Yazı Detayı
06 Haziran 2017 - Salı 13:38
 
GURBETTEKİ KÜTAHYALI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ BİR OLUNMALI
İsmail Taşcıoğlu
 
 


Almanya’da kurulu bulunan Berlin Türk Cemaatini ziyaret eden Japon bir gazeteci şu tespiti yapıyor. Bir Türk, üç Japon'a bedeldir. İki Türk bir Japon'a bedeldir.Ama, üç Türk hiç bir şeydir. Birlik -beraberlik açısından yaptığı bu tespitin üzerinde düşünmek lazım.Japon gazeteciye bu tespiti yaptıran, Berlin'de Türklerin kurduğu dernek sayısının iki yüz seksen adet olmasıdır. Herhangi bir derneğe mensup kişilerin bir şeyleri bahane ederek onar, on beşer kişilik derneklere ayrılması sonucu çoğalmıştır. Bunun adına sivil toplum örgütü sayısının artması olarak bakmak yanlış olur. Bu birlik beraberlik ruhunun taşınmadığının göstergesidir. 
Memleketimizin her şehri her karış toprağı bizimde olsa hemşehrilerimizin Kütahyamızı gurbette temsil ederek kültürümüzü diğer şehirlere taşıması, oralara bizim memleketimizin dokusunu götürmesi mutluluk verici değimli? Mademki bu olay mutluluk verici bir olayasa Gurbetteki hemşeri derneklerimiz niye harekette birlik sağlamıyor Kütahya merkezli bir birlikteliğe tüm kuruluşlarımızı davet ederim 
siyaset nezaket kuralları içerisinde yapılmasın Farklı partilerde olmakla birbirimizin düşmanı olmadığımız bilinsin, STK’ların ülkenin birliği bütünlüğü için gerektiğinde sesini yükseltmesi gerekir. bu devleti şehitlerimize borçlu olduğumuzu belirterek birlik beraberlik çağrısı yapıyorum. Ülkenin geçmekte olduğu zor dönemle ilgili olarak yitirmeye başladığımız sevgi, hoşgörü ve kardeşlik duygularının yeniden tesis edilmesi gerekir. etnik veya inanç temelli ayrıştırma yerine sevgiyi, hoşgörüyü koyabilme iradesine sahip olduğumuzu, geçmişte bunu başardığımızı ve yine başaracağımızı ifade ederim.
Kendimi bildim bileli duyduğum en önemli çağrı birlik beraberlik çağrısıdır. Ata sözlerine baktığımızda atalarımızın da ihtiyaç duyup söylediği çok sayıda birlik-beraberlik mesajlı sözleri var. Her Ramazanda, kandilde Diyanet İşleri Başkanı, “birlik ve beraberlik zamanıdır” diye başlayan alışılan konuşmasını yapar. Bayramlarda Devlet idarecileri, din adamları bu çağrıyı yapar. Bu konuda yazılar yazılır.Hutbeler okunur. Siyasetçilerin parti içinde yaptıkları istisnasız her konuşmada bu mesaj var. Doğal afetler karşısında mülki idare amirleri vatandaşı bu konuda uyarır. Bitip tükenmeyen birlik beraberlik zamanı, her gün başka biçimde ihtiyaç duyduğumuz sosyal uyarı olarak karşımıza çıkar.
  Dernekler, birlikteliği, dayanışmayı, yardımlaşmayı, kültürel varlıkları ortaya çıkarıp yaşatma ve geliştirmeyi amaçlarlar. Üyeler ve hem şehriler arası iletişim kurarlar. Projeler üretir, hayata geçirme çabası gösterirler. Bu görevlerini yerine getirmek adına Gurbette yaşayan Kütahyalı olup birbirini tanımayan hemşehrilerimizin dayanışma, kaynaşma ve yardımlaşmayı artırmak, Kütahyalı olup gurbette doğmuş evlatlarımıza Kütahya kültürünü tanıtmak, ülkemizin birlik ve bütünlüğünün korunmasına katkıda bulunmak için  Bizim doğup büyüdüğümüz yöremize borcumuz var diyen dernek başkanlarımla ilerleyen yıllarda da bu faaliyetlerin Kütahyalılar dayanışma ve kaynaşma günü olarak sürmesini arzu etmekteyiz.Bizi biz yapan değerlerimizi yaşatmak tüm hemşerilerimizle birlik olup hiç bir ayrım yapmadan zorda olan hemşehrilerimizin yanında bir ve birlik olmak için var olmalıyız. Hiç kimse güzel duygularla iyi niyetlerle çıkılan bu yolda başka niyetler aramasın. Tam tersine herkes 7 den 70'e derneklerimizin bu faaliyetlere destek verip kucaklamaya çalışsın. Unutmayalım ki bu derneklerimizin yönetim kurulları ve üyeleri şahısları için değil tüm Kütahyalı hemşehrilerimize hizmet için hiç bir beklentileri olmadan kendilerinden fedakarlık ederek bu çalışmaları yürütüyorlar, sizlere de bu fedakar kardeşlerimizi sonuna kadar desteklemek düşer. Ben diye başlayan cümleler kibrin, sen diye başlayanlarsa ukalalığın göstergesidir. Allah hak edenlere "biz"le başlayan cümlelerle gönül rahatlığı içinde yaşamayı nasip etsin. Memleketimizin her şehri her karış toprağı bizimde olsa hemşehrilerimizin Kütahyamızı gurbette temsil ederek kültürümüzü diğer şehirlere taşıması, oralara bizim memleketimizin dokusunu götürmesi mutluluk verici değimli
Ülkemizde ve bölgemizde memleket ile aile, akrabalık ilişkileri, manevi dinamikleri de harmanlayarak aynı coğrafyada sosyal gelişimini devam ettirmiştir.
Dolayısı ile hemşericilik aynı anlamda memleket olgusuna ve toplumu oluşturan temel çekirdeğe yani aileye sahip çıkmak olarak da algılanabilir.
Hemşeri olmak veya hemşeri ilişkilerinizi korumanız neyi ifade ediyor?
Aynı topraklara aidiyet mi, aile bağlarımız mı, karakteristik özellikleriniz mi, uyumlu birliktelikler mi, ortak ilgiler, yakın idealler mi?
Ya da hemşericilik anlayışınızın faydalı/zararlı dönüşümleri hayatınızı ne kadar etkiliyor?
Faydacı yaklaşımların sunulduğu hemşericilik olgusuna bireysel veya toplumsal yaşatma alanları açan kurumlarımız olmalı mı?
Bütün bu sorulara kişisel olarak cevaplar verebileceğiz gibi toplumsal olarak da cevapları verilecek merkezlerin bulunması ve bireye bir şekilde indirgenecek çalışmaların yürütülmesi gerekli diyorsanız, hemşeri derneklerinin mevcudiyeti sizin için bir anlam ifade etmelidir.
Soyut, hayallerle örülü, içi boş sloganik söylemlerin yerine gerçekçi, yakın/uzak vadeli uygulanabilir faydalı projelerin yürütüldüğü somut faaliyetler; hemşericilik olgusunun yaşatılmasına sebep olacaktır.
Bu anlamda hemşeri dernekleri; düzenli sosyal hayatın bir parçası, aile/ata/toprak bağlarının köklerini sağlamlaştırdığı mekânlar, gelenek ve görenekleriyle milli manevi değerlerin korunduğu merkezler olmalıdır.
Bu kurumların üyesi bireyler/hemşeriler yukardaki soruları zaman zaman düşünerek toplumsal statüdeki yerini belirler. Aldığı cevaplar, sunulan hizmetler veya gösterilen hedeflere göre katılır/katılmazlar.
Hemşeri derneklerinin yöneticileri, yönetime geldiklerinden itibaren bu sorulara/sorunlara cevap veya çözüm üretmeli, doğru ve gerçekçi adımlar atmalıdırlar. Aksi halde ortada ne hemşericilik ne de hemşeri kültürü üzerinden gelişecek bir toplum kalır.
Yönetici kadrolar bu açıdan çok önemlidir. Hemşeri derneklerinde yönetime talip olanlar; emekliliklerini değerlendirmek için değil, politik olarak bir yere gelebilme hırsıyla, makam mevki veya iş geliştirme azmiyle değil, ben bilirim başkası bilmez egosunu tatmin için değil, ekip ruhuyla, modern normlarla kültürel geçmişi harmanlayıp, kurumsallaşarak başarıları geleceğe taşımaya niyetli kişiler talip olmalıdır.

 
Etiketler: GURBETTEKİ, KÜTAHYALI, SİVİL, TOPLUM, ÖRGÜTLERİ, BİR, OLUNMALI,
Yorumlar
Haber Yazılımı