301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
28 Mart 2020 - Cumartesi 15:42 Bu yazı 167 kez okundu
 
Gündeme dair
Mehmet Gökçay
 
 
 GÜNDEME DAİR
Değerli dostlarım malumunuz üzere iki bin yirmi yılına girdik gireli dünya üzerinde bir türlü sıkıntılar, kederler, dertler bitmek bilmiyor. Biz müminler olarak şuna kesin olarak iman etmişiz ki Yüce yaratıcımızdan izinsiz bir yaprak bile kımıldamaz.Sebepler ne olursa olsun, sebeplerin arkasında kesin hükmü ile kadere yön veren, mutlak Kudret sahibi Rabbimiz cc vardır.Sebepler, dünya imtihanı nedeni ile Rabbimizin Kudretine aklın nazarında bir perdedir.Ama tevhid ve Celal’de bizlerden şunu ister ki, insanlar imanları ile sebeplerin arkasında bulunan Yaratıcıyı görsünler.Demek ki sebeplerin bir şeyin oluşmasında hiç bir tesiri yoktur. Şimdi biz insanlar olarak kadere hangi fiilimiz ile fetva verdirdik ki başımıza bu hadiseler  geldi? Bu manayı iyi tefekkür etmemiz lazım.Cenab-ı Allah’ın cc bize verdiği nimetlerin fiyatı şükürdür.Şu bir gerçek ki, bizler o gereken şükrü hakkıyla yerine getiremedik.Evet gereken şükrü yerine getiremediğimiz gibi, yapılan zulümler ile, isyanlar ile gadab-ı İlahiye’yi üzerimize celp ettik.Yer yüzünde de işlenen zulümler ile, yapılan tahribatlar ve Yüce Yaratıcıyı inkar etmek ile insanlık tam tokada kendini müstehak etti.Elbette bir parça bu tokatlardan bizlere de sıçrayacaktır.Bu manayı teyiden Cenab-ı Hak cc Kur’an-ı Kerimde bizlere hitaben buyuruyor ki:’’öyle bir musibetten çekininiz ki geldiği zaman zalimlere mahsus kalmaz, masumlar ve mazlumlarda içinde yanar.’’ Efendimiz sav bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki: ‘’Hatta denizin dibinde ki balıklar dahi günahkâr ve zalimlerden şikâyet ediyorlar ki,onların yüzünden yağmur kesilir hatta bizimde nafakamız azalır.’’ Derler.Evet bu zamanlarda öyle zulümler ve günahlar oluyor ki rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor. Malda, rızıkta hileler, çoğu değerlerimize haram karıştırmalar ve şükürsüzlük gibi haller ile merhamete iskihkamızı kaybettik. Düşünsenize Yüce yaratıcımız Kabe başta olmak üzere, camilerde bile müminleri görmek istemiyor.Sebepler her ne olursa olsun sonuç olarak şu mana çıkıyor ki: Sebeplerin arkasında bulunan Mevlamız cc bizi ibadet hanelere bile almıyor. Demek yukarıda bahsettiğimiz hallerimiz Kudreti sonsuz Rabbimizi cc çok kızdırmış ki bizlere verdiği musibetler cezayı amel bir azaptır.Bu gelen musibetlere karşı ağlamakla, hüzün ve kederle, niyaz ve hazinane yalvarmakla ve pek ciddi pişmanlık göstererek tövbe-i istiğfar ile karşılamak gerekmektedir. Tüm bunların yanında, sünneti seniye çizgisinde yaşayarak tam bir kulluk ile Dergâh-ı İlahiye’ye sığınmak lazımdır.Evet değerli dostlarım, musibet işlenen suçun neticesi, gelecek mükâfatın mukeddemesi yani başlangıcıdır.Şimdi sabır zamanıdır. Biz müminlere düşen vazife, devletimizin aldığı ihtiyat tedbirlerine harfiyen uymak olacaktır. Şartlar neyi gerektiriyor ise ona uygun tavırlar almak bize yakışan en kâmil bir davranıştır. Gerekiyor ise evlerimizden dışarı adım bile atmayarak bu musibetin erken savuşturulmasına fiili duamız ile yardımcı olalım.Büyük zatların kendilerini uzlet haneye kapatıp ibadet ile vakit geçirerek Rabbi’ne cc kulluk ettikleri gibi, bizler de evlerimize çekilip, nefis muhasebesi yaparak Rabbimize yakınlaşmaya bu hadisleri bir fırsat bilelim inşallah. 
 
Etiketler: Gündeme, dair,
Yorumlar
Haber Yazılımı