301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
03 Aralık 2020 - Perşembe 00:51
 
Aile içi huzursuzluk -5-
Abdussamet Öztan
 
 

               Aile içi huzursuzluk -5-

O kadar çok konu var ki, aile içi huzursuzluklarla alakalı çözümlenmek için işlenmeyi bekleyen. Bu hafta, hangisini konuşalım diye düşünüyordum ki; bu haftanın konusunu seçebilmemde yine bana gelen son mesajlar belirleyici oldu. Evde hiç bitmeyen, her gün seri halinde devam eden tartışmalar… Bunlar evlilikleri ve özellikle de çocukları etkiliyor. Peki çözümü yok mu bu tartışmaların, sular hiç durulmaz mı? Durulur inşaallah, önce sabır!

İlk önce eşlerden başlayalım: Aile, tesbih gibidir. Eşlerin her ikisi ise, imamedir. Biri gündüz diğeri de gece, nöbet misali bu imameliği devam ettirirler. Çünkü tesbihi bir arada tutan, birbirileridir. Öyle olmak durumundadır çünkü. İşte bazen bu tesbihi koparabilecek, bardağın son limitini doldurabilecek zamanlar olabiliyor hayatta. Ama bu zamanlarda; tesbih kopsa bile her kopuşunda onu yeniden toplayıp, bir imame misali yek ve bir arada tutmak, yine eşlerin elinde! O da, o anda göstereceğiniz “devamlı SABIR!” ile mümkün. Demesi kolay ama, deyivermesi zor gelen bir eylem bu. Ama bu madem ki zor gelebiliyor, gelin en azından “deyivermesini” daha da kolaylaştırabilir mahiyette, bu işin bir sırrını aktarayım size. Ne mi o sır? “ALLAH için sabretmek!” O’nun için göstereceğiniz sabır, zaten direkt skoru sizin lehinizde 1-0 öne atıyor, şeytanla olan ezeli rekabetinizde.

 

Diyelim ki tartışmaya sebep, hatırlatılmasına rağmen unutarak da olsa eşlerin tekrarladığı bir/birkaç hata olabilir. Bunlar, genellikle tartışmaların kaba inşaatını teşkil ediyor. Sıtkı Aslanhan hocamın dediği gibi; Mükemmel olmak durumunda değiliz. Çünkü insanız değil mi? Hata yapmak, insanın fıtratında var. Lakin, yapılan hata eğer hayati bir durumla neticelenme ihtimali olan bir mesele değilse, o zaman bazı meseleleri eşler başa kakıp durmak yerine; bir-iki defa söylenmesine rağmen yine tekrarlanan hatalar için, bunların neticelerini görüp kendisi farkına vararak doğruya ulaşabilmesi için eşlerin birbirine fırsat tanıması gereklidir. Paldır küldür doğruluk abidesi kesilmeyelim evimizde. Bu, bazen bir eşyanın doğru yere konulup kaldırılmasından tutun da eve alınan yanlış bir ev gerecine varıncaya kadar, her şeyden kaynaklı olabiliyor. Sudan sebep deriz ya, işte o misal. Ama sonuçta, hayati bir mesele değil yani; bir nesne yanlış bir yere konulsa veya eve lazım olmayan bir şey alınsa, bunlar dünyanın da hayatın da sonu değildir! Lakin, eşler arasında beslenip büyütülmeye devam ettiğinde o evliliğin canına okuyabilir, Allah korusun. Diyelim ki bu hata, hayati bir konuda olsun. Mesela; değişen hava şartlarına göre giyimine pek dikkat gösteremeyen bir eş düşünelim. Eşlerden biri şefkati gereği, diğerine bu konuda dikkatli olması gerektiğini bir-iki defa hatırlatıyor. Fakat eşi, ‘tamam’ deyip yine soğuklarda yazdan kalma bir halde geziyor hala! :) Bu durumda, “sana kaç kere dedim hasta olacaksın” gibilerinden veryansın edip, hele her Allah’ın günü gündeme getirmeyin bunları. Yanlış anlamayın ama, kendi haline bırakın! Bırakın ki kendisi üşütür veya hasta olursa, işte o zaman deneyimleyerek farkına varabilsin bu sözünüzün nereye baktığının. Aslında hata da değildir bu, ama gelin görün ki şefkat görünen şeyler, bazen azap olabiliyor evliliklerde.

 

Tartışma konusu, bazen söylenilen bir sözün yanlış bir manaya çekilmesi de olabiliyor. Napolyon’un “bana kabil-i tevil olmayan bir söz getirin, sizi o söz ile idam edeyim” dediği gibi, hangi söz veya hata vardır ki; tevillerle, yanlış anlaşılmalarla hayatı acılaştırmasın? Ama şuna da dikkat gereklidir: Yanlış bir mana çağrıştırabilecek olan bir sözün, dikkat edilmeden bir anda sarf edilmemesi gereklidir eşler arasında. Hani demiş ya “söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz” diye Yunus Emre. Elbette ki, eşler birbirine hakkı da doğruyu da aktarmalıdır. Lakin, şu noktayı kaçırmamalıdır: “Senin üzerine hakdır ki her dediğin doğru olsun, fakat her doğruyu demek doğru değildir.” (Bediüzzaman) Hele ki doğru zamanlama ve seste doğru tonlama, çok ehemmiyetli dostlar! Ama bu, hiç tartışılmayacak demek de değildir. Yani şimdi, tartışma var, tartışma var! Tabi aile içi, eşler arasında olan tartışmaların rengi, genel itibariyle bir açık oturum veya fikir alışverişi modunda olmaktan ziyade, bir boks müsabakası misali karşılıklı sadmelerle, dillerden gelen sağ ve sol kroşelerle eşlerin gönlüne bir ok misali saplanabilmekte çünkü. Hani çözüme götürücü olsa neyse, lakin bu müsabakaların kazananı hep şeytan oluyor nedense! Ringten mağlup ayrılanlar ise, hep eşler oluyor. O sebeple, eşler öncelikli olarak; hele ki kızgın anlarında veya moral olarak eksilerde oldukları günlerde, mümkünse pek bir kelam etmemeye çalışsınlar evde. Tartışma olduğu zamanlarda ise, eğer ki hayati bir konu değilse lütfen ertelesinler. Ama hani “senle konuşacak halim yok, bir de sana laf anlatamam şimdi” gibilerinden değil! “Bugün biraz canım sıkkın/moralimi bozan şeyler var, lütfen bununla alakalı sonra konuşalım. Oldu mu?” şeklinde rica etmeyi deneyin.

 

Bir de sizinle beraber yaşayan ve sadece etten kemikten ibaret olmayan, taşıdığı ruhuna sizin her haliniz ya yara ya da merhem olan canlılar var evin içinde: “Çocuklarınız”. Tartışmalar, haliyle biraz yüksek desibelde olabiliyor. Ama, her halükarda; kundakta, 3-5 yaşında veya lise çağında bile olsa çocuklarınızın yanında ASLA ve KAT’A tartışma konusunu gündeme getirmeyin. Gündemi değiştirin! Onların olmadığı bir zaman ve mekana MUTLAKA erteleyin tartışmalarınızı! Hatta, birbirinizin ailesi hakkında bile olumsuz eleştiride bile bulunmayın! Çünkü onlar; sizin sözlerinizden çok, izlerinizi takip ederler. Bana gelen mesajlardan gözlemlediğim kadarıyla bu durumlardan en çok şikayetçi ve en etkilenen kesim; maalesef ki çocuklar. Ailelerinin bu bitmeyen tartışmalarından dolayı, artık tartışmasız bir hayata özlem duyan, okuluna ve hayata küsen; hatta hayatına bile devam etmek istemediğini yazan çocuklar var. Bu mesajlar, inanın o kadar çok ki!.. :( Siz, belki o anki alafınızla etrafınızdakilere kör-sağır-dilsiz kalabiliyor ve onlar aldırış etmiyor sanıyorsunuz. Ama, öyle değil işte! Çocuklarınızın farkına varın! Ne olur! En azından, yine “ALLAH için!” Çünkü çocuklar için, her sözünüz ya kalbine merhemdir ya da ok misali saplanır yüreklerine.

 

Son olarak da, hatırlamakta fayda görüyorum ki: Sorunsuz aile yoktur! Sorunların çözümlenemeyeceği sanılan aileler vardır sadece. Selametle…

 
Etiketler: , Aile, içi, huzursuzluk, -5-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Şubat 2021
Bana mı sordu yaratırken?
18 Şubat 2021
Ben bu hatayı nasıl yaptım? (#sıradışı)
11 Ocak 2021
Özgüven eksikliğim var, ne yapabilirim?
29 Aralık 2020
Aile içi huzursuzluk -6-
16 Aralık 2020
Yağmur duası mı hava tahmini mi?
15 Kasım 2020
Aile içi huzursuzluk -4-
08 Kasım 2020
Aile içi huzursuzluk -3-
13 Ekim 2020
Aile içi huzursuzluk -1-
31 Ağustos 2020
Evlatlarımızı zehirliyorlar
09 Temmuz 2020
Sosyal medyaya kısıtlama
22 Haziran 2020
Ailem çok üstüme geliyor! (#evdekal -5-)
06 Haziran 2020
YKSye hazırlananların hali ne olacak? (#evdekal -4-)
06 Haziran 2020
Dünyanın sonu mu geliyor? (#evdekal -3-)
23 Nisan 2020
Covit - 19 Kıyamet Alameti mi? (#evdekal -2-)
19 Nisan 2020
Hangi Haberlere inanalım (#evdekal -1-)
28 Mart 2020
Tavşanlı'da Korona virüs var mı?
26 Ocak 2020
Depremler neye işaret
21 Ocak 2020
Böyle dua etmeyi dene
16 Aralık 2019
Hastaya Şifa Derde Deva Burada
14 Ekim 2019
Barış Pınarı için
03 Ekim 2019
Depremler neye işaret
03 Ekim 2019
Herşey tersine döndü
19 Ağustos 2019
Kendine format at!
04 Ağustos 2019
Kafanı kullan !
16 Haziran 2019
YKS Sonrası
16 Haziran 2019
Yarın çok geç olabilir
14 Nisan 2019
Mal mısın oğlum
07 Nisan 2019
Evlilik Kader midir?
17 Mart 2019
Yeni Zelanda olay perde arkası
15 Mart 2019
Asıl seçim başlıyor
19 Şubat 2019
Neden Sadece Ortadoğu'da?
12 Şubat 2019
Altın mı Bakır mı ?
21 Ocak 2019
Evlenmek isteyen gençlere taktikler
08 Ocak 2019
Allah beni önemsemiyor !
11 Aralık 2018
Yine kış geldi çattı!
04 Kasım 2018
Allah işi karışmasa inşallah
14 Ekim 2018
Ötüyor mu bu telefonlar
11 Ağustos 2018
Allah diyen karpuz
30 Temmuz 2018
Risk altındasınız farkında mısınız ?
30 Temmuz 2018
BÖYLE YORUM MU OLUR ?
18 Temmuz 2018
Temmuz 15 Destanı
11 Temmuz 2018
Çocuk istismarı, çocuk kaçırma, kısas ve idam!
02 Temmuz 2018
Dünya'nın en çok kar getiren işi
25 Haziran 2018
Akıllı ol bu fırsatı kaçırma
03 Haziran 2018
Teravih Sünnet mi Değil mi_?
13 Mayıs 2018
BU KEZ ORUÇ SENİ TUTSUN
07 Mayıs 2018
Ben ona günahımı vermem
23 Nisan 2018
Dinci=OUT, Dindar=IN
13 Nisan 2018
NEDEN ENGELLİYİM SUÇUM NE?
12 Nisan 2018
Dine ne gerek var
04 Nisan 2018
Bu adamın suçu ne?
31 Mart 2018
Bu adamın suçu ne?
13 Mart 2018
HESABI KİM ÖDEYECEK
28 Şubat 2018
VERMEYİNCE MABUD
19 Şubat 2018
İMAMIN YAPTIĞI ŞOK HAREKET
05 Şubat 2018
Allah ile kul arasına girilmez !
28 Ocak 2018
Şeytan nasıl HACKLENİR ?
28 Ocak 2018
CEPHEYİ TERK ETMEYİN
07 Ocak 2018
Allah'ın Namazıma ihtiyacı mı var?
26 Aralık 2017
YILBAŞI DEMİŞKEN
03 Aralık 2017
YİNE KIŞ GELDİ
12 Kasım 2017
Neden hep ben hastayım ?
06 Kasım 2017
Seviyor mu Sevmiyor mu ?
29 Ekim 2017
Güneş'in Faturasını Ödediniz mi?
04 Ekim 2017
Doğru yolu buldum ya çıkarsam
26 Eylül 2017
Haydi Bakalım Vira Bismillah
19 Eylül 2017
Nasıl Olsa Allah Affeder (mi)
26 Ağustos 2017
Kurbana ne gerek var
19 Ağustos 2017
Tesettüre ne gerek var
19 Ağustos 2017
Tesettür zor geliyorsa
09 Ağustos 2017
Allah'ı ispatla diyene kılı. çekti!
01 Ağustos 2017
Evladım cehennem dibine gitsin !
25 Temmuz 2017
Yalan Söyleyenin Feci Akıbeti
15 Temmuz 2017
Temmuz 15 Destanı
08 Temmuz 2017
İbadetlerimde devamlılık olmuyor
18 Haziran 2017
Perdeyi arala şavk gelsin
11 Haziran 2017
Kadir Gecesi Ne zaman ?
28 Mayıs 2017
BUNU YAPARSAN ORUCUN BOZULMAZ
23 Mayıs 2017
Abdussamet Öztan kimdir
19 Mayıs 2017
DÜNYA BU !
14 Mayıs 2017
Kopya çekme teknikleri
06 Mayıs 2017
NAMAZDAN ZEVK ALAMIYORUM İSTEKSİZİM BIRAKSAM MI ?
23 Nisan 2017
Kadınları Dövün Namaza Yaklaşmayın
27 Mart 2017
Bediüzzaman'ın gerçek yüzü
19 Mart 2017
Başkasının günahına ağlayan Adam !
14 Mart 2017
Günay benim, suç kimin?
07 Mart 2017
Ben özgürüm bana kimse karışamaz (!)
27 Şubat 2017
Kaderimde varsa, benim suçum ne
25 Şubat 2017
İsyankarım, günahkarım.. Perişanım!
16 Şubat 2017
Fazla kurcalama, kafayı yersin (!)
06 Şubat 2017
En güzel 14 Şubat Hesiyesi
29 Ocak 2017
Kur'an Neden Arapça ?
15 Ocak 2017
Daha erken mi yoksa ?
12 Ocak 2017
Pil zayıfsa böyle şarz edin
03 Ocak 2017
Elhamdülillah Müslümanız
25 Aralık 2016
KAFİRE EBEDİ CEHENNEM, BU NASIL ADALET ?
25 Aralık 2016
KAFİRE EBEDİ CEHENNEM, BU NASIL ADALET ?
13 Aralık 2016
Peygambere ne gerek var....
29 Kasım 2016
Hiç ölmeyecek gibi
06 Kasım 2016
Elalem Ne Derse Desin
06 Kasım 2016
Lezzet Sırları
12 Ekim 2016
NE KADAR KÖFTE O KADAR EKMEK
26 Eylül 2016
Ateist VS MÜSLÜMAN
26 Eylül 2016
Bu sefer olacak
29 Ağustos 2016
Dizi ve TV izlerken dikkat
29 Ağustos 2016
Dünyanın en kârlı işi
29 Ağustos 2016
Gelsin Yüzüne de söylerim
13 Ağustos 2016
Ben Bilmem Şeyhim Bilir
27 Temmuz 2016
Kim Bu Nurcular
20 Haziran 2016
Orucu Neler Bozmaz ?
10 Haziran 2016
DUALARIM NEDEN KABUL OLMUYOR ?
13 Mayıs 2016
FLÖRT HARAMSA NASIL EVLENECEĞİZ
17 Mart 2016
Resmileşti Dikkat !
09 Mart 2016
O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ;
23 Şubat 2016
BU KADAR NANKÖRLÜK OLMAZ
15 Şubat 2016
YGS Öncesi Okunmuş Yazı
Haber Yazılımı