öyle kabul eder. Her ne ise. Hastalık sırrıyla halislik kazanan, hususen zaf ve acizlikten ve ihtiyaçtan gelen bir dua kabule çok yakındır. Hastalık böyle halis bir duanın medarıdır. Hem dindar olan hasta, hem hastaya bakan müminler de bu duadan istifade etmelidirler.

 
Etiketler: , Hadiselerin, Rahmet, Boyutu,
Yorumlar
Haber Yazılımı